Quantcast

Monthly Archives: Mayıs 2012

Pamukkale’ye Sadece Elektrikli Otomobiller Girebilecek

Türkiye’nin ilk elektrikli otomobili Renault Fluence Z.E, sadece elektrikli otomobillerin girmesine izin verilen UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki beyaz cennet Pamukkale’de tanıtıldı.

Türkiye’nin ilk elektrikli otomobili Renault Fluence Z.E, sadece elektrikli otomobillerin girmesine izin verilen unesco Dünya Mirası Listesi’ndeki beyaz cennet Pamukkale’de tanıtıldı.

Türkiye’de üretilen ve mayıs ayı başında satışına başlanan Renault’nun elektrikli otomobili Fluence ZE’nin tanıtımı, beyaz travertenleri ile ünlü Pamukkale’de gerçekleştirildi.

Pamukkale Kocaçukur mevkisinde 10’a yakın elektrikli otomobille yapılan tanıtıma Renault Genel Müdürü İbrahim Aybar, Denizli Vali Yardımcısı İsmail Soykan, Renault Denizli Bayisi Sadıkoğlu Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Oktay Mersin, İstanbul’dan bazı gazetelerin köşe yazarları ve davetliler katıldı.

Beyaz travertenlere karşı otomoobillerle fotoğraf çektiren davetlilerin yanında, Pamukkale’ye gelen yerli ve yabancı turistler de otomobilleri inceledi.

-İbrahim Aybar-

Renault Genel Müdürü İbrahim Aybar, gazetecilere yaptığı açıklamada, elektrik motorlu otomobili, artık mayıs ayı başından itibaren Türkiye’de de pazara sürdüklerini belirterek, “Vatandaşlarımızın istifadesine sunduk. Bu, tarihi bir başlangıç. Çünkü bu araç, sadece elektrik enerjisi kullanıyor, sadece elektrik motoru var. Kullanırken hiçbir çevre kirliliği oluşturmuyor, sıfır karbondioksit, sıfır gaz. Dolayısıyla son derece çevreci, mutlak çevreci bir otomobilden bahsediyoruz” dedi.

Pamukkale’de özel bir nedenle bulunduklarını ifade eden Aybar, “Çünkü Denizli Valiliğimiz, önemli bir gelişmeyi başardı. Bulunduğumuz, dünya için çok önemli bir doğal zenginlik, doğal güzellik olan Pamukkale’de bundan sonra sadece sıfır salımlı, yani mutlak çevreci otomobiller içeride olabilecek. Bugün bunun bir başlangıcı yapılıyor. Dolayısıyla buna uygun şu anda Türkiye’de ürettiğimiz tek araç bu bildiğiniz elektrik motorlu Fluence. Onun için bu Fluence filosuyla buraya geldik” diye konuştu.

Yeni bir teknoloji olduğu için daha hedef konuşmadıklarını dile getiren Aybar, “Mühim olan algı düzeyini oluşturmak. Bu otomobilin son derece çevreci, bunun yanında yüksek teknolojiye sahip ve aynı zamanda şehir içi kullanımında son derece ekonomik olan işletme şartlarını insanlarımıza bir yerde algılatmak için çalışıyoruz. Ama ilk ilgiler, özellikle ilk izlenimlerden aldığımız bilgi, yüksek ilgi var” dedi.

Renault Denizli Bayisi Sadıkoğulları Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Oktay Mersin de, elektrikli otomobillerin satışına başladıklarını belirterek, ilk müşterilerinin bir elektrik dağıtım şirketi olduğunu söyledi.

– DENİZLİ

http://www.haberler.com/pamukkale-ye-sadece-elektrikli-otomobiller-3661490-haberi/

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

9 bin dolara elektrikli araç

Hacettepe Üniversitesi öğretim üyeleri ve öğrencilerinden oluşan ekip, elektrikli araç geliştirdi. HUGO adı verilen 180 kiloluk aracın test sürüşünü ATO Başkanı Salih Bezci yaptı. Araç 9 bin dolara mal oldu.

ANKARA Ticaret Odası (ATO) Başkanı Salih Bezci, Hacettepe Üniversitesi’nde geliştirilen ultra hafif elektrikli araç HUGO’nun tanıtım toplantısına katıldı. Hacettepe Üniversitesi Otomotiv Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerinden Dr. Engin Tanık, Dr. Volkan Parlaktaş ve öğrencilerinden oluşan 20 kişilik ekip tarafından geliştirilen araç, Armada Alışveriş Merkezi’nde tanıtıldı. Tek kişilik araca binerek kısa bir deneme sürüşü gerçekleştiren Bezci, sürüşün ardından aracı geliştiren ekip adına Tanık’a teşekkür etti.

Teknolojinin de başkenti

Ankara’nın üniversiteleri ve teknokentleriyle teknolojinin de başkenti olduğunu belirten Bezci, kentin bu potansiyelinin iyi değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Gelişmiş ülke olabilmenin önkoşullarından birinin teknoloji geliştirmek ve üretmek olduğuna dikkat çeken Bezci, şunları söyledi:
“Ülke olarak yüksek teknolojik ürünleri sürekli dışardan satın alarak ilerlememiz mümkün olamaz. Gelişmek ve ihracatımızı arttırmak istiyorsak, yüksek teknolojik ürün üretmeliyiz. Yüksek teknoloji üretmek için de üniversite-sanayi işbirliğini önemsememiz gerekiyor.”

9 bin dolar maliyet

HUGO hakkında bilgi veren proje lideri Dr. Engin Tanık ise, fosil yakıtların ömrü azaldıkça ve fiyatları arttıkça elektrikli araçlara duyulan talebin artacağını söyledi. HUGO’yu akademisyenler ve öğrencilerden oluşan 20 kişilik bir ekibin geliştirdiğini anlatan Tanık, 180 kilo ağırlığındaki bu aracın her bir parçasının tamamen öğrencilerle birlikte tasarlanarak üretildiğini kaydetti. Tanık, prototipin 9 bin dolara mal olduğunu ifade etti.

