Quantcast

Monthly Archives: Nisan 2012

CEO’lar otomotivi masaya yatırdı ana konu yeni teşvik paketi oldu

OYDER’in düzenlediği ‘Made in Turkey’ panelinde otomotivin üst düzey yöneticileri sektörü masaya yatırdı. Hurda indirimi, vergiler ve yeni teşvik sistemi ana konu olurken, Türk malı otomobilin önünü açması beklenen yeni teşvik paketi genel hatlarıyla olumlu bulunup, büyük hedefler içinse ‘yetersiz’ olarak değerlendirildi

Otomotiv Yetkili Satıcıları Derneği’nin (OYDER) düzenlediği ”Made in Turkey” panelinde CEO’lar sektörü masaya yatırdı. Türk otomotiv sektörünün avantajlı yönlerini, yapılması gerekenleri ve pazardaki tehlikelerin tartışıldığı toplantıya TOFAŞ Üst Yöneticisi (CEO) Kamil Başaran, Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün, Oyak Renault Genel Müdürü Tarık Tunalıoğlu, Toyota Türkiye Üst Yöneticisi (CEO) Orhan Özer ve Hyundai Assan Yurtiçi Satış, Satış Sonrası ve Pazarlama Genel Müdürü Ümit Karaarslan katıldı.
Türk otomotiv sektörünün yeni marka yaratma konusunda yeterli teknolojik birikimi ve yetişmiş insan gücünün olduğunun vurgulandığı toplantının ana konularından birini de yeni teşvik paketi oluşturdu. Geçtiğimiz haftalarda açıklanan ve otomotiv alanında da yeni yatırımların önünü açması beklenen teşvik paketinin, olumlu ancak eksikleri olduğu vurgulanırken, otomotivin yol izleyeceği yol haritası değerlendirildi. Hibrit araçlar, otomotivde vergilendirme sistemi, yerli üretim, tasarım ve ihracat konuları panelin ana konuları oldu.

TÜRKİYE’DE HİBRİT ARAÇ ÜRETEBİLİRİZ
Toyota Türkiye Üst Yöneticisi (CEO) Orhan Özer; ‘Türk otomobil pazarı çevre duyarlılığından önce fiyata ardından da tasarıma endeksli. Pazarda çevreci araçlar konusunda vergi desteğiyle bir talep yaratılmalı. Uygun şartlar oluşursa Türkiye’de hibrit araç üretebiliriz, bunu yapacak gücümüz var’ dedi. Türkiye’nin kendi markasını üretecek ve gerçekleştirecek güce sahip olduğunu ve kendisinin de buna inandığını dile getiren Özer; işin zor olan kısmı üretim değil, satış ve pazarlama ayağı. ‘Otomotiv ana ve yan sanayiinin, otomotiv sektöründe bu zamana kadar yaptıkları bundan sonra yapacağının garantisidir. Bu işi bir teşvik kapısı ya da nemalanma kapısı olarak görmemek lazım. Her ticari faaliyetin neticesinde bir karlılık bir netice beklenecektir. Ama bu işin amacına ulaştıktan sonra karlılığın geleceği hedeflenmeli” diye konuştu.

TEŞVİKTE OTOMOTİV MADDESİ YOK
Açıklanan yeni teşvik paketini olumlu karşıladıklarını belirten Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün; ‘Ancak detaylarını indiğimizde bu teşviğin önümüzdeki hedefleri yakalamamız için gerekli alt detaylara sahip olmadığını da görmeye başladık. Yerli otomobil konusu hepimizi yaralıyor. Yüzde 60-70 yerlilik oranını zaten yakaladık. Bu açıdan zaten yerli üretimi yapıyoruz. Yerli markayı nasıl kuracaksınız? Nasıl pazarlayacaksınız? Ekonominin böyle bir şeye ihtiyacı var mı? Bakmak lazım. Ekonomik altyapısı doğru hesaplanmamış, ‘ben yerli otomobil yapacağım yerli marka istiyorum’ diye ortaya çıkmak hiçbir sanayicinin elini altına sokacağı bir taş değil. Öyle olmadığını da herkes biliyor. Olayı popülizmden kurtarmak lazım. Her sabah bugün ne vergi çıktı diye gazetelere bakıyoruz.Teşvik paketini hatmettik ama detaylarını okuyorum, hangi başlıkta olursa olsun otomotive özel bir teşvik yok’ dedi.

HURDA ARAÇLAR SEKTÖR İÇİN BÜYÜK TEHDİT
Türkiye’de otomotiv sektörünün önündeki en büyük tehdit olarak trafikten bir türlü çekilemeyen ömrünü tamamlamış araçları gördüğünü belirten Oyak Renault Genel Müdürü Tarık Tunalıoğlu; ‘Vergi avantajları yüzünden trafikten kaldırılamayan araçlar hem çevreye hem de güvenliğe zarar veriyor’ dedi. Türkiye’de üretilen bütün modellerin yerli otomobil sayılacağını dile getiren Tunalıoğlu, aynı zamanda küresel tüm markaların 2010-2013 yılları arasında en az bir modelinin elektrikli olacağını söyledi. Teşvik paketinin yerli otomobil için önemli olduğunun altını çizen Tunaluoğlu; “Teşvikte nakit şartı yok. Önce üreteceksiniz, sonra kazanacaksınız sonra vergiden düşeceksiniz, böyle uzun bir süreç var. Dolayısıyla zaten mevcut bir şirketinizin olması lazım. O yüzden sıfırdan başlayıp yapmanız zaten zor ” dedi.

