Quantcast

Monthly Archives: Ekim 2011

BMW ve PSA’dan 100 milyon avroluk yatırım

BMW ve PSA Grubu arasında imzalanan protokolle, BMW Peugeot Citroen Electrification isimli, hibrit ve elektrikli araçlarının teknolojilerinin geliştirilmesi ve üretilmesi için özel bir teknoloji merkezine 100

BMW ve PSA Grubu arasında imzalanan protokolle, BMW Peugeot Citroen Electrification isimli, hibrit ve elektrikli araçlarının teknolojilerinin geliştirilmesi ve üretilmesi için özel bir teknoloji merkezine 100 milyon avro yatırım yapıldı.

BMW Peugeot Citroen ElectriFication’dan yapılan açıklamada, ortak çalışmayla Münih Araştırma ve Geliştirme Merkezi’nin faaliyete geçtiği, grubun modellerinin elektrikli dönüşümü için gerekli ortak bileşenlerin üretim başlangıcının 2015 yılı olarak planlandığı belirtildi.

Açıklamada, açık bir teknoloji platformu oluşturan ortak girişimin bu alanda Avrupa’da ilgili sanayi sektörünün yapılanmasına önemli ölçüde katkıda bulunmayı amaçladığı kaydedildi.

BMW Peugeot Citroen Electrification Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Wolfgang Güllich, BMW ve PSA Grubu açıkça tanımlanmış hedeflerini birlikte gerçekleştirmeye devam ettiğini vurgulayarak, ”Biz birkaç yıl içinde firmamızın elektrik güç aktarma birimlerinin önde gelen tedarikçilerinden biri olacağına inanıyoruz” ifadesini kullandı.

Bu hedef doğrultusunda, BMW ve PSA ortak şirketlerinin BMW Peugeot Citroen Electrification için 100 milyon avro yatırım yaptığı, 2011 yılı sonu itibariyle, Münih ARGE merkezinin çoğunlukla otomobil elektrik motorları ve elektronik konusunda uzmanlaşmış mühendislerden oluşan yaklaşık 400 çalışana kapılarını açacağı bildirildi.

Bu uzmanların tasarlayacağı ortak bileşenler daha sonra Mulhouse fabrikasında üretilecek. BMW Peugeot Citroen Electrification şirketi, yüksek voltajlı bataryalar, elektrik motorları, jeneratörler, güç elektroniği, şarj cihazları ve enerji yönetimi yazılımları dahil olmak üzere elektrikli çekiş sistemleri için gerekli olan tüm elektrik aksamlarını geliştirecek ve üretecek. Buna paralel olarak, ortak girişim, bu geliştirme ve tedarik sürecine tedarikçileri dahil etmek ve iki hissedarının dışındaki kuruluşlara da hibrit bileşenlerini satmak amacıyla dışa açık bir teknoloji platformu oluşturacak.

BMW Peugeot Citroen Electrification Genel Müdürü Jean Leflour ise, yarınların ulaşımı ile ilgili yeni standartlar belirlemek için, adaptasyon kapasitelerine, verimliliklerine ve uluslararası üne sahip know-how’larından güç alacaklarını belirterek şunları kaydetti:

”BMW ve PSA Grubu güç aktarma sistemlerinde yaklaşık on yıldır başarılı bir işbirliği sürdürüyorlar. İki taraf arasında işbirliği anlaşmasının imzalandığı 2002 yılından bu yana, çeşitli MINI modellerinin yanı sıra Peugeot ve Citroen modellerine de yönelik olarak 1,8 milyondan fazla 4 silindirli benzinli motor üretildi. Şubat 2010’da, her iki iş ortağı bu 4 silindirli benzinli motorların yeni neslinin geliştirilmesi ile bu işbirliklerini sürdürmeyi taahhüt ettiler. Şimdi hizmete girmiş olan ortak girişim satın alma ve üretim açısından ölçek tasarrufları elde etmek için ortak bileşenlerin standardizasyonunu hızlandıracak.’

AA

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

‘Elektrikli otomobil ihracatına yakında başlayacağız’

Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar, Türkiye’de toplam otomotiv satışının yüzde 85’ini 1600 CC ve altı otomobillerin oluşturduğunu, dolayısıyla ÖTV farkı oluşmadığını, bu segmentte pazarın da rekabetin de aynı şekilde devam ettiğini bildirdi.

Aybar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ÖTV güncellemesinin 1600 CC’nin üstündeki otomobiller için geçerli olduğunu hatırlatarak, Dacia’nın hiçbir modelinin ÖTV artışından etkilenmediğini, diğer otomobillerin iki model dışında ÖTV’den etkilenmediğini bildirdi.

Yüksek hacimli araçlarda ÖTV farkının oluştuğunu, bu segmentte bir daralmanın olacağını dile getiren Aybar, “Ama Türkiye’de volume yapan, toplam satışın yüzde 85’ini oluşturan 1600 CC ve altı otomobillerde ÖTV farkı oluşmadı. Dolayısıyla burada pazar da, rekabet de aynı şekilde sürüyor. Ticari araçlarda bir fark oldu ama markalar bunu müşterilerine yansıtmayarak kampanyalarına devam ediyorlar” dedi.

Aybar, Türkiye otomotiv pazarının bu yılı geçen senenin biraz üzerinde tamamlayacağını, 2012 yılında ise ÖTV’nin etkilediği segmentlerin “küçük” olmasından dolayı bu yılın altında bir rakam olmayacağı tahminini yaptıklarını, ancak artı eksi yüzde 10’un normal karşılanması gerektiğini söyledi.

Türkiye’de otomobil sahipliği oranının hem Avrupa hem de dünya ölçeğine göre hala düşük seviyede bulunduğuna dikkati çeken Aybar, “Dolayısıyla böylesine büyüme başarısı sağlamış, ekonomisi gelişen bir ülkede, genç nüfusa, talepkar nüfusa imkan sağlandığında otomobile yatırım olacaktır. Otomobil sahipliği oranı Avrupa’da bin kişiye 500’lerde, Türkiye’de bin kişiye 100. Dolayısıyla alınacak çok mesafe var. Pazar istikrarlı olduğu sürece gelişmeye devam edecek. Ancak bir gerçeği unutmayalım, kişi başına milli gelir 10 bin dolarları yeni geçti. Türkiye daha çok ekonomik büyümeyi gerçekleştirdikçe, kişi başı mili gelir yükseldikçe, pazar gelişmesi de olacaktır” şeklinde konuştu.