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Toyota’dan ‘vergi’ açıklaması

Toyota Pazarlama ve Satış AŞ Üst Yöneticisi (CEO) Ali Haydar Bozkurt, hafif ticari araçlardaki düşük ÖTV oranıyla ilgili olarak, ”Hafif ticari araçların vergisel olarak desteklenmesi fikrini doğru buluyorum. Söz konusu segment ülke ekonomisine ciddi katkılar sağlıyor. Bu modelle ilgili yerli yatırım yapmış firmalar var. Bunlar istihdam, ihracat yaratıyorlar. Bence desteklenmelidir” dedi.

Bozkurt, düzenlenen basın sohbet toplantısında, Toyota’nın son dönemde çok önemli bir anlayış değişikliğine gitme kararı aldığını dile getirerek, Toyota’nın bundan sonra tasarım ve dizaynla öne çıkan bir marka olmaya karar verdiğini kaydetti.
Bozkurt, Avrupa pazarında başarılı olunmak isteniyorsa, fonksiyonellik ve kalitenin yanı sıra tasarım ve estetiğin cazibesini de ürünlere koymak durumunda olunduğunu ifade ederek, Toyota’nın bundan sonra yeni bir üretim anlayışı ile çalışmalarına devam etme kararı aldığını, Avrupa pazarında da üst sıralara oynayacağını belirtti.
Toyota Türkiye olarak Avrupa ülkeleri arasında pazar payı en yüksek bir-iki ülkeden birinin Türkiye olduğunu bildiren Bozkurt, bu kapsamda Türkiye’nin Avrupa pazarlarında örnek gösterildiğini dile getirdi.
Bozkurt, satış adetlerinin ve pazar payının bir sonuç olduğunu ifade ederek, ”Önce doğru çalışan sistemleri kurmamız gerekiyor. Bugün x bir marka ürünlerinin fiyatlarını 5 bin lira indirse, bu yıl pazar liderliğine oynar. Daha önce çok örnekleri oldu. Daha sonra normal olması gereken yere getirdiğiniz zaman fiyatları, eski yerinize gidersiniz. Sadece fiyatlarla oynayarak pazar kazanılmaz. Biz Toyota Türkiye olarak önce sistemlerimizi nasıl iyileştiririz konusuna baktık. Son iki yıl içinde, birçok daha önce yapmadığımız uygulamayı getirdik. Bunun da en önemlisi Toyota ürünlerini ulaşılabilir fiyatlarla getirmeye başladık. Önümüzdeki yıllarda gelecek yeni ürünlerle Toyota’nın Avrupa sıralamasındaki yerinin yukarı yönlü olarak değişeceğini düşünüyorum” diye konuştu.

-Hibrit araçlarda yüzde 70 tasarruf-

Ali Haydar Bozkurt, Toyota’nın bundan 40 yıl önce alternatif enerji kaynakları ile çalışan otomobiller üretmeye başladığını anımsatarak, Toyota’nın alternatif yakıt türleri ile çalışan araçlar konusunda bugün geldiği noktanın rakipleri tarafından kapatılmasının mümkün olmadığını savundu.
Toyota’nın, 2015 yılında hidrojen yakıt hücreli araçları satışa sunacağını ifade eden Bozkurt, gelecek dönemde Toyota’nın her modelinin en az bir tane hibrit versiyonunun olacağını bildirdi.
Haydar, ”Plug-in hibritle öyle bir noktaya geldik ki gün içerisinde şehir içi kullanımda sadece elektrik motorunu kullanarak giden bir otomobil haline geldik. Plug-in Prius’la sadece elektrik motorunu kullanarak 100 kilometre kadar hıza çıkabiliyorsunuz, 26 kilometre boyunca elektrik motorla gidebiliyorsunuz. Nerede ise şehir içi kullanımında sıfır fosil yakıt kullanan bir otomobil haline geldi. Bu, gün geçtikçe gelişiyor. Elektrikli otomobille hibrit birbirine çok karıştırılıyor. Hibritin yüzde 70’lere varan tasarruf yapması petrolü dışa bağımlı ithal eden bir ülke için çok çok önemli” şeklinde konuştu.

-Bakan Ergün’ün Japonya ziyareti-

Bozkurt, geçtiğimiz haftalarda, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün’ün, Japonya’daki Toyota fabrikasına ziyaretine ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, ziyarette Bakan Ergün’ün, Toyota başkanından istediği ”Sakaria” modelinin kendilerini de şaşırttığını belirtti.
Bakan Ergün’ün ”Sakaria” model talebi ile vermek istediği mesajın, Türkiye’deki fabrikada Toyota’nın yatırımlarını artırması olduğunu aktaran Bozkurt, ”Sayın Bakan’ın orada vermeye çalıştığı mesaj; ‘Türkiye’de gelin daha fazla model üretin. Sizin için Sakarya’daki fabrika önemli, oradaki yatırımlarınızı artırın, başka modeller de getirin, üretin’. Hatta modellerin isminin biri de ‘Sakaria’ dediğinde hepimiz şaşırdık, sürpriz oldu. Biraz esprili bir mesaj verdi. Toyota tarafının da hoşuna gitti, ilginç buldular. Sayın Bakan, ‘Türkiye’deki üretimlerinizi artırın, buradan bütün komşu bölgelere rahatlıkla ihracat yapabilirsiniz’ mesajı verdi” değerlendirmesinde bulundu.
Ziyarette Toyota tarafının Türkiye’de üretimi artırmak için her fırsatı kolladığını anlattığını aktaran Bozkurt, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Önümüzdeki yıl üretilecek C sedan bir model var. Bu modelin büyük ihtimalle fabrikayı tam kapasiteye taşıyacağını söylediler ki, bugün yaklaşık 90 binlerde olan üretimin, resmi kapasitesi 150 bin gibi, bir yıl 176 bin üretmişti. Bugün o kapasiteyi bile tamamlamak ciddi bir ihracat katkısı sağlayacak Türkiye’ye. Bu anlamda birinci önceliklerinin Türkiye’deki fabrikanın tam kapasiteye ulaşması. Daha sonra mümkün olabilecek tüm ilave model yatırımı gibi şeyleri her zaman ciddiyetle takip ettiklerini söyledi.
Tüm markalar arasında Corolla modeli dünyada üretilen ve en çok satılan tek model. Efsane bir model. Gerçekten de birçok açıdan efsane olmayı da hak eden bir araç. Kendi sınıfının bir diş üstünde olan bir model. Reşat altını gibi bir otomobil, aldığınız zaman hiç dert etmiyorsunuz. Corolla isminin biteceğini hiç düşünmüyorum. Bizim önümüzdeki yıl üreteceğimiz aracın kod adı C sedan hala. Bu C sınıfında gelecek olan model bize çok ciddi katkılar sağlayacaktır. Burada üretilmesi vergisel ve maliyet avantajı sağlayacaktır. Bu modelin satışlarımıza çok ciddi katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Zannediyorum önümüzdeki yıl haziran ayında ilk araç banttan çıkar diye bir planlama yapılıyor. Bunun yanında bu araç Türkiye’nin ihracatına da ciddi katkı sağlayacaktır.”
C Sınıfı Sedan’ın segmentinde Toyota olarak Auris hariç yılda 22 bin araç sattıklarını belirten Bozkurt, bu yeni araçla birlikte bu rakamın 30 binleri bulabileceğini, geri kalanının da ihraç edileceğini kaydetti. Üretilecek aracın 400 kişilik ilave istihdam getireceğini ve ek 150 milyon avroluk bir yatırımla gerçekleştirileceğini anlatan Bozkurt, bu aracın sadece C sedan olarak değil, Toyota’nın Türkiye’de üretim yapıp ihracat etme anlayışına da çok değişiklik getireceğini bildirdi.

