Quantcast

Monthly Archives: Ekim 2010

Elektrikli araçları 20 dakikada şarj edecek

Enerji verimliliği teknolojilerinde dünyanın önde gelen firmalarından İspanyol Circutor’un Türkiye’deki ortağı ECT Grup, İstanbul Büyükşehir Belediyesi şirketi İstanbul Enerji AŞ ile Türkiye’deki elektrik şarj istasyonlarını kurmak için protokol imzaladı. İstasyonlarda, şimdiki teknolojiyle 20 dakikada şarj yapılabilecek.

Ön ödemeli çalışacak istasyonlarda iPhone ve Blackberry ile dolum yapılabilecek. Alışveriş merkezleri otoparklarında, açık-kapalı otoparklarda, rezidanslarda ve özel büyük sitelerde de istasyon açılması planlanıyor.

ECT-Circutor Türkiye olarak elektrik şarj istasyonlarının satış ve kurulumlarına başladıklarını söyleyen ECT Grup Satış Müdürü Cem Kır, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Saraçhane otoparkındaki elektrikli araç şarj istasyonu kurulumunu gerçekleştirdiklerini, projenin devamı niteliğinde İSKİ Kadıköy açık otoparkında bir şarj istasyonu daha kuracaklarını açıkladı. Şu an dünyada 3 bin adet genel kullanıma hitap eden elektrik şarj istasyonu bulunduğuna işaret eden Kır, “Dünya elektrikli araçlara odaklanmış durumda. 5 yıl sonra dünyada 6 milyon elektrikli araç olacak. Türkiye ona göre plan çizmeli.” uyarısında bulundu. 2012 yılında Türkiye’de hibrid (melez) ve elektrikli 15 bine yakın araç olacağının öngörüldüğünü vurgulayan Kır, bu piyasada üretim kısmında da yer alınması halinde ciddi bir istihdam oluşturulacağını ifade etti. Sektörde yapılan araştırmaya göre 2015-2020 yılları arasında dolaşımda olan araçların yüzde 10’u elektrikle çalışacak. Türkiye’de ise 2015 yılında 150 bin elektrikli araç üretilmesi planlanıyor. “Bu rakam sadece otomobil için geçerli.” diyen Kır, 2030 yılında dünyadaki motorlu tüm araçların yüzde 40’ının elektrikle çalışacağının tahmin edildiğini kaydetti. İspanyol ortakları Circutor ile Türkiye’nin hızla gelişen ülkeler arasında yer almasını istediklerini, bu sebeple Circutor’ün teknolojilerini Türkiye’de imal etme ve ihraç etme konularında bazı planları bulunduğunu söyleyen Kır, “Bu sebeple istihdamda artışa gitmeyi planlıyoruz.” dedi.

Türkiye pazarında 2020 yılında 100 aracın 10’unun elektrikli araç olması öngörülüyor. Normalde bir elektrik şarj istasyonu kurmanın maliyeti ise 2 bin 500 Euro ile 9 bin Euro arasında değişiyor. Amerika’da şu an çalışan 60 binden fazla hibrid ve elektrikli araç yollarda seyrediyor. Avrupa da ‘temiz enerji’ hedefleri doğrultusunda bir an önce değişimi başlatmak istiyor. Bu sebeple sadece İspanya hükümeti tarafından yürütülen Project Movele kapsamında, Barcelona ve Madrid şehirlerinde 2011 yılı ilk çeyreği sonuna kadar 500 şarj noktası (150 adeti tamamlanmış), 1.000 elektrikli araç, 1,1 milyon Euro inşaat altyapı yatırımı planlandı. Tamamen hükümet kaynaklarıyla oluşturulan proje, mevcut istasyonların 500 adetinin Circutor tarafından kurulduğuna işaret eden Kır, Türkiye’nin de İspanyol şirket için önemli bir pazar olduğunu söyledi.

ZAMAN

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Auto Show’da bugün neler oldu?

”13. Uluslararası İstanbul Otomobil Fuarı Auto Show 2010”da firmalar hangi modellerini sergiledi?

RENAULT, ELEKTRİK MOTORLU FLUENCE İLE ZOE, RENAULT LATITUDE VE MEGANE COUPE CABRIOLET MODELLERİNİ SERGİLİYOR

Renault, İstanbul Auto Show’da elektrik motorlu Fluence ile Zoe, Renaiult Letituda ve Megane Coupe modellerini sergiliyor.

Otomobil tasarımında ve kullanımında yeni bir çığır açan Renault, yepyeni tasarımlarını ve herkes için kullanımda sıfır salımlı ulaşım olanağının sunulmasını sağlayan tek çözüm olan yüzde 100 elektrik motorlu araç modellerini Autoshow 2010’da otomobilseverlerle buluşturuyor.

Türkiye’de ilk gösterimleri gerçekleştirilecek Renault’nun yüzde 100 elektrik motorlu modelinin ilkinin Türkiye’deki üretimine önümüzdeki yıl başlanacak. Bu kapsamda Fluence Z.E. ve Zoe Preview modelleri üretilecek.
Türkiye’de Şubat 2011’de ticarileştirilecek Renault’nun yeni orta üst sınıf sedanı Latitude ve Nisan, önümüzdeki yıl satışa sunulacak. Megane Coupe Cabriolet de Autoshow 2010’da ilk kez Türk tüketiciyle buluşuyor.
Renault markasının değişimini yansıtan Yeni Megane HB modelinin yepyeni bir versiyonu olan Sport Edition, Megane Coupe, Megane Sport Tourer, Laguna Coupe, Grand Scenic, prestijli bir model arayışında olan tüketiciye yönelik olarak tasarlanan Fluence, Bold adı verilen yeni bir versiyonuyla ayrıca Renault’nun ilk 4×4’ü Koleos, 3 kapılı özel seri Clio S, Clio Grand Tour otomobilseverlerin beğenisine sunuluyor. Ayrıca Kangoo Chromline ve Trafic Passenger da Renault standında tüketici gösteriliyor.
Renault standında konuşan Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar, elektrik motorlu Fluance’nin 2010 yılının sonundan itibaren Türkiye’de üretileceğini anımsatarak, bu otomobilin Türkiye’de üretilmesinin çok önemli olduğunu belirtti.
Elektrik motorlu otomobillerin kullanımının yaygınlaştırılmasına ilişkin İstanbul ve Ankara Büyükşehir belediyeleri ile işbirliği protokolleri yapıldığını dile getiren Aybar, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin elektrikli Fluence siparişi verdiğini bildirdi.