Aybar, Renault Mais olarak satış rakamlarında bu sene ciddi bir performans artışı gösterdiklerini, binek otomobilde ve ticari araç satışlarında pazar payını 2 puan daha iyileştirdiklerini anlatarak, “Yani daha fazla pazar payı aldık. Kendimizi başarılı görüyoruz” dedi.

-“Elektrikli otomobil ihracatına yakında başlayacağız”-

Renault’un elektrikli modeline ilginin ne düzeyde olduğuna ilişkin soru üzerine Aybar, talebin çok yoğun olduğunu, ancak rakam telaffuz etmediklerini söyledi.

İbrahim Aybar, elektrikli otomobil konusunda kamu kuruşlarına öncelik verdiklerini, altyapı anlaşması imzalayan büyükşehir belediyelerinin ve Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın siparişleri olduğunu, öncelikle buralara teslimat yapacaklarını, ardından diğer talepleri değerlendireceklerini bildirdi.

Ankara, Gaziantep, Kocaeli ve Antalya büyükşehir belediyelerinden sipariş aldıklarını anlatan Aybar, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na sunum yaptıklarını, somutlaşıp somutlaşmayacağını önümüzdeki günlerde netleşeceğini dile getirdi.

Aybar, “Elektrikli modelimiz için, önümüzdeki 2020 yılına kadar geçecek sürede toplam satışın yüzde 10’una varacak bir satış hacmi gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. 10 yıl içinde gelinen pay bu olacak. Türkiye yeni teknolojilere çok yatkın, insanlar ilgili, bu oran daha yukarı çıkabilir ama şimdilik tahminlerimiz böyle” dedi.

Elektrikli otomobilleri, normal bir otomobil satar gibi satmayacaklarını, özellikle kullanacak kişilerin elektrik altyapısı için keşifte bulunacaklarını ifade eden Aybar, “Onların bu otomobilin güvenli şekilde şarj edileceği güvenli bir elektrik altyapısına sahip olup olmadığını göreceğiz. Monofaz elektrik akımı lazım, bir de prizlerin çok farklı ve 16 amper olması gerekiyor. Bunlar bütün son yıllarda yapılan binalarda mevcut ama eski binalarda yok. Bunlar sağlandıktan sonra otomobiller müşterileriyle buluşmaya hazır hale gelecek” bilgisini verdi.

Aybar, Türkiye’nin otomotiv sektörü olarak çok büyük bir sıçrama gerçekleştirdiğini, dünyada bu teknolojiye sahip otomobillerin sadece birkaç ülkede üretilmeye başlandığını, bir tanesinin Türkiye olduğunu, dolayısıyla Türkiye’nin dünyanın ileri teknoloji kullanılan üretim merkezlerinden biri haline geldiğini vurguladı.

Elektrikli modellerin ne zaman yollara çıkacağı yönündeki soruya Aybar,

“Önümüzdeki aylarda yollarda görmeye başlayacağız. Dünyada kullanılmaya başlandığı gibi Türkiye’de de tanıtımı yapılmış olacak. İhracat ayağı da yavaş yavaş önümüzdeki günlerde başlamış olacak” karşılığını verdi.

İbrahim Aybar, fiyat konusundaki soruya ise “Bir dizel motorlu otomobilin fiyatı bugün neyse, bu aracın fiyatı da o fiyatın üzerinde olmayacak” dedi.

Elektrikli otomobillerin “mutlak çevreci” araçlar olduğunun altını çizen Aybar, “İçten yanmalı bir otomobilin, ortaya çıkardığı kirliğin temizleme maliyeti 8 bin 500 avro olarak hesaplanmış, sadece bir otomobilin. İşte bu otomobil bu maliyeti de tamamen ortadan kaldırıyor” diye konuştu.

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Türk mühendisleri yaratıyor, Ford dünya pazarlarında kullanıyor

Yeni nesil Duratorq motorun İnönü fabrikasındaki tanıtımında konuşan Ford Otosan Genel Müdürü Nuri Otay; ’28 yıldır yerli motor üretimi yapan İnönü fabrikamız, sıfırdan motor geliştirip üreten, Ford’un Avrupa’daki iki merkezinden biri. Duratorq dizel motor ailesinin geliştirilmesindeki en büyük pay Türk mühendislerin. Burada geliştirilen motorlar dünya pazarlarındaki modellerde de kullanılıyor’ dedi

Sümer Demirciler
Ford Otosan, İnönü fabrikasında üretimi başlayan yeni nesil Dutaroq motor ailesini tanıttı. Türk mühendisler tarafından geliştirip üretilen yeni motor, eski versiyona kıyasla daha verimli, daha dayanıklı, çevreci ve yüzde 17 oranında daha düşük yakıt tüketimi değerlerine sahip. Ford’un ticari araç ürün gamındaki en yeni ve en gelişmiş dizel motor olan yeni nesil Duratorq, başta Transit olmak üzere bütün ticari modellerde kullanılacak.
Yeni motorun tanıtım toplantısında konuşan Ford Otosan Genel Müdürü Nuri Otay; ‘Sadece bir üretim merkezi değiliz. Ford’un Avrupa’da, sıfırdan motor tasarlayıp geliştirme yeteneğine sahip iki merkezinden biriyiz açıklaması yaptı. Otay; ‘Duratorq motorların geliştirme sorumluluğu bünyemizdeki AR-GE merkezinde çalışan 1200 Türke emanet. Son 10 yılda 6 kat büyüyen AR-GE merkezimizde geliştirilen motorlar dünya yollarındaki Ford modellerinde kullanılıyor. Ford’un 2003 yılından beri en iyi motor ve aktarma organları fabrikası seçilen İnönü tesislerimizde üretilen Ford Cargo ve aktarma organları 65 ülkeye ihraç ediliyor’ dedi.
Ford projelerinde prototip üretim merkezi de olan İnönü fabrikasında üretilen 400 motor, seri üretime taşınmadan önce 5 kıtada, İngiltere, Amerika, Japonya, Avusturya, Güney Afrika, Tayland ve Arjantin başta olmak üzere Ford’un araç ve test merkezlerine gönderiliyor. Farklı yol ve iklim koşullarında denenen motorlar, geliştirme süreci tamamlanınca seri üretim bantlarına alınıyor. 1983 yılında üretime başlayan İnönü Fabrikası, günümüze kadar 122.652 adet Cargo kamyon, 700 bin adetten fazla motor üretti. Fabrikada her yıl, 55 bin adedi yeni nesil Duratorq dizel olmak üzere toplam 66 bin motor üretiliyor.