OTODA TÜRK TASARIMINA GEÇMELİYİZ
1996 yılında yaklaşık 330 bin araç üretimi yapılırken, bugün itibarıyla yaklaşık 1,2 milyon araç üretimi yapıldığını ve üretim kapasitesinin ise 1,5 milyon araç kapasitesine geldiğini belirten TOFAŞ CEO’SU Kamil Başaran; ‘maliyetler üzerinde lojistik ve vergilerin yükü büyük. Diğer bir sorunsa genelde Avrupa pazarlarına bağımlı çalışıyoruz’ dedi. Yerli marka yaratma konusunda ise Başaran, ”Teşvik belirsiz şu anda. Tebliği yok daha. Detayları yok ortada. Bir taraftan yatırım teşviki paralelinde çalışılan Ar-Ge teşviği var. Artık otomobilde kendi tasarımımız olmalı diye düşünüyorum. ‘Made in Turkey’ değil, ‘Dizayn in Turkey’e geçmemiz lazım” diye konuştu.

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Ferrari 2013’te ilk hibridini piyasaya sürecek

Enzo’nun yerini alacak otomobilde yakıt tasarrufu sağlayan benzinli-elektrikli sistem bulunacak.
Ferrari 2013’te ilk benzinli-elektrikli hibrit sistemini piyasaya sürecek. Teknoloji, ismi henüz açıklanmamış olan, Enzo’nun yerini alacak otomobilde kullanılacak.

Ferrari CEO’su Amadeo Felisa Pekin Otomobil Fuarı’nda yaptığı açıklamada, “Formula 1’i temel alarak geliştirdiğimiz, yakıt tüketimini azaltıp performansı arttıracak hibrit sistemimizle pazara giriyoruz” dedi.

Ferrari “HY-KERS” adı verilen hibrit sisteminin, testlerde hibrit olamayan bir Ferrari modeliyle karşılaştırıldığında, yakıt tüketimini yüzde 40 civarı azalttığını, buna karşılık 0’dan 200 km/s’ye hızlanma süresini de yaklaşık 3 saniye azalttığını söyledi. HY-KERS sistemi otomobilin ağırlığını yaklaşık 120 kg arttırıyor. Ferrari, otomobilin şasisinin ve aktarma organlarının ağırlığını azaltarak bu ağırlık artışını kısmen telafi edecek.

Felisa yeni otomobilin şasisinin Ferrari’nin F1 otomobillerindekiyle aynı kalitede karbon fiber içereceğini belirtti. CEO, bu karbon fiberin şu anda Enzo’nun ve F50’nin şasisinde ve gövdesinde kullanılana oranla daha hafif ve daha dayanıklı olduğunu ifade etti.

Ferrari lityum iyon hücrelerini Güney Koreli Samsung Electronics’ten temin edecek ve kuzey İtalya’nın Modena şehri yakınlarındaki Fiorano’da bulunan F1 yarış merkezinde birleştirerek kendi batarya paketlerini üretecek.

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Hibrit Audi A6L e-tron

Audi’nin hibrit araç ailesine bir yenisi eklendi. Çin’de üretilen uzun aks mesafeli A6 modelini temel alan araç 2010 yılında tanıtılan A6 Hybrid modelinin seri üretime daha da yakın modeli. Üstelik bu sefer e-tron logosuyla.

Audi’nin hibrit araç ailesine bir yenisi eklendi. Çin’de üretilen uzun aks mesafeli A6 modelini temel alan araç 2010 yılında tanıtılan A6 Hybrid modelinin seri üretime daha da yakın modeli. Üstelik bu sefer e-tron logosuyla.

Dış görünüşü diğer A6 modellerinden çok farklı olmayan A6L e-tron’da ince yatay çıtalara sahip ön panjur, e-tron tasarımı 21 inç çaplı jantlar, kromajlı ve ince yapılı egzoz çıkışları, koyulaştırılmış stoplar ve ön tamponda yer alan ince yapılı krom süslemeler dikkat çekiyor.

5.02 metre boy, 1.87 metre genişlik ve 1.46 metre yüksekliğe sahip olan aracın aks mesafesi 3.01 metre uzunluğunda. İç mekanın genel hatları diğer A6 modellerinden farklı olmasa da göstergeler ve bilgi ekranında hibrit sistemin çalışma ve şarj durumlarını gösteren değişik grafikler mevcut.