-Hafif ticaride ÖTV…-

Bozkurt, hafif ticari araç satışlarındaki dönemsel düşüşe ilişkin yaptığı değerlendirmede ise, ”Hafif ticari araçların vergisel olarak desteklenmesi fikrini doğru buluyorum, bizim marka olarak böyle bir segmentte ürünümüzün olmamasına rağmen. Bu modelle ilgili yerli yatırım yapmış firmalar var. Bunlar istihdam, ihracat yaratıyorlar. Buradan ABD’ye kadar bu araçları ihraç ediyorlar. Böyle bir oluşumu gerçekleştirebilmek çok kolay değil. Burada markasal küçük hesaplara girerek, memleketin çok menfaatine olacak bir şeyi olumsuz eleştirmeyi doğru bulmuyorum. Bence desteklenmelidir” ifadelerini kullandı.
Hafif ticari ile binek otomobil arasındaki ÖTV farkının biraz çok açık olduğuna işaret eden Bozkurt, binek otomobil ile hafif ticari araç arasındaki ÖTV’nin bugün denge noktasına geldiğini kaydetti.

-Teşvik paketi-

Ali Haydar Bozkurt, hükümetin açıkladığı yeni teşvik paketine ilişkin de Toyota’nın fabrika tarafının çalıştığını bildirerek, ”Teşvik bence hiç olmamasından her zaman iyidir. Bir, sıfırdan büyüktür. Teşvikle ilgili beklentiyi doğru koymak lazım. Bazen şöyle bir anlayış görüyoruz; ‘devlet gelsin hepsini yapsın’. Öyle olursa devletin özel sektöre ihtiyacı kalmaz. Daha iyisi olamaz mıydı? Her zaman her şeyin daha iyisi olabilirdi. İyi okunursa, iyi çalışılırsa, yatırım planı olan firmaların gerçekten işine yarayacağını düşündüğüm bir program. Devlet gelip para koymuyor, devlet alacaklarından vazgeçiyor. Teşvik sistemi otomotiv için ‘hurra herkesi cezbedecek bir yatırım paketi’ değil. Onu kabul etmek lazım. Ama ilave yatırım yapmayı düşünen ve bununla ilgili kafasında soru işaretleri olan firmaları cesaretlendireceğini düşünüyorum” diye konuştu.

-Toyota’nın hafif ticari projesi-

Toyota Pazarlama ve Satış AŞ Üst Yöneticisi Bozkurt, hafif ticari araçlardaki düşük ÖTV’yi değerlendirdi.

Toyota’nın Türkiye’de hafif ticari araç üretmesine ilişkin bir çalışma için önceden ekip kurduğunu bildiren Bozkurt, ”Yeni bir ticari aracı, Verso projesinin yanında tamamen yeni Doblo’nun olduğu segmentte yeni bir Toyota nasıl yaratılır ekibini kurmuşlardı. Onların mühendisleri atanmıştı çalışmalar başlamıştı. Verso onay alamayınca, arkasından bir de bu vergilerle ilgili değişiklikler olunca o projeyi maalesef şu anda beklemeye aldılar. Ben kişisel olarak da bunun Türkiye olarak da bir kayıp olduğunu düşünüyorum. Türkiye olarak önümüzdeki fırsatı kaçırdık” dedi.
Bozkurt, Toyota’nın bugünkü pazar gidişatına göre yıl sonu satış hedefinin 35 bin adetler civarında olduğunu bildirerek, pazardaki gelişime göre bu rakamın yukarı veya aşağı yönlü oynayabileceğini kaydetti.
Toyota Türkiye olarak 2014 yılına kadar 50 bin adetlik satış hedeflerinin bulunduğunu anımsatan Bozkurt, 2014 yılında bu rakamı ”güle oynaya” yapabileceklerini belirtti.
Bozkurt, ALJ’nin BRJ diye sosyal sorumluluk projelerini yürüten bir şirketi olduğunu, onun da Türkiye’de şubesini açtıklarını dile getirerek, şu anda 5 bin kişiye ulaştıklarını ve bir yıl içinde 5 bin kişiyi iş sahibi yaptıklarını kaydetti. Bozkurt, kendisinin de Anadolu’da 30 üniversiteyi gezdiğini ve öğrencilere seminerler verdiğini sözlerine ekledi.

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Ato Başkanı Bezci Yerli İcadı Elektrikli Araba Kullandı

Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Salih Bezci, Hacettepe Üniversitesi’nde Dr.
Haber: ATO Başkanı Bezci Yerli İcadı Elektrikli Araba Kullandı

En İyi Konut Kredisi Şartları. Tam 15 Banka. Hemen Tıkla!

Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Salih Bezci, Hacettepe Üniversitesi’nde Dr. Engin Tanık ile Dr. Volkan Parlaktaş ve öğrencileri tarafından geliştirilen ultra hafif elektrikli araba HUGO’nun tanıtımına katıldı.

Hacettepe Üniversitesi Otomotiv Mühendisliği Bölümü’nde geliştirilen HUGO’nun prototipi Armada’da Başkentlilerin beğenisine sunuldu. Yerli üretim tek kişilik elektrikli araç HUGO’ya binerek kısa bir deneme sürüşü gerçekleştiren ATO Başkanı Bezci, aracı geliştiren ekip adına Dr. Engin Tanık’a teşekkür etti. Bezci, “HUGO’nun prototip olmaktan çıkarılarak Başkentlilerin kullanımına sunulacağı günleri kısa sürede görmeyi arzuluyorum” dedi.

Ankara’nın üniversiteleri ve teknokentleriyle teknolojinin de başkenti olduğunu belirten Bezci, Başkent’in bu potansiyelinin iyi değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Gelişmiş ülke olabilmenin önkoşullarından birinin teknoloji geliştirmek ve üretmek olduğuna dikkat çeken Bezci, “Bilim ve teknoloji alanındaki gelişmeler, ekonomik ve sosyal hayatta önemli değişimlere yol açıyor. Bizim de ithalatımız içerisinde yüksek teknolojik ürünlerin payı yüksek. Ülke olarak yüksek teknolojik ürünleri sürekli dışarıdan satın alarak ilerlememiz mümkün olmaz. Gelişmek, ihracatımızı artırmak istiyorsak, yüksek teknolojik ürün üretmeliyiz. Yüksek teknoloji üretmek için de üniversite-sanayi işbirliğini önemsememiz gerekiyor” dedi.

HUGO hakkında bilgi veren proje lideri Dr. Engin Tanık, fosil yakıtların ömrü azaldıkça ve fiyatları arttıkça elektrikli araçlara duyulan talebin artacağını söyledi. HUGO’yu akademisyenler ve öğrencilerden oluşan 20 kişilik bir ekibin geliştirdiğini anlatan Tanık, 180 kilo ağırlığındaki bu aracın her bir parçasının tamamen öğrencilerle birlikte tasarlanarak üretildiğini kaydetti. Tanık, prototipin 9 bin dolara mal olduğunu ifade etti. – Ankara

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Porsche’dan Hibrid Araba-918 Spyder

Dünyayı karanlık bir sona doğru sürükleyen iklim değişikliğini durdurmak ya da en azından yavaşlatmak için çarelerden biri olarak görülen hibrid teknolojisi yavaş yavaş otomobil firmalarının portföylerinede girmeye başladı. En son Renault firması tarafından ülkemizdede piyasaya sürülen tamamı elektrikli otomobil bu yönde atılan adımların öncüsü olma yolunda ilerlerken spor araba tutkunlarının çok küçük bir kısmının garajını büyük bir kısmının ise hayallerini süsleyen Porsche yeni Hibrid prototipini tanıttı. Porsche 918 Spyder Hybrid.

Porsche 918‘in tamamı elektrikli değil, üzerinde 4,6 litrelik V8 ana motorun haricinde 2 adet elektrikli motor var. Bu iki elektrikli motordan biri ön tekerlere diğeri ise arka tekerlere güç göndermek için kullanılmış. Ayrıca sadece elektrikli motorları kullanarak 24 km’nini üzerinde yol katedmek mümkün. Aracın karbon salınımı km başına 70 gr. Bu değer bizim orta sınıf arabaların bir çoğunun yarısından bile daha az.

Spor araba tutkunlarını spor arabalarda cezbeden en önemli unsurlar ise güç ve dolayısıyla hız. Bu durumda bir spor araba tutkununun Porsche 918 Spyder ile ne işi olabilir diye düşünebilirsiniz. Ama Porsche 918 Spyder iki adet elektrikli ve 4,6 litre V8 benzinli motoru ile toplamda 770 beygir güç üretiyor. Aracın 0-100 km arası hızlanma süresi sadece 3 saniye, maksimum hızı ise 320 km‘nin üzerinde. Bu kadar güçlü bir aracın benzin tüketimi ise son derece düşük, galon başına 78 mil. 1 mil yaklaşık 1,61 km iken 1 galon 3,785412 litre diyerek kafanızı karıştırmak yerine kısaca Porsche 918 Spyder 3,8 litre benzin ile 125 km diğer bir deyişle 1 litre ile 30km‘nin üzerinde gidebiliyor.

Her ne kadar 2013 eylül gibi bir tarih konuşulsada sonuç olarak bir protatip ve belki hiç çıkmayacak. Ama çıkmasını ümit ediyorsanız 845,000 usd biriktirmek için eylül 2013′e kadar vaktiniz var.

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Volkswagen’ın elektrikli otomobili piyasaya çıkıyor

Volkswagen 24 Golf Blue-e-Motion aracından oluşan bir filo ile sekiz batı Avrupa ülkesinde ve Japonya’da uluslararası Roadshow’a başladı.

Etkinliklerin amacı farklı müşteri gruplarına Volkswagen’in elektrikli otomobil alanındaki çalışmalarını tanıtmak ve yeniliklere katılımlarını sağlamak. Etkinlikler sırasında katılımcılar Golf Blue-e-Motion ile bir deneme sürüşü yapıp elektrikli otomobil hakkında bilgi edinirken Volkswagen Firması da yeni teknolojilerin farklı pazarlara sunulması konusunda deneyimlerini çoğaltıyor.

Volkswagen Grubu Satış ve Pazarlama ve Volkswagen Marka Binek Araçlar Başkanı Christian Klingler “Golf Blue-e-Motion teknik testleri başarıyla geçti. Şimdi Roadshow’lar aracılığıyla Almanya ve diğer uluslararası pazarlarda müşterilerimize Volkswagen’in yeni elektrikli araçlarını tanıtıyoruz. Bu kapsamda müşterilerimize hibrit araçlar ile bir deneme sürüşü imkânı sunuyor ve bire bir kendilerinin test etmesini sağlıyoruz.” dedi. Sonbaharın ortalarına kadar 24 adet Golf Blue-e-Motion Almanya’yı baştan sona turlayacak. Roadshow etkinlikleri ayrıca Danimarka, İsveç, Norveç, İrlanda, Büyük Britanya, Hollanda ve İsviçre ile Japonya’da da düzenlenecek.