DACİA’DAN, FABRİKA ÇIKIŞLI LPG’Lİ MODELLER

Autoshow 2010 Dacia standının bu sene 2 yıldızı olacak. Bunlardan biri geçtiğimiz Nisan ayında lansmanı yapılan ve özellikle SUV segmentindeki ezberleri bozan Duster olacak.
Duster, lansmanından bu yana bin 500’e yakın satış gerçekleştirerek, SUV segmentindeki iddiasını rakamlarla da kanıtladı. Dacia Duster, gördüğü ilgiyi Autoshow ziyaretçilerine de göstermek amacıyla fuar süresince 4×2 ve 4×4 versiyon olarak sergileniyor.
Dacia standındaki bir başka yenilik ise fabrika çıkışlı olma özelliği ile diğer tüm rakiplerinden ayrışan Logan LPG olacak. Dacia, Ekim 2010 itibariyle Sandero, Logan ve Logan MCV 7 kişilik modellerinde fabrika çıkışlı orijinal LGP seçeneği sunuyor.
Landi renzo ile yapılan iş birliği sonucunda Dacia modelleri için özel olarak geliştirilen LPG kitleri, Romanya’daki fabrikada direkt olarak araçlara takılıyor.
Böylece sonradan takılmış olmanın çıkartabileceği potansiyel sorunlar ortadan kaldırılıyor. LPG dolum ağzı benzin dolum ağzının hemen yanına konumlandırılarak, dolumda kolaylık ve güvenlik sağlanıyor. LPG deposu stepne yuvasına yerleştirildiğinden Dacia modellerinin öne çıkan özelliği olan geniş bagaj hacmi özelliği de kaybedilmiyor.
Tüm bunların yanında tüm Dacia ürün gamında verilen 3 yıl veya 100 bin kilometre garanti LPG’li versiyonlarda da veriliyor.
Hem dinamizmi hem de sağlamlığı çağrıştıran çekici bir dizayna sahip modern bir hatchback olarak tasarlanan Sandero Autoshow süresince Laureate 1.6 benzinli ve Stepway 1.5 dci motor ve versiyon seçenekleriyle sergileniyor.
Sergilenen diğer bir model ise Dacia ürün gamının vazgeçilmez bir üyesi olan Logan MCV. Model 7 kişilik binek versiyonuyla sunuluyor.

NISSAN YENİ MODELLERİNİ TANITIYOR

Nissan Otomotiv A.Ş., Kasım ayında satışa sunulacak Juke, Yeni Micra, Yeni X-Trail ve 2011 yılının başında satışına başlamayı planladığı 3.0 V6 dizel Navara modellerini Nissan Motor Başkan Yardımcısı (Corporate Vice President) Gilles Normand’ın katıldığı toplantıda tanıttı.
Toplantıda bir konuşma yapan Nissan Otomotiv A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı İlkim Sancaktaroğlu, özellikle son 3 ayda pazar paylarının ortalama yüzde 1,8 olarak gerçekleştiğini bildirdi.
Sancaktaroğlu, Nissan’ın bir önceki yıla göre satış adedinin yüzde 34 artarken, pazarın aynı dönemde yüzde 11 büyüdüğünü dile getirerek, ”Yani, ilk 9 ayda toplam pazar büyümesinin 3 katı satışlarımız arttı. Yıl sonunu ise yüzde 2’ye yaklaşarak bitirmeyi planlıyoruz. Önümüzdeki dönemlerde ise öncelikle yüzde 3, sonrasında da Nissan’ın global payına yaklaşarak yüzde 5 pazar payına ulaşmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

Ocak-Eylül ayına bakıldığında Qashqai’nin toplamda 4 bin 162 adetlik satışa ulaştığını belirten Sancaktaroğlu, şunları kaydetti:
”Segmentinin lideri olan Qashqai’de sene sonuna dek 7 bin adet araç satışı gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Toplamda ise 10 bin adet barajını aşarak 14 bin civarında bir satışla yılı kapamayı planlıyoruz. Bugün tanıtımını yapacağımız modellerden biri hepinizin yakından tanıdığı 4. nesil Micra. Micra, dünyada 160’dan fazla pazarda satışa sunulacak.
Tamamen yenilenen tasarımı ile şehir içinde sizlerin işini kolaylaştıracak ve ‘Şehrin Anahtarı’ olacak. 1,2 benzinli düz ve 1,2 CVT otomatik vites seçenekleri ve Micra 26 bin 990 liralık özel tanıtım fiyatı ile piyasaya sunulacak. ABS, EBD, Brake Assist, ESP ve 6 hava yastığı Yeni Micra’da standart olarak sunuluyor. Juke’da üç farklı motor seçeneğimiz bulunacak. 1,5 litre dizel düz vites, 1,6 litre benzinli düz ve CVT Otomatik ve DIG-T 190 beygirlik düz ve 4×4 CVT otomatik seçenekleri ile satışa sunulacak olan Juke, 39 bin 990 liradan başlayan fiyatlarla satışa sunulacak.”

SUZUKİ’NİN AUTO SHOW’DAKİ YILDIZI ‘YENİ SWİFT..”