Hibrit sistemin benzinli motoru A6 Hybrid modelinde olduğu gibi turbo beslemeye sahip, 2 litre hacimli, 211 beygir güç üretebilen TFSI ünite. Elektrik motoru 95 beygir güç üretebilen bu otomobilin sadece elektrik enerjisi kullanarak alabildiği yolsa 80 km.

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Pekin’deki uluslararası otomobil fuarı kapılarını açtı

Çin’in başkenti Pekin’de 12. düzenlenen Pekin Uluslararası Otomobil Fuarı kapılarını açtı.

Fuara başta Çin, Alman, Fransa, Amerika, Japonya, İtalya olmak üzere 14 ülke ve bölgeden toplam 2 binden fazla katılımcı katılıyor. Pekin’in Shunyi bölgesinde yer alan 230 bin metrekarelik yeni Devlet Fuar Merkezi’ne kurulan fuarda bin 125 araba sergileniyor. Tüm dünyada ilk kez sergilenecek olan 120 aracın yer aldığı fuarı bir hafta içerisinde 680 bin kişinin ziyaret etmesi bekleniyor.

Fuarda sergilenen en pahalı araba 47 milyon yuan (yaklaşık 7,5 milyon dolar) ile Aston Martin One 77 modeli oldu. 25 Nisan’da halka açılacak ve 2 Mayıs’ta sona erecek fuar, yılda bir dönüşümlü olarak Şanghay ve Pekin’de yapılıyor.

Çin medyasına göre, Pekin’deki bu fuar, ilgi olarak dünyanın en büyük 4 otomobil fuarı olarak bilinen Detroit, Frankfurt, Paris ve Cenevre’yi geçti. Buna gerekçe olarak da Japonya ve Kore’de benzer otomobil fuarlarında küresel otomobil üreticileri CEO’larının davet edilmesinin neredeyse imkânsız oluşu ve bu CEO’ların Pekin’deki bu fuarda bir araya gelmesi olarak gösterildi.

Fuarın medyaya açılan ilk gününde bazı aksaklıklar göze çarptı. Fuara gelenler, yönlendirici tabelaların yetersiz oluşu ve çalışanların fuar alanını tam bilememesinden dolayı giriş ve çıkışlarda büyük sorun yaşandı.

Fuarda ayrıca fotoğraf makineleriyle sergilenen otomobillerin içini ve dışını en ince ayrıntısına kadar çeken kişiler de dikkat çekti.

KİMLER NE TANITTI

Fuarda Renault-Nissan Alliance, şirketin yeni Talisman modelini tanıttı. Renault Samsung tarafından Kore’de üretilen otomobil, Çin’de SM7 versiyonuyla tanıtıyor. Toyota, 16’sı çevre dostu hibrid ve elektrikli olmak üzere fuarda 50 otomobilini tanıttı.

Çin’de yılda 1 milyon satan Güney Kore’nin Hyundai ve Kia markaları, Renault Samsung ve Ssangyong, Çin’deki pazarlarını genişletmek için fuarda yerlerini alan otomobil firmaları arasında yer aldı.

Güney Kore oto devi Hyundai ise fuarda yeni Avante modelini tanıttı. Bu araba ilk kez geçen yıl Haziran ayında Güney Kore’de tanıtılmıştı.

MERMERLER OTOMOTİV: TÜRKİYE’YE YENİ ÇİN OTOMOBİL MARKALARI GELEBİLİR

Geçen yılki Şanghay fuarında olduğu gibi bu fuara da Mermerler Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Yüksel Mermer ve tüm üst düzey yöneticiler katıldı. Şirket, Çinli otomobil üreticileriyle görüşmeler yaptı. Cihan Haber Ajansı’na konuşan Yüksel Mermer, Chery’nin Çin’de tutulan bir marka olduğunu ve yeni modellerinin Türkiye’ye geleceğini söyledi. İlk olmalarından dolayı Türkiye’ye girmek isteyen Çinli otomotiv firmalarının kendileri ile görüştüğünü belirten Mermer, boş olan şirketlerinin Çinli otomobil firmalarıyla görüştüğünü ve iyi olan birkaç marka daha ilave şansı olacağını ifade etti.

Çin’deki otomobil kalitesinin giderek artığını ve Çin’in bazı şehirlerinde Avrupa standartları dışındaki araçlara müsaade edilmediğini dile getiren Mermer, “O bakımdan onlar da bütün şartları Avrupa standartlarına göre ayarlayacaklar.” dedi. Yüksel Mermer, dünyada en çok otomobil satılan Çin’deki otomobil üretim kapasitesinin çok büyük olduğunu, sadece Chery’nin bir fabrikasının bir milyon araç üretim kapasitesine sahip olduğunu ve bunun da Türkiye’deki tüm markaların 1 milyon yüz-yüz elli bin olan rakama yaklaştığını anlattı.

CHERY ALANLARDA ŞİKÂYET YOK

Türkiye’de yılardır Chery marka otomobil sattıklarını ve şuana kadar bir şikâyet olmadığını savunan Mermer, satışta da en fazla garantiyi veren marka olduklarını, ayrıca yüzde yüz yedek parça bulunurluğu olduğunu ve bunun yıllardır Türkiye’de olan her markada mümkün olmadığını ve son olarak da parça fiyatların diğer markalara göre ucuz olduğunu ifade etti.