Yüzde 17 yakıt ekonomisi
Ford Transit’in, önden çekişli, arkadan itişli ve 4×4 versiyonlarında kullanılmak üzere geliştirilen, 2.2 lt hacimli, 5 silindirli Duratorq motorun gücü 100 ve 150 HP arasında değişiyor. 6 ileri manuel şanzımanla birlikte kullanılan motor, start-stop sistemi, 1600 bardan 1800 bara çıkartılan yüksek basınçlı yakıt sistemi, değişken geometrili turbo besleme başta olmak üzere teknolojik özelliklere sahip. Çevreci motor, bu sayede emisyon oranlarında yüzde 40 gibi önemli bir düşüş sağlayıp, eski versiyona kıyasla yüzde 17 daha az yakıt tüketiyor.

Toyota’nın en küçüğü 30.900 TL fiyatla satışta
Toyota’nın küçük şehir otomobil Yaris, 3. kez yenilenirken modaya uyup boyutları büyüdü. Boyu 100 mm artışla 3.85 metreye ulaşan Yaris, artık eskisinden daha çok kullanım alanı sunuyor. Yuvarlatılan hatları ve genişleyen farlarıyla daha modern bir görünüme kavuşturulan Yaris, 1.0 lt VVT-İ (69 HP), 1.33 lt VVT-i (99 HP) benzinli ve 1.4 D-4D (90 HP) dizel olmak üzere 3 farklı motor seçeneği ile ithal ediliyor. 1.0 lt benzinli motor, 5 ileri manuel şanzımanla satılırken, 1.33 lt motor, CVT teknolojisine sahip Multidrive S otomatik şanzımanla alınabiliyor. Kategorisinde ödül alan, 1.0 lt benzinli motorla,100 km’deki fabrika verisi yakıt tüketimi 5 lt olan Yaris, bu alanda sınıf liderliğine oynuyor.
Dört farklı donanım seviyesine sahip Yaris’te, gelişmiş güvenlik ve eğlence sistemleri de sunuluyor. Benzinli motorlarda 30.900 TL’den başlayan fiyatlarla satışa sunulan Yaris’in fiyatı, motor ve donanım seviyesine göre 48 bin 600 TL’ye kadar yükseliyor.

HİBRİT VERSİYON 2012’DE
Yaris’in hibrit motorlu versiyonunu önümüzdeki yıl ortasında Avrupa ile aynı anda ithal edeceklerini belirten Toyota Pazarlama ve Satış A.Ş CEO’su Ali Haydar Bozkurt; ‘Sağladıkları yakıt ekonomisiyle hibrit modeller neredeyse her ülkede teşvik ediliyor. Komşumuz Suriye’de bile hibrit araçlara teşvik varken ne yazık ki bizde şu anda böyle bir uygulama yok. Buna rağmen önümüzdeki yıl ortasında hibrit motorlu Yaris’i de pazara sunacağız’ dedi.

Yüzde 17 yakıt ekonomisi
Ford Transit’in, önden çekişli, arkadan itişli ve 4×4 versiyonlarında kullanılmak üzere geliştirilen, 2.2 lt hacimli, 5 silindirli Duratorq motorun gücü 100 ve 150 HP arasında değişiyor. 6 ileri manuel şanzımanla birlikte kullanılan motor, start-stop sistemi, 1600 bardan 1800 bara çıkartılan yüksek basınçlı yakıt sistemi, değişken geometrili turbo besleme başta olmak üzere teknolojik özelliklere sahip. Çevreci motor, bu sayede emisyon oranlarında yüzde 40 gibi önemli bir düşüş sağlayıp, eski versiyona kıyasla yüzde 17 daha az yakıt tüketiyor.

Kendi küçük, üstlendiği görev büyük
Mercedes gibi, yüksek motor hacimli motorları ve lüks sınıftaki modelleriyle tanınan bir firma için de artık 1.6 lt motorlar çok önemli. Yeni ÖTV artışından etkilenmeyen C Serisi’yle ülkemizde önemli bir satış başarısı yakalan firma, yeni modeli B Serisi’nden de aynı başarıyı tekrarlamasını bekliyor.
Yenilenirken daha sportif bir görünüme sahip olması için çaba gösterilen B Serisi’nde yanlara doğru genişleyen farlar, dikkat çekici ızgara, geniş arka cam alanı ve büyütülmüş arka cam aracın pratikliğini gösteriyor.
Sınıfının en geniş otomobillerinden olan Mercedes B Serisi, yenilenirken bir önceki modele göre 50 mm daha alçaltılmış. İniş binişleri kolaylaştırmak için 86 mm azaltılan koltuk yüksekliği otomobili daha ergonomik hale getirmiş. Normalde 488 lt olan bagaj hacmi de 666 lt’ye kadar yükseltilebiliyor. Zengin, güvenlik, konfor ve eğlence donanımlarının sunulacağı B Serisi, bu alanda çıta yüksekliğini belirlemeye aday.

İKİ MOTOR SEÇENEĞİ
Yeni B 180’de kullanılan motor, 122 HP güç, 200 Nm tork üretirken, 100 km’deki tüketimi 5.9 lt’ye kadar iniyor. B 200 deyse aynı hacme sahip motorun 156 HP gücündeki versiyonu kullanılıyor.
Ailenin yeni dört silindirli dizel motorlarının ikisi de 1.8 lt hacmime sahip olduğu için bir üst ÖTV dilimine giriyor: B180 CDI BlueEfficiency ve B200 CDI BlueEfficiency modellerinde yer alan dizel motorların güçleriyse 109 HP ve 136 HP. Kasım ayında ithal edilecek araç, öncelikle B 180 ve B 180 CDI motor seçenekleri ve manuel şanzımanla piyasada olacak. Fiyatı 30 bin eurodan başlayacak modelde 7 kademeli otomatik şanzıman için 2012 Şubat’ı beklemek gerekecek.