Auto Show 2010’da 6. salonda 986 metrekarelik standıyla bulunan Suzuki’nin yıldızı ise ”Yeni Swift” olacak.
İstanbul Auto Show Otomobil Fuarı’nın dünya otomotiv fuarları takviminde saygın bir yere sahip olduğunu vurgulayan Suzuki Türkiye Murahhas Azası Ali Savcı, birisi yeni olmak üzere toplam 6 modellerini Suzuki standında otomobil tutkunlarıyla buluşturduklarını söyledi.
Yakın gelecekte Türkiye yollarında görülecek modelleriı potansiyel kullanıcılara önceden tanıtılmasının önemine değinen Savcı, düşük yakıt tüketimi ve düşük emisyon değerlerine sahip olan Alto modelinin ve ”Yeni Swift”in fuardaki iddialı modelleri arasında öne çıkacağını kaydetti.
Savcı, ”Suzuki olarak bu yıl fuarda ziyaretçileri, ‘Yeni Swift’ modeli ile tanıştırdık. Suzuki’nin genç, dinamik yüzünü ve yükselişini simgeleyen ‘Yeni Swift’in tüm Avrupa’da olduğu gibi Türkiye’de de büyük beğeni kazanacağına inanıyorum. İlk kez 1983 yılında Avupada satışa çıkan Swift’in, geçirdiği 27 yıl ardından halen en çok ilgi gören modellerin başında yer alıyor. 2011 yılı başında 1,2 litre motor seçeneği ile Türkiyede satışa sunacağımız ‘Yeni Swift’i bekleyen hayranlarının olduğunu bilmek memnuniyet verici. Avrupa’da yapılan lansmanın ardından çok sayıda telefon ve e-posta aldık” diye konuştu.
Savcı, Suzuki Swift’in Avrupada 100 bin adet, Türkiyede ise bir yılda 2 bin 500 adet satış hedefi olduğunu sözlerine ekledi.

”TOYOTA OLARAK, ÇEVRECİ ARAÇLARIN YAYGINLAŞTIRILMASI KONUSUNDA DÜNYADA VE AVRUPA’DA YAPILAN ÇALIŞMALARIN BİR BENZERİNİ İSTANBUL ENERJİ A.Ş. İLE HAYATA GEÇİRMEYİ HEDEFLİYORUZ”

Toyota Pazarlama ve Satış A.Ş. Üst Yöneticisi (CEO) Ali Haydar Bozkurt, Toyota olarak, çevreci araçların yaygınlaştırılması konusunda dünyada ve Avrupa’da yapılan çalışmaların bir benzerini dünyanın en önemli şehirlerinden biri olan İstanbul’da, İstanbul Büyükşehir Belediyesi kuruluşu olan İstanbul Enerji A.Ş. ile hayata geçirmeyi hedefliyoruz” dedi.

Bozkurt, bu yıl düzenlenen İstanbul Autoshow’un farklı bir Toyota dünyasının kapılarını araladığını belirterek, geniş ürün gamı ile kullanıcılara üstün teknolojik ürünler sunan Toyota’nın olarak geleceğe yön veren en yeni araçlarla fuardaki yerini aldığını kaydetti.

Bu sene İstanbul Autoshow’da iki ayrı salonda bulunduklarını ifade eden Bozkurt, 4. salonda optimal drive teknolojisi ile donatılan ve pazara satışa sunulan modellerini, B-MPV sınıfının gözdesi olmaya aday en yeni modelleri Verso-S’i, dünyanın en çok satılan hibrid otomobil Prius modelini ve otomotiv sektöründe en çok aracın satıldığı sınıf olan C segmentinin ilk tam hibrid otomobili olan Auris HSD modellerini sergilediklerini anlattı. Bozkurt, 2. salonda ise, efsaneleşmiş 4×4 araçlarını SUV tutkunlarıyla buluşturduklarına değindi.

Bozkurt, ”Toyota olarak çevreci araçların yaygınlaştırılması konusunda dünyada ve Avrupa’da yapılan çalışmaların bir benzerini dünyanın en önemli şehirlerinden biri olan İstanbul’da, İstanbul Büyükşehir Belediyesi kuruluşu olan İstanbul Enerji A.Ş. ile hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu işbirliği ile hibrid ve hibrid-elektrikli araç teknolojilerinde varılan noktadaki tecrübelerimizi de paylaşmayı amaçlıyoruz” diye konuştu.

İstanbul Autoshow kapsamında iki ayrı salonda yer alan Toyota, yeni araçlarıyla göz dolduruyor. Toyota, 4. salonda yer alan standında pazarda satışa sunulan modellerinin yanısıra B-MPV sınıfının yeni gözdesi olmaya aday Verso-S modelini, hibrid ve şarj edilebilir (plug-in) hibrid araçlarını sergiliyor. Geleceğin kişisel ulaşım aracı i-REAL modelininin gösteriler eşliğinde tanıtımı da gerçekleştiren Toyota, 2. salondaki standında da efsanevi Land Cruiser ve Kuzey Kutbu’na gidebilen dünyadaki tek 4×4 araç olan Hilux Polar gibi Toyota’nın gözde 4×4 araçları otomobil tutkunlarına sunuyor.

Bu arada fuarda Toyota, çevreye duyarlı teknolojilere verdiği önemi 2010 İstanbul Autoshow’da gözler önüne sererken, çevre dostu otomobillerin yaygınlaşması ve kamunun konuyla ilgili bilinçlendirilmesi yönünde İstanbul Büyükşehir Belediyesi kuruluşu olan İstanbul Enerji A.Ş. ile işbirliği protokolü imzaladı.

PEUGEOT, 200. YAŞINI YENİ 508 İLE KUTLUYOR

Peugeot markasının yepyeni ulaşım çözümleri, 4 farklı konseptten oluşan Peugeot standında sunuluyor. Peugeot standında ikisi konsept, biri ralli otomobili olmak üzere toplam 27 araç sergileniyor.
Ayrıca Ekim ayı başından itibaren tüm Türkiye’de uygulamaya başladığı Auto Show Fuarı’na özel kampanya şartlarını devam ettiren Peugeot, yepyeni ”web store” uygulamasını hayata geçiriyor.
Peugeot, Auto Show 2010 Fuarı’nda etkinlik ve heyecan değerlerinin taşıyıcısı yeni büyük aile modeli 508’in uluslararası prömiyerini yapıyor. Peugeot markasının yeni tasarım simgesi olan SR1 Peugeot standında yerini alıyor.