(CİHAN)

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Bu Otomobilde ‘Yolda Kalma’ Derdi Yok

Toyota tarafından sınırlı sayıda üretilen ‘Prius Plug-in Hybrid’ Adana’da görücüye çıktı.

Toyota tarafından sınırlı sayıda üretilen ve 40 yıllık bir çalışmanın sonucu olarak öne çıkan ‘Prius Plug-in Hybrid (Hibrid Otomobil)’ Adana’da görücüye çıktı. Normal bir prizde 1.5 saatte şarj edilebilen otomobil, ‘yolda kalma’ gibi derdi de ortadan kaldırıyor. Yakıt tasarrufu da sağlayan araç, Türkiye’nin ‘en çevreci otomobili’ olarak da öne çıkıyor.

Hem benzin, hem de elektrikle kullanılabilen hibrid otomobil, Türkiye’de ‘Uluslararası Çevre Dostu Bina Değerlendirme Sistemi (BREEAM) Sertifikası’na sahip ilk ve tek otomobil binası olan Toyota Plaza Onatça’da tanıtıldı. Toyota Satış ve Pazarlama CEO’su Ali Haydar Bozkurt tarafından basın mensuplarına tanıtılan’Prius Plug-in Hybrid’in aynı zamanda da test sürüşü de gerçekleştirildi. Bugün dünyadaki hibrid teknolojisine sahip araçların toplam satışının 3.5 milyona ulaştığına dikkat çeken Ali Haydar

Bozkurt, ‘Prius Plug-in Hybrid’in Toyota’nın 40 yıldan bu yana çevre teknolojileri üzerinde yürüttüğü çalışmaların bir ürünü olduğunu vurgulayarak, otomobilin aynı zamanda da tam hibrid teknolojisinin en yenisi ve en çevrecisi olarak tüm dikkatleri üzerinde topladığı yorumunda bulundu.

“45 LİTRELİK BENZİNLE BİN 250 KİLOMETRE YOL KAT EDİLEBİLİYOR”

Bozkurt, “Dünyada ve Avrupa’da testleri yapılan ve şarj edilebilen elektrikli hibrid otomobilin sınırlı sayıdaki prototip modellerinin birini bugün Adana’da tanıtmanın memnuniyetini duyuyoruz. Şu ana kadar düşük yakıt tüketimi, kullanım kolaylığı, konforu ve kalitesiyle Avrupalı kullanıcılardan çok olumlu geri bildirim alan ‘Prius Plug-in Hybrid’, normal bir elektrik prizinden 1.5 saatte şarj edilebiliyor. Daha da önemlisi menzil kaygısı olmadan ister benzin, ister elektrikle sürüş imkanı sunuyor. Prius

Plug-in Hybrid, 100 kilometrede sadece 2.6 litre yakıt tüketirken, elektrikli kullanımda 23 kilometre menzil ve 0 emisyon sunuyor. Yapılan testlerde Prius Plug-in Hybrid, 100 kilometrede 2.0 litreye kadar düşen bir yakıt tüketimi değerine ulaşabiliyor ve 45 litrelik bir depo benzinle bin 250 kilometre yol kat edilebiliyor” dedi.

“HİBRİD OTOMOBİL İLE ELEKTRİKLİ OTOMOBİL AYNI ŞEY DEĞİL”

Prius Plug-in Hybrid’in, aynı sınıftaki benzinli bir araçtan yüzde 49 daha az, dizel bir araçtan da yüzde 36 daha az yakıt tükettiğinin altını çizen Bozkurt, hibrid otomobil ile ‘elektrikli otomobil’in birbirine karıştırılmaması uyarısında bulundu. Prius Plug-in Hybrid’in yolda giderken kendi kendini de şarj ettiği bilgisini veren Bozkurt, bu nedenle de hibrid otomobiller için altyapıya ihtiyaç duyulmadığını, normal bir elektrik prizinin yeterli olabileceğini söyledi. Teknik servis konusunda da tüm

Toyota çalışanlarının, bu konuda gerekli eğitimleri aldığını ifade eden Ali Haydar Bozkurt, söz konus araçların dünyada birçok ülkede hibrid otomobiller ‘çevreci’ ve ‘ekonomik’ olmasından dolayı teşvik edilirken, her geçen gün tükenen petrol karşısında da Prius Plug-in Hybrid’in önemli bir alternatif olarak öne çıktığını dile getirdi.