Roadshow etkinlikleri filo müşterilerine odaklanıyor. Elektrikli araçlar özellikle şehir merkezi dışındaki şirketler ve işverenler için somut faydalar sunuyor. Ortalama olarak günde 50 kilometre yol yapan ve şehir trafiğinde dur-kalk sebebiyle fazla yakıt tüketen şirket araçları göz önüne alındığında, gündüz trafikte yol alan ve gece şarja takılan elektrikli bir araç oldukça anlamlı bir alternatif olma özelliği taşıyor.

Volkswagen’in ticari müşterileri dışındaki bireysel müşterileri Haziran ayında Leipzig’de düzenlenecek AMI kapsamında Golf Blue-e-Motion ile deneme sürüşü yapabilecek.

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Koç elektrikli otoda çözümü hibritte buldu

Koç Holding Otomotiv Grup Başkanı Cenk Çimen, elektrikli araçlarda çözülemeyen önemli konuların olduğunu belirterek, “Bunun doğru çözümü hibrit” dedi.

Çimen, Koç Fest etkinlikleri kapsamında, Anadolu Üniversitesi Salon Anadolu’da düzenlenen ”Koç Fest Kariyer Zirvesi’nde, üniversite öğrencilerine Koç Holding Otomotiv Grubu’nu anlattı, öğrencilerin sorularını yanıtladı.

Çimen, bir öğrencinin “Bursa’da bir rakibiniz elektrikli araba imalatına başladı. Koç Grubu olarak bu alandaki konumunuz nedir ve gelecekte Türkiye’deki elektrikli araç olayını nasıl görüyorsunuz?” sorusu üzerine, elektrikli araçların şuan gündemde olduğunu fakat bu konunun 70-80 yıldan bu yana üstünde çalışıldığını ve konuşulduğunu kaydetti.

Otomobil sektörünün yaklaşık 150 yıllık geçmişi olduğunu ve fosil yakıt üstüne kurulu bir endüstri olduğunu ifade eden Çimen, şöyle konuştu:

“Fosil yakıtlarda alternatif olarak bir çok teknoloji geliştirilmeye çalışılıyor. Bunlardan bir taneside elektrikli araçlar. Elektrikli araçlar dediğimiz zaman onunda bir çok kıvrımları var. Bu işin öncülüğünü yapan dünyada bir kaç tane ülke var. Bir tanesi ABD, çok kuvvetli devlet desteği alıyor, öteki ise Çin. Elektrikli araçların içine girdiğinizde önemli çözülmeyen konular var. Bunun bir numaralı konusunun batarya. Bu bataryaların 200-250 kilogram ağırlığında ve şarj 8-9 saatte oluyor. Şimdi yeni bir teknoloji geliştirilerek onun zamanını azaltmaya çalışıyorlar.”

Çimen, elektrikli araçlarda bir diğer konunun, aracın fiyatı olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:

“Bataryaların fiyatı 10-12 bin dolar arasında değişiyor. Zaten ABD’de ilk giriş sınıfındaki otomobiller 15 bin dolar, bir o kadarda batarya parası ödüyorsunuz. Ayrıca, bataryanın yaklaşık 10 yıl içinde ömrü tükeniyor, o zaman bunun ikinci eli ne olacak. Bunun doğru çözümü hibrit. Bugün baktığımızda bütün büyük imalatçılar hibrite gidiyor.”

Elektrikli araçlarda karbonmonoksit salımının sıfır gibi gözüktüğünü, fakat öyle olmadığını savunan Çimen, “Bu elektriğin nasıl üretildiğiyle bağlantılı. Eğer kömürle elektrik üretiliyorsanız, yeni teknolojiyle yapılan motorlarla bu aynı seviyeye geliyor. Dolayısıyla bu çok zaman alacak bir konu. Benim şahsi görüşüm, çözüm hibrit teknolojisinde” diye konuştu.

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Elektrikli ticari araç üretimini İtalya’dan Türkiye’ye taşıdı

3 yılı aşkın süredir elektrikli araçlar üzerine faaliyetlerini sürdüren BD Otomotiv, bugüne kadar İtalya’da gerçekleştirdiği elektrikli araç üretimini Türkiye’ye taşıdı.

Dizel yakıtlı araçları yüzde 100 elektrikliye dönüştüren BD Otomotiv’in Yönetim Kurulu Başkanı Osman Boyner üretime başlamalarıyla ilgili olarak: “Önemli bir başlangıç yaptığımızı düşünüyorum.

Hedefimiz Türkiye’yi elektrikli hafif ticari araç üretiminde önemli bir merkez haline getirmek” dedi. BD Otomotiv, Fia Fiorino, Scudo, Ducato, Renault Kangoo ve Trafic modellerinin koltuklu ve kargo versiyonlarını elektrikliye dönüştürerek satışa sunuyor. Söz konusu araçlar 110 ile 200 km arasında değişen menzillere sahipler.

İlk olarak Türkiye’de özel ve kamu kurumlarına hizmet vermeye başlayan BD Otomotiv, müşterilerinin araç parklarına ve İstanbul genelinde alış veriş merkezle

ri, park alanları gibi ortak alanlara kurduğu hızlı ve normal şarj istasyonları sayesinde, elektrikli araçların günün her saatinde bu noktalardan rahatlıkla şarj edilebilmesini sağlıyor. Üstelik bu hizmeti de müşterilerine ücretsiz olarak sunuyor.