Peugeot, günümüzün çevre ve ulaşım sorunlarına iOn ve 3008 HYbrid4 ile somut cevaplar sunuyor. BB1 gibi otomobilin sınırlarını genişleten elektrikli konsept araç, konsept Scooter HYbrid3 ve konsept bisiklet BK1 ile Peugeot’nun modern, etkin ve fark yaratan yeni ulaşım yaklaşımları ortaya konuyor.
Peugeot, Autoshow 2010 Fuarı’nda ürün gamının tamamını tanıtma imkanı buluyor. Peugeot standında, yeni coupe spor model RCZ, 3008, 5008 ve 4007?nin yanı sıra 407, 308 CC, 308, 207 SW, 207 CC, 207, 207 Envy, 206+, 107 ve Partner Tepee Zenith sergileniyor.

Türkiye’de bir ilke imza atarak e-bayi uygulamasını başlatan Peugeot’nun en yeni hizmetlerinden biri olan webstore’a ”www.peugeotwebstore.com.tr” adresinden ulaşılabiliyor. Site aracılığıyla arzu edilen Peugeot modeli incelenebiliyor ve istenilen modelin müşteriye en yakın Peugeot bayiindeki stok durumu anında görülebiliyor.

GENESİS COUPE TÜRK TÜKETİCİLERİYLE BULUŞTU

Hyundai’nin Eylül ayı sonunda yapılan Paris Otomobil Fuarı’nda ilk kez dünyaya tanıttığı ix20 ve Avrupa için özel versiyonu geliştirilen Genesis Coupe, İstanbul Auto Show 2010’da da Türk tüketicileriyle buluştu ve iki araç da fuarla birlikte satışa sunuldu.

Hyundai’nin bir çok ödül kazanan modeli Genesis Sport Sedan’ın arkadan itişli şasisi üzerine geliştirilen Genesis Coupe’yi ise Avrupa’da ilk kez Türk tüketicisi kullanma ayrıcalığına sahip oluyor.
Hyundai’nin diğer bir yeniliği olan yeni nesil B-Segmenti MPV (Multi Purpose Vehicle ? Çok Amaçlı Araç) modeli ”ix20”, bulunduğu segmentin ”kutu” formlu tasarım alışkanlığından uzaklaşarak markanın modern ve yenilikçi tasarım anlayışı doğrultusunda daha dinamik iç-dış görünümle ve güçleri 77 ile 125 PS arasında değişen dört farklı motor seçeneğiyle yollara çıkmaya başladı.

Hyundai standında, aralarında Türkiye’de üretilen i20 Troy ve Accent Era’nın olduğu zengin binek otomobil yelpazesindeki i10, i30, i30 CW, Sonata, Genesis, ix55, ix35 ve Santa Fe gibi modellerden oluşan toplam 14 adet araç sergileniyor.

LÜKS OTOMOBİLLERE LPG’Lİ ÇÖZÜMLER

Bu yıl İstanbul Autoshow’da, Porsche, Mercedes, Audi, BMW gibi lüks araçlara özel LPG çözümleri üreten ve alanında dünyanın bir numarası olarak tanınan Prins, İpragaz güvencesiyle Türk tüketicisiyle buluştu.

İstanbul Autoshow’da Prins standına gelenler, Hollandalı üreticinin dünyada ilk kez motor üzerinde delme ve tadilat işlemi gerektirmeden LPG dönüşümünü gerçekleştirmeye olanak sağlayan Direct Liqui Max teknolojisiyle de tanışıyor.

Konuya ilişkin bir değerlendirme yapan İpragaz A.Ş. Genel Müdürü Selim Şiper, üst sınıfa hitap eden Prins’le de aynı politikalarını sürdüreceklerini belirtti.
Şiper, ”Prins, üst sınıf araçlara hitap eden sektörünün en kaliteli ürünü. Bizim hedefimiz de bu kaliteli ürünü, İpragaz’ın kaliteli ve güvenli hizmet anlayışı doğrultusunda Türk tüketicisine ulaştırmak. Prins, kalitesi nedeniyle fiyatı da pahalı. Ancak, ödenen fiyatı kalitesi ve verimiyle hakediyor” dedi.

YENİ VOLVO V60 VE S60 R-DESİGN, SANATÇI AJDA PEKKAN VE ENBE ORKESTRASI’NIN ŞOVU EŞLİĞİNDE OTOMOBİL TUTKUNLARIYLA BULUŞTU

Volvo Cars, 13. Auto Show 2010 Fuarı’nda yeni modelleri V60 ve S60 R-Design’ın Türkiye lansmanını gerçekleştirdi.
Süper star Ajda Pekkan ve Behzat Gerçeker’in yönetimindeki ENBE Orkestrası’nın müzik ve dans ziyafetiyle örtüleri kaldırılan yeni modellerin tanıtımında; Volvo Cars Overseas Başkanı Lex Kerssemakers ve Volvo Car Türkiye Genel Müdürü Torben Eckardt da hazır bulundu.
Torben Eckardt; otomobilin tasarımı, güvenliği ve teknolojisine hayran kalan Ajda Pekkan’a kırmızı renkli, S60 R-Design hediye etti.
Türkiye’de ilk kez otomobil tutkunlarının karşısına çıkan yeni V60 ve S60 R-Design’ın yanı sıra fuar öncesinde satışına başlanan yeni S60 ve yarış pistlerinden edinilen tecrübeyle şekillendirilen C30 Polestar da Volvo standının yıldızları arasında yer aldı.

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Hibrit otomobiller ve elektrikli araçlar için kablosuz şarj sistemi geliştiriliyor

Hibrit otomobillerin hızla yaygınlaşması ve sadece elektrikle çalışan modellerin yavaş yavaş yollara çıkmasıyla birlikte pratik kullanıma yönelik yeni ihtiyaçlar da baş göstermeye başladı. Delphi Automotive ve WiTricity firmaları, yeni nesil otomobiller için devrim gibi bir teknoloji üzerinde çalıştıklarını açıkladılar. Hibrit araçlar ve elektrikli otomobiller için kablosuz şarj teknolojisi üzerinde çalışan ikili, bu sayede kullanıcıları önemli bir dertten kurtacaklarını öne sürüyorlar.