“TÜRKİYE’DEKİ HİBRİD OTOMOBİL SATIŞI 100’Ü AŞMIYOR”

Hibridin pahalı bir teknoloji olduğunu vurgulayan Bozkurt, otomobilin kullanıcılar tarafından tercih edilebilmesi için de fiyatının cazip olması gerektiğini, bunun da vergi teşvikleri, otoyol ve park alanlarında ücret alınmamasının yanı sıra ÖTV ve MTV gibi desteklerle sağlanabileceğini anlattı. Ancak söz konusu teşvikin hiçbirinin Türkiye’de olmadığına işaret eden Bozkurt, bu nedenle de satılan araç sayısının 100’ü aşmadığı bilgisini de verdi. Söz konusu araç sahiplerinin genel özelliğinin de ‘çevreci’

kimlikleri olduğunu ifade eden Bozkurt, “Bu teşvikler gündeme gelmediği sürece hibrid otomobillerin Türkiye’de yaygınlaşması mümkün değil. Gerekli adımların bir an önce atılmasını bekliyoruz” diye konuştu. Onatça Motorlu Araçlar A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Onatça da Prius Plug-in Hybrid satışlarının Adana ve Türkiye’de yaygınlaşmasını beklediklerini anlattı. Konuşmaların ardından Prius Plug-in Hybrid’in test sürüşünü Toyota Satış ve Pazarlama CEO’su Ali Haydar Bozkurt gerçekleştirdi, tanıtım

toplantısına katılan gazeteciler de aracı kullanarak, test sürüşü yaptı. – ADANA

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Arama:

  • türkiyede satılan elektrikli otomobiller
  • kendi kendini şarj eden araba
  • türkiye\de satılan elektrikli otomobiller

Mercedes-Benz SL350 BlueEFFICIENCY

Hatırlayacağınız üzere geçtiğimiz hafta sizlerle Stuttgart’ta test etme şansını elde ettiğim Mercedes E300 BlueTEC Hybrid ile ilgili görüşlerimi paylaşmıştım. Yazı içerisinde de belirttiğim gibi bu araç Almanya’da test etme şansı bulduğum tek otomobil değ

Hatırlayacağınız üzere geçtiğimiz hafta sizlerle Stuttgart’ta test etme şansını elde ettiğim Mercedes E300 BlueTEC Hybrid ile ilgili görüşlerimi paylaşmıştım. Yazı içerisinde de belirttiğim gibi bu araç Almanya’da test etme şansı bulduğum tek otomobil değildi. Hibrit E Serisi’nin ardından yine geçtiğimiz yıl tanıtılan bir otomobil test etmek istediğimden ikinci test aracım SL350 BlueEFFICIENCY oldu.

İtiraf etmem gerek; Yeni nesil SL ailesinin ilk fotoğraflarına baktığımda çok sevinmemiştim. Yeni kasada kullanılan öne doğru uzayan burun ve büyük farlar, oldukça uzun tutulan tampon tekerlek mesafeleriyle birleşince gözüme güzel görünmemişti. Geçmiş zaman kullanıyorum zira aracı kanlı canlı önünüzde gördüğünüzde fotoğrafların yanıltıcı olabileceğinin farkına varıyorsunuz. LED teknolojii kullanan aydınlatma grubu geceleri otomobilin havasını değiştirirken iç mekanda kendinizi evinizde hisediyorsunuz.

Söz iç mekandan açılmışken burada Mercedes’in doğru seçimler yaptığını belirtmem gerek. Son dönemde birçok modelin konsolunda dikkat çeken şık direksiyon simidinin yanında, deri kaplı ön konsol, alüminyum pedallar, bol bol ahşap kaplama, 0 konumu aşağıda bulunan, oldukça derine yerleştirilmiş sportif göstergeler ve orta konsolun üzerinde yer alan analog saat bence çok doğru seçimler. Yüzümü güldüren bir başka unur da üzerinde SL kabartması bulunan vites kolunun iki koltuğun arasında olması. Bildiğiniz gibi artık hemen hemen her Mercedes modelinde bu parça direksiyon kolonunda yer alıyor.

Mercedes-Benz armalı ve ışıklandırmalı eşik kaplamalarının üzerinden geçip direksiyonun arkasında yerinizi aldığınızda sizi ilk olarak mükemmel koltuklar karşılıyor. Yan destekleri başarılı olan kolukların ayar mekanizması da bir Mercedes klasiği olarak kapılarda bulunuyor. Isıtma ve havalandırma fonksiyonları bulunan koltuklarda ensenizden sıcak hava üfleyen AIRSCARF da bulunuyor. Bütün bu özelliklere bir de elektrikli açılan rüzgar kesici eklenince büyük kısmı cam olan metal tavanı indirmek de farz oluyor. Üstelik dışarıda hava sıcaklığı 10 derecenin biraz üzerindeyken.

Aracın sürüşünü anlatmadan önce bir şeyi açıklığa kavuşturmam gerekiyor ki o da SL ailesinin bir Mazda MX-5 olmadığı. Gücü yerinde olsa da kendisini daha çok dar köy yollarında yavaş yavaş ilerlerken evinde hisseden SL’in zevki de buralarda çıkıyor. Daha ilk kilometrelerde oturaklı bir araç olduğunu belli eden SL350’nin güzel bir homurtu yayan egzozunu, aracın üzeri açıkken dinlemek büyük keyif veriyor. Bu haliyle çok başarılı bir Grand Tourer olarak nitelendirebileceğimiz otomobil koltuklarının arkasında kalan alanda sunduğu kapaklı gözler, aynı mekanda sunulan boş hacim ve tavan kapalıyken sunulan 504 litre bagaj hacmiyle iki kişinin ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayabiliyor.