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Arama:

  • elektrikli ticari araçlar
  • devimsel elektirikli ticari araç

Opel Ampera’nın voltajını Maliye Bakanlığı düşürdü

Sadece elektrik motoruyla yol almasına rağmen, bataryayı yolda şarj edip, menzili uzatmak için benzinli bir jenaratör motoru yerleştirilen Opel Ampera, elektrikli otomobillerdeki vergi avantajından yararlanamıyor. Yüzde 37 ÖTV yüzünden Avrupa’da 42.500 euroya’ya satılan aracın ülkemiz fiyatı 64.900 euro’ya ulaşıyor.
Seri üretim elektrikli otomobiller dünyasında Fluence Z.E ile Renault, ikiz kardeşler Ampera-Volt ile Opel-Chevrolet öncülük bayrağını taşıyor. Ülkemizde üretilip satışına başlanan Fluence Z.E, dünya pazarlarına da Renault’un Bursa fabrikasından gönderiliyor. Ulaşılabilir fiyata, seri üretim elektrikli binek otomobiller alanında özel bir yeri olan iki model, üreticilerin tercihleri doğrultusunda farklı yöntemler izliyor.

ELETRKİLİ OTODA İKİ AYRI KUTUP
Elektrikli otomobillerin çalışma prensibi, ana hatlarıyla birbirine çok benziyor. Şarj edilebilir bir batarya ve tekerleklere hareket veren bir elektrik motoru sistemin temelini oluşturuyor. Renault elektrikli Fluence Z.E modelinde bu yöntemi izlerken, Opel Ampera’da sisteme, gerekli durumlarda bataryayı şarj edecek bir jeneratör eklemeyi uygun görmüş. Her iki otomobilde de hareket elektrik motoru sayesinde sağlanırken, Ampera’da kullanılan jenaratör gerekli durumlarda devreye girip bataryayı dolduruyor, bu sayede aracın menzili 500 km’ye kadar ulaşıyor. Ancak aradaki bu teknik detay, ülkemizdeki vergilendirme sistemi yüzünden iki araç arasında büyük farklar doğmasına neden oluyor.

FİYATI ÖTV ORANI BELİRLİYOR
Ülkemizde elektrikli araçlar için uygulanan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) oranı motor gücüne göre yüzde 3’ten başlayıp, yüzde 15’e kadar yükseliyor. En alt dilime giren Renault Fluence Z.E bu sayede 64.900 TL fiyatla, dizel motorlu kardeşiyle aynı fiyata satılabiliyor. Opel Ampera’daysa durum çok farklı. Ampera’da jeneratör olarak görev yapan 1.4 lt benzinli motor yüzünden Maliye Bakanlığı tarafından elektrikli otomobil olarak değerlendirilmeyip, klasik motorlu araç olarak vergilendiriliyor. 1.4 hacimli tüm motorlar gibi yüzde 37 ÖTV uygulanınca Ampera’nın Avrupa pazarlarında 42.500 euro olan satış fiyatı, ülkemizde 60.950 euroya ( yaklaşık 142 bin TL) yükseliyor.

100 KM’NİN MALİYETİ 9 TL
Opel Ampera, klasik elektrikli araçlar gibi standart bir elektrik prizi veya entegre jenaratörü kullanılarak şarj edilebiliyor. 100 km yol almanın maliyeti yaklaşık 9 TL olarak gerçekleşiyor. Menzili 500 km’ye ulaşan ve batarya kirası da bulunmayan Ampera’nın bu avantajlarını yüksek satış fiyatı gölgeliyor.

YENİ TEKNOLOJİ VE ÇEVRE CEZALANDIRILIYOR
Opel Türkiye Genel Müdürü Özcan Keklik; ‘Pazara sunmaya hazırlandığımız Ampera, tümüyle elektik motoruyla çalışan bir model. , 16-kWh’lık lityum-iyon aküsünde depoladığı elektrik enerjisini kullanıyor ve sera gazı emisyonu veya başka zararlı emisyonlar yaratmıyor. Aracın uzun yolculuklarda menzilini uzatmak için yerleştirilen 1.4 lt’lik benzinli motor, jenaratör olarak görev yapıyor. Tümüyle elektrikli ve çevreci teknolojisine rağmen, ülkemizde, olmadığı halde hibrit araç olarak değerlendirildiği için vergi avantajından yararlanamıyoruz. Dolayısıyla uygulanan yüksek ÖTV yüzünden Opel Ampera’nın çevreci ve ileri teknolojisi cezalandırılıyor.

HİBRİTTE SİSTEM FARKLI
Elektrikli otomobiller ile hibritler, çalışma sistemleri açısından oldukça farklı. Elektrikli otomobillerde, tekerleklere güç sadece elektrik motoruyla gönderiliyor. Sıfır emisyon için, bataryadan beslenen elektrik motoru, hareketi sağlıyor. Hibritlerdeyse, benzinli veya dizel klasik yanmalı motor, bir elektrik motoruyla birlikte kullanılıyor. Genellikle şehir içindeki düşük hızlarda aracın hareketi elektrik motoruyla sağlanırken, yüksek hızlarda patlarlı motor devreye giriyor. Elektrikli araçlara vergi indirimi uygulanırken, hibrit modeller için herhangi bir ÖTV indirimi şu anda yapılmıyor.

HİBRİT MODELLERDE FİYAT UÇUYOR
Vergilendirme sistemi yüzünden hibrit araçlarda fiyatlar, çekicilikten çok uzak. Bu nedenle, yakıt ekonomisinden çok çevreci özellikleriyle öne çıkmaya çalışsalar da, ülkemiz pazarında şu anda satış şansları çok az.
Honda CR-Z: Daha önce Civic Hybrit modelinde yüksek satış fiyatı yüzünden aradığını bulamayan Honda, tutumlu spor hibrit CR-Z modelini ithal etmeye başladı. 1.5 litrelik benzinli motora sahip olan CR-Z’de ona yardımcı olacak bir de elektrikli güç ünitesi yer alıyor. Toplamda 124 HP güç ve 174 Nm tork üreten CR-Z gücünü yere 6 ileri oranlı manuel şanzımanla aktarıyor. Aracın 58.500 TL’lik başlangıç fiyatı üst versiyonda 63.000 TL’ye yükseliyor.
Mercedes-Benz S 400 Hybrid L: 3.5 litrelik benzinli motor ve 20 HP güç üreten elektrikli motorun kombine edildiği S 400 Hybrid, 7.2 sn’de 100 km/s hıza ulaşıyor. Konfor ve gücü aynı anda sunan otomobilin 100 km’deki tüketimi 8.4 lt gibi etkileyici bir rakam. Ancak fiyatı da aynı şekilde etkileyici: 568 bin 200 TL.
Toyota Prius: Ülkemizde satışa sunulan bir önceki neslinden sonra yeni versiyonunda 1.8 lt’lik motor hacmi nedeniyle ÖTV kurbanı olan Prius, 99 HP güç üreten benzinli motor ve 82 HP’lik elektrik motoruna sahip. 100 km’de ortalama 3.9 lt yakıt tüketip 89 gr/km’lik CO2 salınım gerçekleştiren Prius gücünü yere CVT şanzımanla aktarıyor. 47.100 euroluk başlangıç fiyatına sahip olan Prius’un üst versiyonunda fiyatı 55.500 euroya yükseliyor.
Volkswagen Touareg Hybrid: V6 TSI motor ve elektrikli motorun birlikteliğinden güç alan Touareg Hybrid 130.600 Euro’ya satılıyor. Toplamda 380 HP güç ve 580 Nm tork ürten araç 6.5 saniyede 0-100 km/s hızlanmasını tamamlayıp 240 km/s son hıza ulaşabiliyor. 100 km’deki ortalama tüketim değeriyse 8.2 lt.