Bilindiği gibi mevcut alt yapı koşullarında, hibrit araç veya tam elektrikli otomobil kullanıcılarının, şarj için ilgili şarj istasyonunda veya garajlarında, şebeke ile araç arasında kablolu bağlantı kurmaları gerekiyor. Geliştirilmekte olan yeni teknolojide ise, park alanlarında asfalta döşenmiş sabit resonatörlör ile ilgili araçtaki entegre resonatör arasında güç transferi özel bir şarj kontrolcüsünün yönetiminde kablosuz olarak gerçekleştiriliyor. Geliştirici firmaların iddiasına göre, kablosuz yapının verimlilik sıkıntısı bulunmuyor ve 3300 Watt’ın üzerindeki verimli taşıma kapasitesiyle araçların kablosuz olarak tam şarj edilebilmesi mümkün kılınıyor. WiTricity ve Delphi Automotive tarafından geliştirilen teknolojinin ne zaman hazır olacağı ve hangi üreticilerle iş birliğine gidileceği ise henüz bilinmiyor.

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

ICHET Genel Direktörü Dr. Hatipoğlu: Otomotiv sektörünün geleceği hidrojende

ICHET Genel Direktörü Dr. Hatipoğlu: Otomotiv sektörünün geleceği hidrojende

Uluslararası Hidrojen Enerjisi Teknolojileri Merkezi (ICHET) Genel Direktörü Dr. Mustafa Hatipoğlu, otomotiv sektörünün yakın zamanda elektrikli araçl

Uluslararası Hidrojen Enerjisi Teknolojileri Merkezi (ICHET) Genel Direktörü Dr. Mustafa Hatipoğlu, otomotiv sektörünün yakın zamanda elektrikli araçlara geçmeye başlayacağını, ancak mevcut teknolojilerle bugünkü koşullarda bu araçların enerji depolama kaynaklarının yeterli olmadığını iddia etti. Hatipoğlu, hidrojen yakıt pilinin hibrit ve elektrikli araçların önemli bir parçası olacağını savundu.

Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Bursa’da bulunan Dr. Mustafa Hatipoğlu, otomotiv sektöründe hidrojenin önemine değindi. Gidilecek mesafeleri ve yakıt ömrünü uzatmak için hidrojen gerektiğinin altını çizen Hatipoğlu, hidrojen yakıt pilinin hibrit ve elektrikli araçların önemli bir parçası olacağını vurguladı.

Brüksel’de 2009 yılında yapılan bir toplantıda dünyanın önde gelen otomotiv firmalarının önemli bir bildiri yayımladığını hatırlatan Hatipoğlu, şöyle devam etti: “2015 yılından itibaren dünya yollarında yüz binlerce hidrojen yakıtlı araç kullanılmaya başlanacak. Bunun sonucunda Japonya’nın önde gelen otomotiv firmalarından biri bizi ziyaret ederek, ilerleyen yıllarda 50 bin adet hidrojen yakıt pilli araç üreteceğini ve bu araçları dünya piyasasında satacaklarını söyledi. İstanbul için de belli bir oran ayrılmış durumda. Gerekli dolum istasyonlarının da kurulacağı proje kapsamında, ortak çalışma için bize başvurdular.”

“TÜRKİYE GÜNEŞ ENERJİSİNE YÖNELMELİ”

Türkiye açısından değerlendirildiğinde en uygun ve en bol yenilenebilir enerji kaynağının güneş olduğunu dile getiren Dr. Hatipoğlu, “Maalesef yenilenebilir enerji konusunda bugünkü teknolojilerin fiyatı biraz yüksek. Ancak gün geçtikçe ve teknolojiler geliştikçe bu rakamlar düşüyor. Sonuçta güneşe ağırlık vermemiz gerekiyor. Dünyada bunu yapıyor zaten. Bunun yanı sıra rüzgâr teknolojisinin de Türkiye’de yeterli kaynağa sahip olduğunun unutulmaması gerekiyor.” diye konuştu.

Dr. Hatipoğlu, Türkiye’de jeotermal enerji konusunda özellikle Ege bölgesinin öne çıktığını ancak jeotermal enerjinin tek başına Türkiye’nin enerji ihtiyacını karşılamada yeterli olamayacağını ifade etti.

“VERİLECEK TEŞVİKLER AR-GE’YE YÖNELİK OLMALI”

Dr. Mustafa Hatipoğlu, yeni teknolojilerin önündeki engelleri kaldırmak ve yenilenebilir enerji konusunda yapılacak yatırımlara yönelik verilecek teşvik ve desteklerin bakanlığın yapması gereken çalışmalar arasında olduğunu kaydetti. Dr. Hatipoğlu, bu yöndeki teşviklerin yerli yatırımcılara yönelik olması ve Ar-Ge çalışmalarını hedeflemesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Arama:

  • ichet

İTÜBÜS, sponsor bulunursa seri üretilecek

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Mekatronik Eğitim ve Araştırma Merkezi tarafından geliştirilen Türkiye’nin ilk elektrikli minibüsü görücüye çıktı.

Minibüsün 50 kilovatsaatlik bataryalarla tam yüklü haldeyken minimum 120 kilometre yol gidebileceğini söyleyen, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Muhammed Şahin, aracın saatte maksimum 150 kilometre hıza erişecek şekilde tasarlandığını belirtti. Minibüste kullanılan bataryaların 3000 devir dolum ömrü olduğunu ifade eden Şahin, 120 kilometrelik mesafede elektrik tüketim maliyetinin 18-19 TL olduğunu vurguladı. “Elektrikli minibüsün enerji maliyeti, dizel bir minibüsten üçte birden daha az.” diyen Şahin, elektrikli minibüsün bir aydan bu yana Maslak’taki yerleşke içinde kullanıldığını anlattı.