Almanya’da alabileceğiniz en güçsüz SL olan SL350 BlueEFFICIENCY’nin 3.5 litre hacimli v6 motoru 306 beygir güç, 370 Nm tork üretebiliyor. Direksiyon arkasında bulunan kulakçıklardan da kontrol edilebilen 7 ileri vitesli otomatik şanzımanı sarsıntısız vites geçişleriyle dikkat çekerken sertliği ayarlanabilir süspaniyon sistemi yolcuların o anki duruma en uygun ayarı bulabilmesine olanak sağlıyor. 1.815 kg gibi küçümsenemeyecek bir ağırlığa sahip olan otomobil 0’dan 100 km/s sürate 5.9 saniyede ulaşabilirken maksimum sürati 250 km/s’te sınırlandırılmış.

Yüksek süratlere çıkarken de tipik bir Mercedes olduğunu gösteren SL350 size ne denli hızlı gittiğinizi far ettirmiyor. Hızlanma anında bile egzoz sesi ve oldukça hızlı hareket eden hız göstergesine rağmen araç içerisinde kendinizi oldukça rahat hissediyorsunuz. Süspansiyon konforu “Sport” konumdayken bile rahatsız edici olmayan SL’in bu konfor seviyesinde Almanya’nın pürüzsüz yollarının da payı var. Bu ağırlıkta bir otomobilin nasıl durdurulabileceğini merak edenlereyse Mercedes yine bir ders veriyor. Delikli disklere sahip olan sistem oldukça dengeli duruşlar sağlıyor.

Almanya’da düzenlenen test sürüşü organizasyonunun asıl amacı araçların ne kadar ekonomik olduklarını göstermek olsa da bir SL’in direksiyonuna oturulduğunda son düşünülen şeyin bu olduğu da bir gerçek. E300 BlueTEC Hybrid testinde de ekonomiye dikkat etmemiş olsam da SL350 BlueEFFICIENCY testi sonrasında tüketim değerine bakmayı bile denemedim. Sonuç olarak SL gibi büyük sayılabilecek bir roadster almak isteyen müşterilerin asıl beklentilerinin tüketimden çok alınan zevke odaklı olacağı bir gerçek.

Test sırasında çektiğim fotoğraflara buradan ulaşabilirsiniz. Organizasyonda kullanma şansı bulduğum son aracın testi de gelecek hafta yine bu sayfalarda!

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Otobüsü fişe taktı, elektrikli tank için üretim sinyali verdi

Savunma sanayi araçları, ticari otobüs ve minibüs üretimi gerçekleştiren Otokar, Türkiye’nin ilk elektrikli otobüsünün üretimine başladı. Otokar Genel Müdürü Serdar Görgüç, “Elektrikli tank üretimini düşünüyoruz. Savunma sanayisinde taktiksel anlamda da önemli rol oynayabilir” dedi.

TÜRKİYE’nin ilk elektrikli otobüsünün üretimine başlayan Otokar, elektrikli tank üretmeyi de düşünüyor. Elektrikli otobüsü seri üretime hazır hale getirmek için 5 yıllık bir dönemde 1 milyon dolarlık yatırım yaptıklarını belirten Otokar Genel Müdürü Serdar Görgüç, “Bu teknoloji çevreciliğinin dışında, savunma sanayisinde taktiksel anlamda da önemli rol oynayabilir. İçten yanmalı motorlara sahip araçlar termal kameralara yakalanabilir. Elektrikli araçlar artık karayolu taşımacılığının izleyeceği yolun kesin bir göstergesi. Biz elektrikli motora sahip otobüs ar-ge’sinde elde ettiğimiz know-how’ı elektrik motor ile donatılmış tanklarda da kullanabiliriz. İlk milli tankımız Altay’dan sonraki adımımız elektrik motor ile donatılmış savunma araçları olabilir” dedi.
76 milyon dolar
2005-2011 yılları arasında üretimini gerçekleştirdikleri savunma sanayi ve ticari araçların dağılımının yarı yarıya olmasını hedeflediklerini anlatan Görgüç, şunları söyledi: “2002-2011 yılları arasında ortalama yüzde 26’lık
bir büyüme ile sürdürülebilir bir büyüme yakaladık. Ar-Ge harcamalarının ciro’daki payı yüzde 4.
Son 10 yıldaki toplam 76 milyon dolarlık Ar-Ge harcaması gerçekleştirdik. Türkiye’nin ilk ve tek, Avrupa’nın sayılı tesisleri arasında olan dinamometreli iklimlendirme test odasına sahibiz. Araçlara -45 / 65 santigrat dereceye kadar istenilen koşullarda ortam ayarlayarak iklimlendirme testi yapabiliyoruz. Tasarladığımız araçlar, 5 kıtada, 20 ülkede, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin de aralarında olduğu 40’tan fazla kullanıcının Otokar markalı zırhlı araçları kullanıyor.”
Türkiye’nin ilk elektrikli otobüsü Doruk Electra’nın yüzde 67 yerlilik oranına sahip olduğunu ve seri üretime hazır hale getirildiğini belirten Görgüç, şöyle devam etti: “Sipariş almaya hazırız. Önümüzdeki 6 ay boyunca hem yurt içi hem de yurt dışında belediyelere, idarelere ve yurt dışına aracın tanıtımını gerçekleştireceğiz. Şehir içi taşımacılığında kullanılan araçların emisyon değerleri 2050 yılına kadar sıfıra indirilecek. Bu noktada İstanbul’da karayolu ile yapılan toplu taşımanın yüzde 32.7’sinin otobüsler ile sağlandığını göz önüne alırsak, alternatif yakıtların önemi ortaya çıkıyor. Egzos emisyonları sıfır, gürültü ve titreşim seviyeleri oldukça düşük olan Doruk Electra, 6-8 saat arasında tam şarj oluyor ve 280 kilometre mesafe kat edebiliyor. Bu sayede dizel motor ile çalışan bir belediye otobüsüne göre yüzde 90 oranında tasarruf sağlanıyor.”