Citroen’in küçük SUV’u C4 Aircross, 2012 sonunda gelecek
Citroen de hızla yükselen kompakt SUV pazarındaki yerini almaya hazırlanıyor. C4 platformu üzerine geliştirilen yeni SUV C4 Aircross, dizel ve benzinli motor seçenekleriyle önümüzdeki yılın son çeyreğinde Türkiye’de olacak. Citroen’in dünya pazarlarında en fazla satılan modellerinden olan C4 ailesi yeni bir üyeye kavuştu: C4 Aircross. Küçük SUV’lar sınıfında Fransız markanın temsilcisi olacak araç, şık tasarımı, benzinli ve dizel motorlarıyla iddialı gelecek. Uzunluğu 4.34 metre, genişliği 1.80 metre, yüksekliği de 1.63 metre olan araç, bu boyutlarıyla tam bir şehir aracı. 5 kişi için oturma alanı sunan aracın 442 lt olan bagaj hacmi de günümüz sedan otomobillerine yaklaşan bir değer.
Rakipleri gibi önden çekişli ve 4×4 çekiş sistemlerine sahip olacak araçta, benzinli ve dizel motor seçenekleri de sunulacak. Aracın başlangıç motoru ailenin diğer üyelerinden de tanıdığımız 1.6 lt hacimli (115 HP) benzinli motor olacak. Aynı hacimli dizel motor seçeneklerinin güçleriyse 110 ve 150 HP arasında değişecek.
Yeni araçta, geceleri LED ışıklarla aydınlatılan geniş panoromik tavan da bulunacak C4 Aircross, önümüzdeki yılın son çeyreğinde ithal edilecek.

Toyota Çin’de elektrikli oto üretecek
Toyota Çin’de üreteceği elektrikli otomobillerin satışına 2015 yılında başlayacağını açıkladı. Toyota’nın Çinli ortakları Guangzhou Automobile ve FAW Group ile birlikte gerçekleştirilecek üretim firmanın Japonya dışında bu alandaki ilk üretimi olacak. Şangay’da 689 milyon dolarlık AR-GE yatırımı yapan Toyota, merkezin 2013’te devreye gireceğini açıkladı. Dünyanın en büyük otomobil pazarı olma unvanına sahip alan Çin, 2020’ye kadar 14 milyar dolarlık elektrikli otomobil yatırımına ev sahipliği yapacak.

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Çin’de ürettiği elektrikli otomobillerin satışına 2015 yılından

DÜNYANIN en büyük otomobil üreticisi Toyota, Çin’de ürettiği elektrikli otomobillerin satışına 2015 yılından itibaren başlayacağını açıkladı. Toyota’nın Çinli ortakları Guangzhou Automobile ve FAW Group ile gerçekleştirdiği üretimden çıkan otomobillerin, Japonya dışında üretilen ilk elektrikli model olacağı kaydedildi. Toyota’nın 689 milyon dolarlık Ar-Ge yatırımı yaptığı merkezin Şangay yakınlarında olduğu ve tesisin 2013 yılında hazır hale gelmesinin beklendiği ifade edildi. Nisan ayında bir kısmı faaliyete geçen üretim tesisinin, test pisti ve laboratuar bölümünün de iki yıl içinde hazır hale geleceği belirtildi. 2009 yılında dünyanın en büyük otomobil pazarı olma ünvanını ABD’nin elinden alan Çin, 2020 yılına kadar 14 milyar dolarlık elektrikli otomobil yatırımına ev sahipliği yapacak.

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Bd Otomotiv’ten Münih Çıkarması Ek

Türkiye’de elektrikli otomobil üretiminde öncü kuruluş olan BD Otomotiv, Münih’teki eCar Tec 2011 fuarına katıldı.

Türkiye’de elektrikli otomobil üretiminde öncü kuruluş olan BD Otomotiv, Münih’teki eCar Tec 2011 fuarına katıldı. Fuar hakkında bilgi veren BD-Otomotiv’in sahibi Osman Fevzi Boyner, ülke dışına çok sayıda elektrikli araç sattıklarını, daha iyi tanıtım amacıyla konusunda en büyük olan Münih fuarına katıldıklarını söyledi. Geleceğin teknolojisi olarak görülen elektrikli araçların tanıtıldığı Münih eCar Tec 2011 Fuarı, kapılarını açtı. Üçüncü kez gerçekleşen konusunda Avrupa’nın en büyüğü sayılan fuara Türkiye’den BD Otomotiv katıldı. A6 numaralı salonda büyük bir standla yer alan BD Otomotiv’in tamamı Türkiye’de üretilen ve dizayn edilen elektrikli araçları yoğun ilgi gördü. Fuar ve elektrikli araçlar konusunda bilgi veren BD Otomotiv’in sahibi Osman Fevzi Boyner, çevre dostu ve ekonomik olan elektrikli araçların yakın bir gelecekte ulaşımın vazgeçilmezleri arasına gireceğini söyledi. Elektrikli otomobillerin çok yeni bir teknoloji olduğunu kaydeden Boyner, yenilenebilir enerji trendinin her geçen gün daha da büyüdüğünü buna bağlı olarak da hızlı bir altyapı gelişmesi gösterdiğini dile getirdi.

İlk etapta hafif ticari araçları elektrikli araca dönüştürmeye odaklandıklarını vurgulayan Osman Fevzi Boyner, şöyle konuştu:

‘Kent içi ulaşım için oldukça avantajlı olan elektrikli hafif ticari araçlar, bir defasında 200 Km yol yapabilmektedir. Giderek yaygınlaştırmayı planladığımız şarj istasyonlarında da yarım saat içinde dolum yapılabilmektedir. Sessiz, tasarruflu ve insanı yormayan sürüş kalitesine sahip araçlara ilgi giderek artmaktadır. Çok önemli gördüğümüz Münih elektrikli araba fuarına ilk defa katılıyoruz. Ürünlerimizi sergiliyor, tanıtım yapıyoruz. Etrafımızda büyük markalar var. Elektrikli arabalarla ilgili her türlü gelişme bu fuarda mevcut. Biz ilgiden memnunuz. Son üç yıl içinde Avrupa ülkelerine 350 araç sattık. Özellikle Avrupa’nın büyük kentlerinde temiz ulaşım büyük ölçüde teşvik ediliyor. Gelecek 10 yıl içerisinde insan ve yük taşımacılığı bambaşka boyut kazanacak. Londra, Amsterdam, Milano ve Kopenhag gibi kent merkezlerinde sadece Yayalar için düzenlenen güzergahlara elektrikli taşıt dışında başka araç giremiyor. Bu trend giderek daha da yüksek ivme kazanacak. Türkiye’de de özellikle lojistik işi yapan şirketlere elektrikli hafif ticari araç vermeye başladık. Küçük ölçüde yük ve insan taşımaya oldukça elverişli olan bu elektrikli araçlarda daha önce vergi indirimi olmuştu. Son Ötv zammında ise herhangi bir olumsuz etkilenme olmadı. Şu anda elektrikli arabalar için herhangi bir devlet teşviki yok, ama var olan mevzuatların yakın bir gelecekte Çağa uygun düzenleneceğini düşünüyoruz?.