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

FLUENCE Z.E. İLE İKİ FARKLI DENEYİM

Yüzlerce otomobil, yüzlerce farklı motor sesinin ardından sessiz bir otomobil kullanmak? Aklıma binlerce farklı tanımlama gelse de, tam elektrikli bir otomobil kullanmak, tek kelimeyle “farklı” diye nitelenebilirdi herhalde… Madem öyle, ben de öyle diyeyim: Farklı bir deneyimdi.
Eh zaten, siyasi ve toplumsal haberlere imza atan Milliyet Haber Araştırma Bölümü’ndeki arkadaşım Burcu Karakaş’ı, bu “farkı” test etmeye iknam da pek kolay olmadı… Şaka bir yana, sanki otomobil kullanmaya yeni başlayacakmış gibi heyecanlandığını ben fark ettim de, ona belli etmedim!
Bursa’da üretimine başlanan elektrikli Fluence Z.E., herhalde Türkiye’de bugüne kadar en çok konuşulan modellerden biri. Kendisiyle ilk tanışmam ise, Paris’te geçen yıl düzenlenen test sürüşü etkinliğinde olmuştu. Elbette orada kullandığım Fluence Z.E. ile şu an direksiyonunda bulunduğum Fluence Z.E. arasında dağlar, ırmaklar, vs kadar büyük fark var. Akülerden bavullara yer kalmaz diye bagajı 13 santim uzatılmış, devir saati de yerini şarj göstergesine bırakmış. Hız göstergesinin sağına “akünün mevcut şarjıyla gidebileceği yolu” hesaplayan yol bilgisayarı ve güç göstergesi konulmuş. Aracın içinde sessizlikten ötürü kendisine yer bulan “fare tıkırtıları” da, seri üretimle birlikte emekliye ayrılmış…

Korkulacak gibi değil
Elbette insan, hiç tanımadan elektrikli bir otomobilin direksiyonuna geçtiğinde, deyim yerindeyse “dumur” vaziyeti yaşıyor. Nitekim kontağı çevirdiğinizde gösterge panelinde “Go” lambası yanmasa, akşama kadar otomobilin çalıştığını anlamanın imkanı yok. Bunun yanında gaza bastığınızda “gelmeyen” ses, kendinizi “stop ettiği halde gaza basmakta ısrarlı acemiler” gibi hissetmenize neden oluyor.
Gelelim bana… Benzinli ya da dizel araçlardaki 95 HP’ye eşit güce sahip elektrik motorunun torku (yani motor çekiş gücü) sayesinde, sessizliğe aldırmadan, kullandığım aracın elektrikli olduğunu unuttuğumu söylesem… Haliç kıyılarında fotoğraf çekecek yer ararken, bu nedenle diğer otomobillerin tempolarına ayak uydurduğumu hatta bazılarını geride bıraktığımı… Sonrasında da şarj göstergesinin nasıl aşağıya düştüğünü görüp de, gözlerimin gözlüklerimi fırlatma pahasına dışarı fırladığını… Sonuçta tam şarjla 160 km yol gidebilen aracın menzili, benim gibiler yüzünden 130 km gibi bir rakama sabitlenmiş. Gerçekten de biraz “nazik” kullanım gerektiriyor!
İnsan “elektrikli otomobil” denildiğinde, sadece elektrikli bir motor, priz ve şarj kablosunu düşünse de, Fluence ZE’de standart versiyonla benzer bir çok konfor donanımı var. Örneğin klima, müzik sistemi, navigasyon sistemi bunlardan birkaçı. Yani çevreci diye, bisiklet konforu beklemenize gerek yok. Sadece motoru farklı, hepsi bu!
Bir deee… Otomobilin donanımlarına “Ben elektrikliyim!” diye bağıran sesli bir uyarı eklenmeli… Benim gibiler için!

13 Mayıs 2012 – 02:30

Milliyet.com.tr »
Ekonomi»
Haber

FLUENCE Z.E. İLE İKİ FARKLI DENEYİM
Dünyada sadece Bursa’da üretilen ve Türkiye pazarında da satışına başlanan tamamen elektrikli Renault Fluence Z.E, Burcu Karakaş ve Levent Köprülü tarafından İstanbul trafiğinde test edildi. Ve tabii ki ortaya iki farklı gözden, biribirinden farklı izlenimler çıkıverdi

inShare

Yorum: 6
FLUENCE Z.E. İLE İKİ FARKLI DENEYİM

LEVENT KÖPRÜLÜ-BURCU KARAKAŞ FOTOĞRAF: OZAN GÜZELCE

‘Ben elektrikliyim’ diye bağırsa, hiç fena olmazdı!