Şehir içi taşıma boyut değiştirecek

ŞEHİR içi taşımacılığın 15 yıl içinde boyut değiştireceğini ifade eden Serdar Görgüç, şu değerlendirmeyi yaptı: “Birleşmiş Milletler’in verilerine göre, 2050 yılına kadar dünya nüfusunun yüzde 70’i şehirleşmiş bölgelerde yaşıyor olacak. Bu da şehir içi ulaşımda alternatif çözüm arayışlarını ve toplu taşıma ihtiyacını artıracak. Zirve saatler göz önüne alındığında, bir otobüs yaklaşık 150 kişiye kadar hizmet verirken, özel otomobillerin doluluk oranı ortalama 1.5 kişi. Diğer bir deyişle, bir otobüs ortalama 100 otomobilin kapasitesine
eş değer bir hizmet sunarken, trafikte 2 araçlık yer kaplıyor. Avrupa’nın Köln, Londra, Roma gibi büyük şehirlerinde 2050 yılına kadar sıfır emisyon bölgelerinin kurulması planlanıyor. Bu durum çevreye duyarlı ve temiz enerji kaynaklı elektrik tahrikli araçların kullanılmasını özendirecek ve sayısını artıracak.”

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Otokar’dan elektrikli otobüs

Otokar Türkiye’nin ilk elektrikli otobüsü Doruk Electra’nın lansmanını yaptı.

Otokar, Türkiye’nin ilk elektrikli otobüsünü üretti. 2005 yılından bu yana alternatif yakıtlı otobüsler konusunda çalışmalar yürüten Otokar’ın elektrikli otobüsü Doruk Electra; daha temiz bir çevre, daha sessiz bir trafik, daha düşük işletme maliyetleri ve daha yüksek verimlilik sağlayacak.

Doruk Electra isimli tamamen elektrikle çalışan otobüsün tanıtımı Otokar Genel Müdürü Serdar Görgüç’ün katılımıyla Santralistanbul Tamirane’de yapıldı.

Görgüç Otokar olarak üç yıldır bu proje üzerinde çalıştıklarını belirterek “2005 yılından bu yana alternatif yakıtlı otobüsler konusunda çalışma yürütüyoruz. 2007 yılında Türkiye’nin ilk hibrit otobüsü Doruk Hibra’yı geliştirdik. 2009 yılında Türkiye’nin ilk doğalgazlı orta boy otobüsü Doruk DG’yi ürettik. 2011 yılında ise doğalgazı 12 metrelik KENT DG’de kullandık. Bugün ise Türkiye’de bir ilki daha gerçekleştirerek Türkiye’nin ilk elektrikli otobüsü Doruk Electra’yı tanıtmanın büyük sevinci ve gururunu yaşıyoruz. Gelecek 15 yıl için otomotiv endüstrisindeki en önemli iki eğilim çevre sorunları ve şehirleşme. BM verilerine göre 2050 yılına kadar dünya nüfusunun yüzde 70’i şehirleşmiş bölgelerde yaşıyor olacak ve şehir içi ulaşımda alternatif çözüm arayışları, toplu taşıma ihtiyacı artacak. Sadece İstanbul’da karayolu ile yapılan toplu taşımanın yüzde 32,7’sinin otobüsler ile sağlandığını göz önüne alırsak, alternatif yakıtların önemini biraz daha iyi vurgulamış oluruz. Bütün bu verilere ve öngörülere baktığımızda Otokar olarak ne kadar doğru bir iş yaptığımızı bir kez daha görüyoruz.” dedi.