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Arama:

  • bd otomotiv

Mükemmele yakın elektrikli otomobil sesi!

Volvo ilginç çalışmaya imza atarak “mükemmele yakın” elektrikli otomobil sesini geliştirdi.

Volvo Car Corporation’ın teknik uzmanları, otomobilin sürüş esnasında hem içindeki hem de çevreye yaydığı akustik ayak izini azaltmak için sessiz elektrik enerjisi gibi yeni yöntemler üzerinde çalışıyor.

Mükemmel otomobil sesi arayışlarında sektörün en modern akustik laboratuarlarından biri onlara yardımcı oluyor. Volvo Car Corporation’ın araştırma ve geliştirmeden sorumlu Başkan Yardımcısı Peter Mertens: “Amacımız aracın gürültü seviyesini hassas bir şekilde ayarlayarak kusursuz ve keyif verici bir ses deneyimi yaratmak” dedi.

Birçok test sürüş raporunda, elektrikli otomobil tamamen sessiz olarak tanımlanıyor. Ancak, ses uzmanının bakış açısına göre, elektrikli otomobil için sessiz tanımlaması tam anlamıyla doğru değil.

Volvo Car Corporation’ın ses laboratuarında görevli olan Martin Spang,”İçten yanmalı motor sesinin otomobil kullanma algımızla içgüdüsel bir bağı vardır. Bu ses, diğer sesleri bastıran akustik bir bariyer gibidir. Bu bariyer ortadan kalktığında, bir anda etrafımızdaki diğer bir dizi sesin farkına varırız,” diyor.

Farklı bir akustik ortam

Ön aksa güç veren geleneksel dizel motor ile arka tekerlekleri hareket ettiren elektrikli motoru bir araya getiren plug-in hybrid modellerde, otomobil sadece elektrik enerjisiyle çalıştığında, dizel yakıtın yakıt tankında çalkalanması gibi sesler dahi sürücü tarafından duyulabilir. Aynı şekilde yol yüzeyinden çıkan ses, rüzgâr, pompalar, fanlar ve rölelerden çıkan sesler de aynı hassasiyette duyulabilir.Ancak dizel motor yeniden devreye girdiğinde, otomobil yeniden alıştığımız şekilde ses çıkarmaya başlar.

Volvo V60 Plug-in Hybrid için uygun sesi bulmak amacıyla, Volvo Car Corporation’ın uzmanları bilgisayarlarında ideal ve homojen sesi yaratmak için çalışıyor.

Amaç, tüm gürültü kaynaklarını, otomobilin hangi modda çalıştığından bağımsız olarak, bu homojen sesi çıkarmasını sağlayacak şekilde ayarlamak.
Martin Spang “Burada önemli olan geleneksel ve yeni gürültü kaynakları arasında uygun dengeyi sağlamak. Bazı sesler yalıtılabilir ve ortadan kaldırılabilir. Diğer durumlarda ise bizimle beraber çalışarak daha az ses çıkaran parçalar geliştirmek tamamen tedarikçilerimize bağlı. Dahası, müşterilerimiz elektrikli otomobillerin çıkardığı sesin farklı olduğu gerçeğine zamanla alışacaklar. Bu durum, bu otomobillerin kişiliğinin, çekiciliğinin ve markanın bir parçası haline gelecek” diyor.

Otomotiv sektörünün en modern ses laboratuarlarından biri

2009 yılında faaliyete geçen Volvo Car Corporation’ın yeni otomobil akustik laboratuarı, otomobil sektörünün en modern ses laboratuarlarından biri. 2500 metrekarelik bu büyük ve betondan odada, sessizlik o kadar baskın ki, neredeyse sessizliğin sesi duyulabiliyor. Duvarları ve tavanı kaplayan ses izolasyon malzemeleri ses iletimini azaltacak şekilde tasarlanmış. Laboratuar, deney yapılırken arka planda herhangi bir ses oluşmasını engellemek amacıyla binanın geri kalanından tamamen izole edilmiş.

Farklı yüzeyler simüle edildi

Laboratuarın zemini yol yüzeyine benzer ve aynı sesi çıkaracak şekilde sert ve düzgün. Farklı yüzey işlemleri uygulayan silindirlerle farklı yol koşulları simüle edilerek, test otomobilleri bu yüzeylerde sürülebiliyor.

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Aras Kargo Filosuna Yüzde 100 Elektrikli Araçları Dahil Etti İstanbul

Aras Kargo, karbon ayak izini azaltma çalışmaları kapsamında BD Otomotiv`in elektrikli hafif ticari araç segmentinde yer alan eKangoo aracını filosuna kattı.

Aras Kargo`dan yapılan yazılı açıklamaya göre, yüzde 100 elektrikle çalışan eKangoo model elektrikli araçların bataryasının tamamı şarj edildiğinde 110 kilometre menzile çıkabiliyor. Yaklaşık 8 saatte şarj edilebilen elektrikli araçlar, Aras Kargo`nun parkına ve İstanbul geneline kurulacak şarj istasyonlarından şarj olabiliyor

Aras Kargo Yönetim Kurulu Başkanı Evrim Aras, elektrikli araba ile hizmet veren ilk Türk kargo firması olduklarını belirterek, “Önümüzdeki dönemde elektrikli araç filomuzu daha da genişleteceğiz. Aras Kargo`nun stratejik planlamasında `çevre` var. Stratejik planlanma çerçevesinde gerek yakıt, gerekse çevreye verilen zararı minimize etmek amacıyla filomuzu sürekli olarak gençleştiriyoruz“ ifadelerini kullandı

BD Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Osman Boyner ise, enerji verimliliği çalışmalarına odaklandıklarını kaydederek, “Ticari araçlar ve otobüsler, toplam araç parkının yüzde 1,5-2`sini oluştururken bu araçların karbon salınımı ve yakıt tüketimi tüm pastanın yüzde 25-30`unu oluşturuyor“ bilgisini paylaştı

http://www.beyazgazete.com/haber/2011/10/20/aras-kargo-filosuna-yuzde-100-elektrikli-araclari-dahil-etti-istanbul-a-a.html

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Peugeot 908 HYbrid4 ilk deneme sürüşünü gerçekleştirdi!