Şimdiye kadar bir sorunla karşılaşmadıklarını bildiren Şahin, minibüsün seri üretim çalışmalarının bir yıl içinde tamamlanacağını dile getirdi. Bunun için yatırımcıların olması gerektiğini belirten Şahin, “Üniversite tek başına seri üretime geçemez. Daha önce yaptığımız LPG-dizel faktör motorun seri üretimine temmuz ayında başlandı. Bunun gibi diğer yatırımcılar da bu projeye sponsor olabilir ve bu işe soyunabilirler.” diye konuştu.

İTÜ Mekatronik Eğitim ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Proje Danışmanı Prof. Dr. Ata Mugan da araç prototip olduğundan her şeyin tek tek alındığını, bu nedenle yüksek bir maliyeti olduğunu ifade etti. Seri üretim olduğunda ve yurtdışından alınan parçaların yurtiçinde üretilmeye başlanmasıyla maliyetin düşeceğini söyledi. Şu ana kadar yerleşkede ulaştıkları maksimum hızın 75 kilometre olduğunu, 11 saniyede saatte 75 kilometre hıza ulaşabildiklerini anlatan Prof. Dr. Mugan, elektrikli minibüsün performansının çok iyi olduğunu belirtti. İhtiyaç duydukları tek şeyin şarj istasyonu olduğunu ifade eden Mugan, “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın yıl sonuna kadar 1000 adet şarj istasyonu kurulması yönünde bir anlaşması var. Bu anlaşma çerçevesinde şarj istasyonları kurulduğu takdirde şarj problem olmayacak. Evinizin otoparkında veya belli merkezlerde kredi kartınızla aracınızı şarj edebileceksiniz.” dedi. Mugan, amaçlarının, mümkün olduğunca yerli parçalar kullanılarak son teknoloji ürünü bu sistemlerin Türkiye’de üretiminin gerçekleştirilmesi olduğunu bildirdi.

ZAMAN

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Türkiye’nin ilk elektrikli minibüsü tanıtıldı

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Mekatronik Eğitim ve Araştırma Merkezi tarafından geliştirilen Türkiye’nin ilk elektrikli minibüsü basına tanıtıldı.

İTÜ’de düzenlenen tanıtım toplantısında konuşan Rektör Prof. Dr. Muhammed Şahin, minibüsün 50 kilovat saatlik bataryalarla tam yüklü haldeyken minimum 120 kilometre yol gidebilecek ve saatte maksimum 150 kilometre hıza erişecek şekilde tasarlandığını söyledi.

Minibüste kullanılan bataryaların 3000 devir dolum ömrü olduğunu ifade eden Prof. Dr. Şahin, 120 kilometrelik mesafede elektrik tüketim maliyetinin 18-19 TL olduğunu belirtti.

”Elektrikli minibüsün enerji maliyeti, dizel bir minibüsten üçte birden daha az” diyen Şahin, şunları kaydetti:

”Ülkelerin toplumsal refaha ulaşması için ekonomik güç kazanması, bilim ve teknolojiyi transfer etmek yerine, üniversiteler aracılığıyla teknoloji üretmesi ve sanayinin kullanımına sunması ile mümkündür. Üniversite-sanayi işbirliğini Türkiye’de ilk kez başlatan üniversitelerden olan İTÜ, özellikle son iki yılda girişimciliği ve inovasyonu temel alan çok önemli yatırımlar yaptı. Bu projelerden biri de Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) ve sanayi desteği ile yaptığımız elektrikli minibüs projesidir. Bu yıl üniversitemizin bütçesi yüzde 29 rekor bir artış sağladı. Devletimiz ve yatırımcımız bu yaptıklarımızın karşılığını vermeye başladı. İki yıl içinde üniversitemizin Ar-Ge yatırımı ise toplam 200 milyon doları bulmaktadır.”

-SERİ ÜRETİM İÇİN YATIRIMCI BEKLENTİSİ-

Prof. Dr. Şahin, elektrikli minibüsün bir aydan bu yana Maslak’taki yerleşke içinde kullanıldığını ifade etti.

Şimdiye kadar bir sorunla karşılaşmadıklarını bildiren Şahin, ”Minibüsün seri üretim çalışmaları bir yıl içinde tamamlanacak” dedi.

Bunun için yatırımcıların olması gerektiğini belirten Şahin, üniversitenin tek başına seri üretime geçemeyeceğini söyedi.

Şahin, ”Daha önce yaptığımız LPG-dizel faktör motorun seri üretimine Temmuz ayında başlandı. Bunun gibi diğer yatırımcılar da bu projeye sponsor olabilir ve bu işe soyunabilirler” dedi.

-MALİYETİ 100 BİN DOLAR-

İTÜ Mekatronik Eğitim ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Proje Danışmanı Prof. Dr. Ata Mugan da minibüsün gövdesinin boş halde motorsuz olarak Karsan A.Ş. tarafından verildiğini belirterek, üzerindeki bütün elektronik aksamın maliyetinin 100 bin dolar civarında olduğunu kaydetti.

Araç prototip olduğundan her şeyin tek tek alındığını, bu nedenle yüksek bir maliyeti olduğunu ifade eden Mugan, seri üretim olduğunda ve yurt dışından alınan parçaların yurt içinde üretilmeye başlanmasıyla maliyetin düşeceğini söyledi.

Şu ana kadar yerleşkede ulaştıkları maksimum hızın 75 kilometre olduğunu, 11 saniyede saatte 75 kilometre hıza ulaşabildiklerini anlatan Prof. Dr. Mugan, elektrikli minibüsün performansının çok iyi olduğunu belirtti.

İhtiyaç duydukları tek şeyin şarj istasyonu olduğunu ifade eden Mugan, ”Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının yıl sonuna kadar 1000 adet şarj istasyonu kurulması yönünde bir anlaşması var. Bu anlaşma çerçevesinde şarj istasyonları kurulduğu takdirde şarj problem olmayacak. Evinizin otoparkında veya belli merkezlerde kredi kartınızla aracınızı şarj edebileceksiniz” dedi.