Elektrikli otobüsü Türkiye’nin en çok satılan ve modüler bir yapısı olması nedeniyle işlevsel bir tasarıma sahip olan Doruk serisi otobüsler üzerinde geliştirildiğini söyleyen Görgüç, Doruk Electra ve teknolojisi ile ilgili detaylı bilgiler verdi: “Egzos emisyonları sıfır, gürültü ve titreşim seviyeleri oldukça düşük olan Doruk Electra, Otokar olarak Ar-Ge konusunda ne kadar ilerlediğimizin de bir göstergesi… Doruk Electra, 6-8 saat arasında tam şarj olsa da, onboard şarj ünitesi sayesinde duraklarda bekleme yaparken de kısa süreli şarj edilme imkanına sahip. Otobüs, ideal şartlarda tam şarj ile 280 km mesafe kat edebiliyor. Yoğun şehiriçi trafikte ve yolcu sayısının çok olduğu saatlerde ise, akü ömrünü koruyan yüzde 80 kapasite baz alınarak 170 kilometre menzil sunuyor. Ancak aracın menzilini gün içerisinde yapılan akıllı şarjlar ile yüzde 30-40 oranında artırmak mümkün. Araç üstü (on-board) şarj ünitesi sayesinde ilave bir elektrik şarj altyapısına ihtiyaç duymayan Doruk Electra, sanayi tipi 3 faz elektriğin olduğu her yerde şarj edilebiliyor. Uluslararası güvenlik sertifikasyonu olan ECE R100-01 yönetmeliğine uygun Doruk Electra’da kullanılan aküler ise aşırı şarj, çarpışma, yanma ve kısa devre gibi durumlarda çevresine zarar vermeyen yüksek güvenlikli Lityum Demir Magnezyum Fosfat teknolojisine sahip. Daha temiz bir çevre, daha sessiz bir trafik, daha düşük işletme maliyetleri ve daha yüksek verimlilik sağlayacak Doruk Electra’nın seri üretimine hazırız.” diye konuştu.

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Arama:

  • elektrikli otobüs

Audi’ye Çakma Motor Sesi

Audi, geliştirmekte olduğu elektrikle çalışan R8 e-tron modeli için ilginç bir yenilik tasarlıyor. Tamamen sessiz çalışan arabada yapay motor sesi bulunacak.

Birçok büyük firmanın elektrikli arabalar üzerinde çalıştığı biliniyor. Audi de bu markalardan birisi. Ancak Audi, elektrikli arabası için ilginç bir yenilik tasarlıyor.

Yayalar için yoldaki arabaların çıkardığı motor sesleri önemli bir uyarıcı. Ancak bilindiği üzere elektrikli araçlarda söz konusu olabilecek bir motor sesi yok.

Audi, yayaların araba geldiğini anlaması için elektrikli aracı R8 e-tron için motor sesi ekleme çalışmaları yapıyor. Böylelikle araç, daha kolay farkedilebilecek.

Audi’nin bu fikri her ne kadar yayalar için hayat kurtarıcı olsa da bu sistemin tamamen dijital olacağı düşünülecek olursa arabanın hacklenerek motor sesi yerine başka sesler yüklenip yüklenemeyeceği merak konusu.

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Çoğu hibrit müşterisi yine aynı tercihi yapmıyor

ABD’de bir araştırmaya göre geçmişte hibrit alıp 2011’de yeni araç edinenlerin neredeyse üçte ikisi hibrit olmayan bir aracı tercih ediyor.

Otomotiv veri toplama ve pazarlama şirketi Polk’un araştırmasına göre, yüzde 35 tekrar hibrit satın alma oranı, çok satan Toyota Prius sahipleri hariç tutulduğunda, yüzde 25’in altına düşüyor.

Polk’un ‘sadakat yönetim uygulamaları’ müdürü Brad Smith, hibrit teknolojisi geliştirmeye büyük yatırım yapan imalatçılar için iyi haberler olduğunu da söyledi.

Smith, hibritlerin yeni alıcıları markalara çektiklerini belirtti.

Smith, ‘hibritler markalar için harika bir fethetme yöntemi’ diyerek hibrit teknolojisini yeni müşteriler çekme konusunda bir rekabet avantajı olarak niteledi.

Polk 2011’de pazara geri dönen Prius sahiplerinin yüzde 60’ının Toyota marka bir araç aldıklarını söyledi. Araştırma ayrıca pazara geri dönen Prius sahiplerinin yüzde 41’inin ya başka bir Prius, ya da başka bir otomobil üreticisinin bir hibrit modelini aldıklarını da ortaya çıkardı.

Smith hibrit araç üreticilerinin önündeki en büyük zorluğun daha ucuz geleneksel yakıt ekonomisi teknolojilerinin de hızla gelişmesi ve bu yüzden pahalı hibritlerin yakıt ekonomisi avantajının azalması olduğunu söyledi

Smith, “Birçok geleneksel küçük ve orta boyutlu otomobilin iyi yakıt ekonomisine sahip olduğu bir zamanda hibritlerin yüksek fiyatları çok yüksek kaçıyor” dedi.

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter
Facebook Auto Publish Powered By : XYZScripts.com
Yandex.Metrica