2011 yılının Mart ayında gerçekleştirilen Cenevre Otomobil Fuarı’nda tanıtımı yapılan Peugeot 908 HYbrid4 ilk deneme sürüşünü, 11 Ekim’de Estoril Pisti’nde gerçekleştirdi.
Ürün gamında ilk HYbrid4 motoru 3008 ile lanse eden ve çevreye saygı ile yepyeni sürüş heyecanlarını bir araya getiren Peugeot, 908 HYbrid4 ile bu motor teknolojisini motorsporlarında da uygulamaya başlıyor. Peugeot 908 HYbrid4, motorsporlarının geleceğini temsil ediyor.

Olumlu bir ilk değerlendirme
16 Eylül tarihinde PSA Grubu’nun özel bir pistinde yapılan başarılı bir denemeden sonra, 908 HYbrid4, ilk defa bir ay sonra Portekiz Estoril’deki deneme seansı çerçevesinde piste çıktı. Toplamda, Nicolas Minassian, Stéphane Sarrazin ve Alexander Wurz tarafından 300 kilometreden fazla yol yapıldı. “Amaç çok km gitmek değildi, diye açıkladı Peugeot Sport Teknik Direktörü Bruno Famin, ama daha önemlisi birçok işlevin çalıştığından emin olmaktı. Sonraki adımı atmadan önce her sonuçtan emin olacak şekilde her tur arasında analiz zamanını ön görmek gerekiyor. Sistem beklediğimiz gibi çalıştı ve harekete geçti, bu ilk başarımız. Diğer taraftan, bir takım prensip ayarlamalarını da yapmaya başladık ve sistem iyi cevap verdi, bu çok olumlu.”

Pilotların yorumları
Nicolas Minassian : “Test aracını 2008 yılında test edenlerden biriydim. 908 HYbrid4’ü kullanan ilk kişi olmaktan dolayı çok gururluyum. Kesinlikle otomobil yarışının geleceğini temsil eden bu büyüklükteki proje üzerinde çalışmak çok ilginç. Pilot olarak, yeni teknolojilerin gelişimini öğrenmek ve yardım etmek çok zenginleştirici.”
Stéphane Sarrazin : “Kapsamlı bir deneme programı geçirdik. Bu gerçekten muhteşem! Mühendislerle çalışmak, en iyi uzlaşmaları bulmak ve elbette sistemi keşfetmek çok ilginçti, çünkü projenin başındayız. Ekstra güç hissediliyor. Bunun performanslı olması için onu işletmek veya uyarlamak bize kalmış. En iyi dengeyi bulmak gerekiyor. Çeşitli çalışma alanları ile birçok şey keşfediliyor.”

Doğuşu
2008 yılında Silverstone’da Peugeot Sport, 908 HDi FAP baz alınarak gerçekleştirilen bir hibrit test aracını tanıttı. Bu ilk projenin amacı, 2009 yılı sonunda yürürlüğe giren teknik şartname çerçevesinde 2011’de başlatılması öngörülen bu yeni teknolojinin yeni otomobile en iyi şekilde adapte edilmesinin zorluklarını anlamaktı.

“2011 yılı başında gerçekleştirilecek ilk bant için 2010 yılı süresince sistemi tasarladık, diye devam ediyor Bruno Famin. Peugeot Sport’da, motor-vites kutusu- şanzımanın tamamı için dinamik bir banda sahibiz. Bu çok pratik çünkü aynen araçtaki gibi çalışıyor. Hibrit fonksiyonu motor şanzıman grubuna entegre. Eylül’deki ilk turları ve ekimde ilk test sürüşleri için 2011 yılı süresince bu nedenle bu denemeleri düzenledik ve izledik.”

Test programı başlatıldı
Bu cesaret verici aşamayla daha da güçlenen 908 HYbrid4 test programı devam edecek. Araç çok yakında yeni testlerin tamamlayıcısı olarak başka bir turda yola çıkacak. “Sistemin farklı bir turda nasıl yürüyeceğini görmek ilginç, diye ekliyor Bruno Famin. Sistemin kendisinde olduğu kadar tutuşunu adapte etmek için otomobilde de daha iyi bir gelişim aşamasını başlatacağız. Henüz keşif aşamasındayız. Dayanıklılık testleri daha sonrasında olacak. »

PSA Grubu ve Peugeot Sport arasındaki geniş işbirliği
3008 HYbrid4 üzerinde dizel hibriti lanse ettikten sonra, Peugeot Frankfurt Otomobil Fuarı’nda dünyada ilk defa radikal bir stil ve çevresel mükemmelliğin bir ittifakı olan 508 RXH’ı tanıttı. Grubun mühendisleri ile paralel olarak ve işbirliği içinde, Peugeot Sport bu gelişmeleri yarışa iletmek adına kendi hibrid sistemini tasarladı ve geliştirdi. Böylece, 3008 HYbrid4, 508 RXH ve 908HYbrid4, Peugeot’nun dizel- elektrikli hibridasyon yolundaki öncü ve kararlı uygulamasının kanıtları oldu.
Dizel motor dayanıklılık seçimi ve tasarımı sırasında Grubun mühendisleri ile zaten aktif olan işbirliğinde olduğu gibi, Peugeot Sport en iyi teknolojileri, en iyi tedarikçileri, kaçınılması gereken noktaları tanımak amacıyla Grubun araştırma ve geliştirme güçlerinden destek aldı. “Önemli sayıda seçenek konusunda tavsiyelerde bulunduk. Motor için olduğu gibi, kendi tarafımızda da birçok şey öğrendik. Bu nedenle gerçekten karşılıklı bir bilgi alışverişi var. Benzer teknolojiyi esas alan farklı deneyimlerimizle böylelikle karşılıklı olarak ilerliyoruz” diye sonuçlandırdı Bruno Famin.