Amaçlarının, mümkün olduğunca yerli parçaları kullanılarak son teknoloji ürünü bu sistemlerin Türkiye’de üretiminin gerçekleştirilmesi olduğunu bildiren Mugan, şöyle konuştu:

”Bu projenin tasarım, imalat ve test çalışmalarının tamamı İTÜ’de öğrenim gören öğrenciler tarafından İTÜ Maslak Kampüsünde gerçekleştirildi. Sıfır emisyon ve akıllı sürüş konularında Türkiye’de gerekli altyapıyı oluşturmak amacıyla kullanılan elemanların Türkiye’de sanayiciler tarafından üretilmesi için bazı sanayi kuruluşları ve araştırma kurumları ile işbirlikleri yapmaktayız.”

Toplantıda elektrikli minibüs hakkında bilgi verilmesinden sonra Rektör Prof. Dr. Şahin ile Prof. Dr. Mugan, araca binerek yerleşke içinde içinde tur attı.

aa

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Bakan Ergün Elektrikli Hibrit Aracı Kullanarak Tanıttı

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Elektrikli araçlar taşları yerinden oynatacak

2020’de dünyada yaklaşık 13 milyon elektrikli aracın trafiğe çıkacağı öngörülüyor.

İSTANBUL – Deloitte’nin, “Geleceği şarj etmek: Elektrikli araçlar ve bir endüstrinin dönüşümü” raporuna göre, 2020’de dünyada yaklaşık 13 milyon elektrikli aracın trafiğe çıkacağı öngörülüyor.

Deloitte tarafından yayınlanan Deloitte Review adlı derginin 7. sayısında yer alan “Geleceği şarj etmek: Elektrikli araçlar ve bir endüstrinin değişimi” başlıklı çalışmada, elektrikli araçların otomotiv pazarındaki konumu ve olası eğilimler tartışılıyor.

Yazıda yer verilen bazı araştırma verilerine göre, 2020’de dünyada yaklaşık 13 milyon elektrikli aracın kullanılacağı tahmin ediliyor. Bu konuda daha düşük rakamlar veren bu sayıyı 2 milyon civarında tahmin eden projeksiyonlar da bulunuyor. 2020’de otomobil satışlarının 100 milyon civarında olacağı göz önünde bulundurulduğunda, elektrikli araçların beklenen pazar payının az olduğu görülüyor. İçten yanmalı motorlu araçların en azından 10 yıl daha pazar lideri olarak kalacakları anlaşılıyor.

Yazıda elektrikli araçların şu anda pazarda önemli bir yeri bulunmadığı, ancak bazı faktörlerin bu araçların geleceğini aydınlattığı kaydediliyor. Bu faktörler arasında petrol fiyatlarının sürekli yükselmesinin yanı sıra çevreyi koruma kaygılarının artması da yer alıyor. Elektrikle çalışan araçların çevre kirliliğine karşı büyük yarar sağlayacakları biliniyor. Yenilenebilir enerji kaynakları geliştikçe, bu araçların yararlarının da katlanarak artacağı öngörülüyor. Hükümetlerin çevre koruma faturasının sürekli arttığı düşünüldüğünde, otomotiv endüstrisindeki güçlü dönüşümün bir noktada kaçınılmaz hale gelmesi bekleniyor. Buna rağmen halen yaygın olarak kullanılan içten yanmalı motorlu araçlardan vazgeçmenin de zaman alacağı belirtiliyor.

Hükümetler desteklemeye başladı

Almanya 2020’de 1 milyon, Çin ise 4 milyon elektrikli araç kullanımını hedefliyor. ABD ise 2015 yılında 1 milyon hibrid aracı olmasını öngörüyor. Özellikle gelişmiş ülkeler elektrikli araçlara yönelik, pazarı doğrudan etkileyecek bir talep oluşturmak için çaba gösteriyorlar. Örneğin, Londra ve Stockholm’de, kent içinde daha az kişisel araç, daha fazla toplu taşıt kullanımını sağlamaya yönelik trafik vergisi gibi düzenlemelerin elektrikli araçlara geçişi teşvik etmek için de yapılabileceği belirtiliyor.

Elektrikli araçların en büyük dezavantajları arasında yüksek pil fiyatları, 160 kilometrenin altındaki menzilleri ve yeterince verimli olmayan altyapıları yer alıyor. İçten yanmalı motorları kullanan araçlar bu konuda daha avantajlı olsalar da ABD ve Çin’deki üreticiler aracın fiyatının üçte ikisi kadar olan pil fiyatlarının düşürülmesi için çalışıyor. Elektrikli araçların sayısı arttıkça üretim maliyetlerinin azalması bekleniyor. Japonya’da da konuyla ilgili devam eden çalışmalara göre 2030 yılında piller çok daha kuvvetli olacak ve elektrikli araçlar tek dolumda 1,600 kilometre gidebilecekler.

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Türkiye’nin ilk insansı robotu SURALP’e 1 milyon dolar harcandı

Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Mekatronik Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kemalettin Erbatur liderliğindeki ekip tarafından geliştirilen Türkiye’nin ilk insansı robotu ‘SURALP’ tanıtıldı.

Doç. Dr. Erbatur, üniversitenin Tuzla yerleşkesindeki tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, bu tür robotların insana, insanın bulunduğu ortamda yardımcı olması için tasarlandığını söyledi. Erbatur, robotun hazırlık çalışmalarına 2002 yılında başlandığını ve bu çalışmaların yaklaşık 5 yıl sürdüğünü ifade etti. Robotun başındaki kameralarla çevreyi algılayabildiğini ve elleri vasıtasıyla da nesneleri tutabildiğini belirten Doç. Dr. Erbatur, ‘SURALP’ için 1 milyon dolar tutarında kaynağın harcandığını bildirdi. 164 santimetre uzunluğundaki robotun, 114 kilogram ağırlığında olduğu ifade edildi.