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Elektrikli Fluence ile İstanbul-Ankara 10 TL

Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar, birkaç ay içinde çıkacak olan elektrik motorlu Fluence ile İstanbul’dan Ankara’ya çok düşük bir maliyetle yolculuk yapılabileceğini belirterek, “İstanbul’dan Ankara’ya giderken mola verilerek 30 dakika içinde hızlı şarj edilen otomobil 10 TL’nin daha altında bir maliyetle bu mesafeyi gidecek” dedi.

EKONOMİ SERVİSİ

Anadolu Ajansı’na konuşan Aybar, elektrik motorlu araçların yaygınlaştırılması önemine değindi. Aybar, “Bu nedenle ‘dizel motorlu aynı aracın fiyatına eşdeğer fiyata satacağız’ dedik. İddiamız bu” diye konuştu.
Fluence’ın satış fiyatı İbrahim Aybar’ın verdiği bilgilere göre dizel motorlu bir Fluence otomobolin fiyatına eşdeğer olacak. Renault Fluence’ın 2011 dizel araba fiyatı 47.100 TL’den başlıyor, 53 bin liraya kadar çıkıyor. Aybar ayrıca, “Yılda yaklaşık 10 bin kilometrenin üzerinde mesafe yaptığınızda araçta ciddi bir ekonomi sağlıyorsunuz” dedi.

‘ÖTV’si yalnızca yüzde 3’

İbrahim Aybar’ın elektrikli otomobille ilgili verdiği bilgiler şöyle sıralanıyor: “Tek şarjla 182-185 kilometre gidebiliyor ancak her 160 kilometrede şarj edilmesinde fayda var. Kullanım maliyeti yakıtlı otomobile göre oldukça ekonomik. Satın almada teşvik var. Türkiye’de bu otomobiller için elektrik motoru 85 kilowat güce kadar olanlara ÖTV indirimi yapılarak, yalnızca yüzde 3 ÖTV uygulanıyor. ÖTV’nin yüzde 37 olduğu düşünüldüğündü bu durum önemli bir avantaj sağlıyor.”
– Elektrikli araçtaki piller tam olarak şarj edildiğinde ortalama 160 kilometre yol yapabiliyor. Bu rakam Fluence için 185 kilometreyi bulabiliyor.
– Otoparklara, alışveriş merkezlerine ve önemli bölgelere araçların kolayca şarj edilebileceği aletler konulacak. Çamaşır makinesi ve ütü gibi ev aletlerinin çalıştırılabildiği 16 amperlik topraklı bir priz olduğunda şarj edilebiliyor. Renault ayrıca Ankara, İstanbul, Gaziantep ve Kocaeli Büyükşehir Belediyeleriyle işbirliği anlaşması imzaladı.

Vergisi ‘125 bin euro’ arttı, ‘Ferrari FF’ bekleyen 3’lü geri adım atmadı

Ferrari Avrupa Bölgesi Satış Müdürü Massimo Gallotta, Türkiye’deki ÖTV oranlarının artırılmasına ilişkin olarak, “Bizim için çok yeni bir durum değil. Normal karşıladık” dedi.
Ferrari’nin ilk dört tekerlekten çekişli spor modeli Ferrari FF Türkiye’de görücüye çıktı. FerMas yetkilileri Ferrari FF için 2011 yılı kotalarının 2 adet olduğunu, bunun da dünkü lansman öncesi satıldığını, yeni 1 sipariş daha aldıklarını söyledi.
Ferrari FF’in ÖTV artışından önceki satış fiyatı 502 bin euro’ya işaret ediyordu, artış sonrası bu fiyat 627 bin euro’ya çıktı. Yetkililer ÖTV artışından sonra şu ana kadar siparişlerde herhangi bir iptalin söz konusu olmadığını söyledi. Ferrari FF, 660 HP güç üreten V12 motoru ile 3.7 saniyede 100 kilometre hıza ulaşabiliyor. FerMas bu yıl 23 Ferrari, 25 Maserati satmayı hedefliyor.

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Kocaeli’nde oto şarj istasyonu devrede

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Ful Şarj Enerji Hizmetleri AŞ arasında yapılan protokolle, elektrik motorlu araçların şarj edilebilmesi için ilk istasyonu devreye alındı.

Belediye Başkanlığı VİP Salonu’nda düzenlenen törende konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, elektrikli araçları çevre yönüyle çok önemsediğini belirterek, temiz bir hava soluyabilmek için bunun zorunlu bir yenilik olduğunu söyledi.

Özellikle büyükşehirlerde egzoz gazının insanları önemli ölçüde etkilediğini ifade eden Karaosmanoğlu, elektrikli araçların çevreci, iktisatlı ve ekonomik olduğunu vurguladı.

”Renault ile imzaladığımız protokol çerçevesinde ilk etapta 5 otomobil alacağız” diyen Karaosmanoğlu, şöyle devam etti:

”(Fluence)ı test ettim, çok güçlü bir otomobil, kullanımı güzel, çalıştığını bile fark etmiyorsunuz. Her yönüyle çevreci, gürültü kirliliği dahi yapmıyor. Bu araçlar için şarj istasyonları lazım. Normal akaryakıt istasyonları gibi bunlar kısa sürede yaygınlaşacaktır. Buradan Ankara’ya giderken bir çay içimlik zamanda şarj yapılabilecek. Bu, Türkiye açısından önemli bir gelişme, önemli bir atılım, hükümetimiz de bunu özellikle teşvik ediyor. Normal araçlarda ÖTV yüzde 37 iken, elektrikli otomobillerde yüzde 3… Maliyetin en büyük kısmını vergi teşkil ediyor. Devlet onu sübvanse ederek teknolojiyi, araç üretim firmalarını teşvik ediyor. Akaryakıtı yurt dışından ithal ediyor, döviz ödüyoruz. Dışa bağımlıyız. Elektriği ise kendimiz üretebiliyoruz. Kentlerimizde bu çevreci araçlarla dolaşırsak, bu teknoloji kısa sürede yaygınlaşır. Pilin, akülerin şarjıyla ilgili Ful Şarj firmasıyla protokol imzalıyoruz. İlk istasyonu Kocaeli Büyükşehir Belediyesi için ücretsiz olarak kuruyorlar. Bir istasyon da Gebze için isteyeceğiz. İlk planda alacağımız 5 araç nerelerde kullanılacaksa oralara şarj ünitelerini kurduracağız. Önümüzdeki 2012-2013 yıllarında tüm kiralık araçlarımızı yavaş yavaş, tamamen elektrikliye döndürme hedefimiz var. Akaryakıttan tasarruf edeceğiz, çevreci araçlar kullanmış olacağız ve halkımıza da örnek olmuş, öncülük yapmış olacağız. Kentimizin havasının temiz olması, kirlenmemesi adına önemli bir adım olarak görüyoruz. Bu teknoloji zamanla gelişecektir. Hayırlı olmasını diliyorum. Ful Şarj firmasına böyle bir teknolojiyi ülkemize kazandırdıklarından dolayı teşekkür ediyorum.”

-Elektrikli araç kullanımı-

Ful Şarj Enerji Hizmetleri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Osman Ataman ise Türkiye’nin 2010 yılından itibaren elektrikli araç konusunu konuşmaya ve tartışmaya başladığını belirterek, ÖTV’nin yüzde 3’e indirilmesinin elektrikli araçların gelecek yıllarda hayatın içine ne denli gireceğinin bir göstergesi olduğunu ifade etti.

”Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin bir de kendi otomobilini ve mümkünse elektrikli yapmasıyla birlikte ne denli hızlı bir sıçrama yapacağını beraber yaşayacağız” diyen Ataman, gelecekte otomobilin beklediği her yerde, elektrik imkanının yeterli olması ve şarj istasyonu kurulmuş olması halinde aracın yakıt ihtiyacının karşılanabileceğini söyledi.

”Şirketimiz, yeşil teknolojilerle yüksek teknolojileri bir araya getirerek yeni dönemin vizyonunu oluşturdu” ifadesini kullanan Ataman, ”Çevreci, ekonomik… Yani ikisinin de alternatifi yok. Kyoto sözleşmesi, Türkiye’nin de taraf olduğu bir sözleşme. Bundan ötürü ülkemizin yapması gereken karbon salınımını azaltıcı bir takım yatırımlar var. Bu yatırımları sanayide yapmak gerekiyor ama bireyler olarak öncelikle otomobillerimizin çevreyi kirletmesini azaltmak önemli bir gelişme” diye konuştu.

Ataman, şöyle devam etti:

”Bu konu Türkiye’de ilk kez hükümetimizin programına alınmış konudur. Otoyollarda, alışveriş merkezlerinde, ticarileştirilmiş olarak kullandığımız takdirde karşımıza çıkabilecek en yüksek elektrik faturasının, benzine göre yaklaşık yüzde 70, LPG ya da dizele göre yüzde 50 civarında tasarrufu söz konusu. Türkiye’nin enerji ithalatından kaynaklanan cari açığı düşünürseniz bunun nereye katkı sağladığı ortaya çıkmaktadır. Şarj istasyonlarının bugünkü teknolojiyle 20 dakikadan 8 saate kadar farklı tip ve modelleri bulunmaktadır. Bu teknolojiye yapılan yatırım ve akü teknolojilerinin gelişmesiyle giderek çok kısa sürelere inebilecektir.”

Özel konutlar, siteler, otomobilin bekleyebildiği her yerde şarj istasyonlarının kullanılabileceğine işaret eden Ataman, 2012 yılı itibarıyla tüm otomobil markalarının elektrikli bir ya da birden fazla modellerinin üretiminin başlayacağını, dünyanın şu anda hazırlığının son evresinde olduğunu, Kocaeli’nin ise bu evrede öncü bir fonksiyon üstlendiğini dile getirdi.

Ataman, şunları söyledi:

”2001 yılındaki toplam araç sayısına bakarsanız 6 milyon 750 bin, 2009 yılında 12 milyon ile ikiye katlamış durumda. Önümüzdeki 10 yılda da benzer bir gelişim olacak. Türkiye’de yaklaşık 20 milyonu aşkın araç parkımız ortaya çıktığı zaman sıfırdan imalat ya da ithalatla piyasaya girecek olan 1 milyon 787 bin öngörülen, 2 milyon 275 de mevcut aracın elektrikliye ya da hibrite dönüşümü gerçekleşecek. Araçların yaklaşık yüzde 20’si elektrikli olacak. Bu önümüzdeki dönemde Kocaeli’de şu anlama geliyor, 10 yıl sonra 2 bin 225 istasyonla ancak bu araçlara şarj imkanı verilebilir.

Türkiye, yaklaşık 80 milyon nüfusu ile Avrupa’da bile atılım yapabilecek önemli bir pazar. Türkiye’de araç sahipliği oranının henüz yüzde 14’lerde olması ve batı dünyasındaki ortalamaların yaklaşık üçte bir, hatta Bulgaristan’ın bile yarısında olmamız nedeniyle otomobil sahipliği oranında artış ihtimali yüksek.”

Ataman, şarj istasyonlarında yüksek teknoloji ürünü tercih etmenin önemini ise şöyle açıkladı:

”Şarj istasyonu, yazılımı yoksa uzaktan erişilebilir ve kontrol edilebilir, yüksek teknoloji ürünü değil ise kontrolsüz olarak trafolarımız ve elektrik şebekemizin hayatiyetini etkileyecektir. Yüksek teknoloji dediğimiz zaman onun en azından dağıtım şebekesi güvenliğini riske sokmayacak şekilde olan kısmıdır. Bizim de teknoloji dememizdeki ve gücümüzü aldığımız nokta temelde budur. Yoksa elektrik enerjisini vermek, prizdekinin regüle edilmesiyle de mümkün.”

Konuşmaların ardından, Karaosmanoğlu ile Ataman, şarj istasyonunun protokolünü imzaladı.

Ankara, İstanbul ve Bursa’da bulunan şarj istasyonlarına bir yenisi, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İbrahim Karaosmanoğlu’nun kişiye özel elektronik kartla sistemi aktif hale getirmesiyle eklenmiş oldu.

Karaosmanoğlu, kendisine verilen kartı cihaza okutarak, elindeki fişi prize taktı. Fişi prizden çekmek isteyen Karaosmanoğlu, kapağı açmak için kartı cihaza yeniden okutmakta güçlük çekince Ful Şarj Enerji Hizmetleri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Osman Ataman yardım etti ve kartı okutarak, cihazın kapağını açtı. Ataman, gazetecilere, ”Bu kadar zor değil, merak etmeyin” diyerek espri yaptı.

http://www.haber7.com/haber/20111018/Kocaelinde-oto-sarj-istasyonu-devrede.php

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Arama:

  • ataman otomotiv kocaeli
Facebook Auto Publish Powered By : XYZScripts.com
Yandex.Metrica