Tanıtımda, masanın üzerinden aldığı meşrubat kutusunu ekipte yer alan bir kişiye veren, ardından da çöp kutusuna atan ‘SURALP’, ayrıca mini bir dans gösterisi sundu. Doç. Dr. Erbatur’un, ‘Danstan keyif aldın mı?’, ‘Yoruldun mu?’ sorularına da başını sallayarak cevap verdi.

ZAMAN

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Elektrikli araçlar, otomotiv sektörünü değiştirecek

Deloitte tarafından yayınlanan Deloitte Review adlı derginin 7. sayısında yer alan “Geleceği şarj etmek: Elektrikli araçlar ve bir endüstrinin değişimi” başlıklı makalede, elektrikli araçların otomotiv pazarındaki konumu ve olası eğilimler tartışılıyor.
Makalede yer verilen bazı araştırma verilerine göre 2020′de dünyada yaklaşık 13 milyon elektrikli aracın kullanılacağı tahmin ediliyor. Bu konuda daha düşük rakamlar veren, bu sayıyı 2 milyon civarında tahmin eden projeksiyonlar da bulunuyor. 2020′de otomobil satışlarının 100 milyon civarında olacağı göz önünde bulundurulduğunda, elektrikli araçların beklenen pazar payının az olduğu görülüyor. İçten yanmalı motorlu araçların en azından 10 yıl daha pazar lideri olarak kalacakları anlaşılıyor.
Çevresel faktörler elektrikli araç kullanımını teşvik ediyor
Yazıda elektrikli araçların şu anda pazarda önemli bir yeri bulunmadığı, ancak bazı faktörlerin bu araçların geleceğini aydınlattığı kaydediliyor. Bu faktörler arasında petrol fiyatlarının sürekli yükselmesinin yanı sıra çevreyi koruma kaygılarının artması da yer alıyor. Elektrikle çalışan araçların çevre kirliliğine karşı büyük yarar sağlayacakları biliniyor. Yenilenebilir enerji kaynakları geliştikçe, bu araçların yararlarının da katlanarak artacağı öngörülüyor. Hükümetlerin çevre koruma faturasının sürekli arttığı düşünüldüğünde, otomotiv endüstrisindeki güçlü dönüşümün bir noktada kaçınılmaz hale gelmesi bekleniyor. Buna rağmen halen yaygın olarak kullanılan içten yanmalı motorlu araçlardan vazgeçmenin de zaman alacağı belirtiliyor.
Deloitte Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Direktörü Güneş Süsler konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
“Elektrikle çalışan araçlar otomotiv sektörünün hükümetlerin gündemindeki önemini güçlendiriyor. Hibrid araçlar yavaş yavaş ülkemizde de görülüyor. Elektrikli araçlar sadece otomotiv sektörünü değil, yaşamımızı da önemli ölçüde değiştirecek. Özellikle nüfusun ve araç sayısının giderek arttığı kentlerimizde hava kirliliği ve sürekli artan petrol fiyatları ile ilgili endişeler azalacak. Bu çalışmada sektördeki eğilimler kapsamlı bir şekilde inceleniyor ve elde edilen sonuçlar değerlendiriliyor. Elektrikli otomobiller sektörde yapısal değişiklikler yaşanmasını sağlayacak. Türkiye’nin geleceğe yönelik stratejileri göz önünde bulundurulduğunda daha yüksek katma değerli üretim yapabilen, inovatif ve marka odaklı bir yapının amaçlandığını görmekteyiz. Elektrikli otomobiller, bu açıdan sektör ve Türkiye için önemli bir fırsat teşkil etmekte. Bu çalışmanın sektörde faaliyet gösteren tüm kuruluşlar için geleceğe ışık tutan yararlı bir çalışma olduğuna inanıyoruz.”
Hükümetler desteklemeye başladı
Almanya 2020′de 1 milyon, Çin ise 4 milyon elektrikli araç kullanımını hedefliyor. ABD ise 2015 yılında 1 milyon hibrid aracı olmasını öngörüyor. Özellikle gelişmiş ülkeler elektrikli araçlara yönelik, pazarı doğrudan etkileyecek bir talep oluşturmak için çaba gösteriyorlar. Örneğin, Londra ve Stockholm’de, kent içinde daha az kişisel araç, daha fazla toplu taşıt kullanımını sağlamaya yönelik trafik vergisi gibi düzenlemelerin elektrikli araçlara geçişi teşvik etmek için de yapılabileceği belirtiliyor.
Gelişen teknolojiler fiyatları düşürecek
Elektrikli araçların en büyük dezavantajları arasında yüksek pil fiyatları, 160 kilometrenin altındaki menzilleri ve yeterince verimli olmayan altyapıları yer alıyor. İçten yanmalı motorları kullanan araçlar bu konuda daha avantajlı olsalar da ABD ve Çin’deki üreticiler aracın fiyatının üçte ikisi kadar olan pil fiyatlarının düşürülmesi için çalışıyor. Elektrikli araçların sayısı arttıkça üretim maliyetlerinin azalması bekleniyor. Japonya’da da konuyla ilgili devam eden çalışmalara göre 2030 yılında piller çok daha kuvvetli olacak ve elektrikli araçlar tek dolumda 1,600 kilometre gidebilecekler.
Otomotiv sektörünün yapısı değişecek
Toyota, Honda ve Nissan gibi Japon otomobil markaları hammaddeden mühendisliğe, montajdan dağıtıma kadar olan bütün süreçleri kendileri yönetiyor. Elektrikli araçların altyapılarının sade olması ve diğer özellikleri otomotiv endüstrisinde büyük değişikliklere yol açacak. Bu araçlar, içten yanmalı motorlara sahip araçlardaki bileşenlerin üçte biriyle üretildikleri için otomotiv sektörünün dikey yapısını yataya dönüştürmeleri bekleniyor.

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter
Facebook Auto Publish Powered By : XYZScripts.com
Yandex.Metrica