Yüzlerce otomobil, yüzlerce farklı motor sesinin ardından sessiz bir otomobil kullanmak? Aklıma binlerce farklı tanımlama gelse de, tam elektrikli bir otomobil kullanmak, tek kelimeyle “farklı” diye nitelenebilirdi herhalde… Madem öyle, ben de öyle diyeyim: Farklı bir deneyimdi.
Eh zaten, siyasi ve toplumsal haberlere imza atan Milliyet Haber Araştırma Bölümü’ndeki arkadaşım Burcu Karakaş’ı, bu “farkı” test etmeye iknam da pek kolay olmadı… Şaka bir yana, sanki otomobil kullanmaya yeni başlayacakmış gibi heyecanlandığını ben fark ettim de, ona belli etmedim!
Bursa’da üretimine başlanan elektrikli Fluence Z.E., herhalde Türkiye’de bugüne kadar en çok konuşulan modellerden biri. Kendisiyle ilk tanışmam ise, Paris’te geçen yıl düzenlenen test sürüşü etkinliğinde olmuştu. Elbette orada kullandığım Fluence Z.E. ile şu an direksiyonunda bulunduğum Fluence Z.E. arasında dağlar, ırmaklar, vs kadar büyük fark var. Akülerden bavullara yer kalmaz diye bagajı 13 santim uzatılmış, devir saati de yerini şarj göstergesine bırakmış. Hız göstergesinin sağına “akünün mevcut şarjıyla gidebileceği yolu” hesaplayan yol bilgisayarı ve güç göstergesi konulmuş. Aracın içinde sessizlikten ötürü kendisine yer bulan “fare tıkırtıları” da, seri üretimle birlikte emekliye ayrılmış…

Korkulacak gibi değil
Elbette insan, hiç tanımadan elektrikli bir otomobilin direksiyonuna geçtiğinde, deyim yerindeyse “dumur” vaziyeti yaşıyor. Nitekim kontağı çevirdiğinizde gösterge panelinde “Go” lambası yanmasa, akşama kadar otomobilin çalıştığını anlamanın imkanı yok. Bunun yanında gaza bastığınızda “gelmeyen” ses, kendinizi “stop ettiği halde gaza basmakta ısrarlı acemiler” gibi hissetmenize neden oluyor.
Gelelim bana… Benzinli ya da dizel araçlardaki 95 HP’ye eşit güce sahip elektrik motorunun torku (yani motor çekiş gücü) sayesinde, sessizliğe aldırmadan, kullandığım aracın elektrikli olduğunu unuttuğumu söylesem… Haliç kıyılarında fotoğraf çekecek yer ararken, bu nedenle diğer otomobillerin tempolarına ayak uydurduğumu hatta bazılarını geride bıraktığımı… Sonrasında da şarj göstergesinin nasıl aşağıya düştüğünü görüp de, gözlerimin gözlüklerimi fırlatma pahasına dışarı fırladığını… Sonuçta tam şarjla 160 km yol gidebilen aracın menzili, benim gibiler yüzünden 130 km gibi bir rakama sabitlenmiş. Gerçekten de biraz “nazik” kullanım gerektiriyor!
İnsan “elektrikli otomobil” denildiğinde, sadece elektrikli bir motor, priz ve şarj kablosunu düşünse de, Fluence ZE’de standart versiyonla benzer bir çok konfor donanımı var. Örneğin klima, müzik sistemi, navigasyon sistemi bunlardan birkaçı. Yani çevreci diye, bisiklet konforu beklemenize gerek yok. Sadece motoru farklı, hepsi bu!
Bir deee… Otomobilin donanımlarına “Ben elektrikliyim!” diye bağıran sesli bir uyarı eklenmeli… Benim gibiler için!

Renault Fluence ZE

Motor Gücü:Apple-tab-span” style=”white-space:pre”> 70 kW (95 HP)
Tork: 226 NM
Maksimum Hız: 135 km/s
Menzil: 130-160 km
Şanzıman: Otomatik
Akü Tipi: Lityum/İyon
Fiyatı: 64 bin 900 TL (Akü hariç)
Akü Fiyatı: Aylık kira bedeli 83 euro (48 ay ve 10.000 km/yıl – KDV dahil)
Şarj Süresi: Duvara monte edilen özel “Wallbox” ile 6-8 saat.
220V duvar tipi prizle 10-12 saat. Hızlı şarj ile 30 dk’da yüzde 80 şarj
Tüketim: Dizel Fluence modelinin deposu yaklaşık 244 TL’ye dolarken Fluence Z.E. aküsünü ortalama 4 TL’ye doldurabiliyor. Fluence Z.E.’nin 100 km maliyeti 2.5 lira civarında. Fluence 1.5 dCi ise 100 km’de yaklaşık 20 TL harcıyor.

Yolda elektrikli aracın dayanılmaz hafifliği

Benzin fiyatlarının tavan yaptığı, özel araç sahiplerinin gözlerini bir kuruşluk indirime diktiği şu günlerde, “elektrikli otomobil” lafı kulağa hoş geliyor. Fahiş benzin fiyatlarından kurtulmak kadar kullanımının da aynı derecede hoş olup olmadığını test etmek için elektrikli Renault Fluence’ın deneme sürüşündeyiz. Çevreye de hayırlı katkı olacağını düşünüp, küçük bir gezintiye çıkmayı kabul ediyorum.
Kontağı çevirmemin ardından daha ilk denememde beceremediğimi düşünüp yeniden davrandığımı fark eden Deniz Bey, “Bir kere çevirmeniz yeterli!” uyarısında bulunuyor. Ne bir ses, ne de arabayı çalıştırdığınıza dair en ufak bir titreşim. Renault satış danışmanı Deniz Çınar, direksiyona geçtiğimden bu yana sıraladığım, olur olmaz tüm sorularıma sabırla cevap vermeye devam ediyor: “Hakikaten, bir damla bile benzin olmadan mı çalışıyor?”
Otomotiv editörümüz Levent Köprülü ile foto muhabiri arkadaşım Ozan Güzelce’nin dikiz aynasından yakaladığım müstehzi bakışlarına aldırmadan sorularımı sürdürüyorum:
– Şimdi yani egzoz gazı çıkmıyor mu bu araçtan?
– Hayır, egzozu bile yok.
Gerek büyük sessizlikle devam eden gezintimizin, gerekse kara kara dumanların havaya sinsice salınmayışının verdiği keyifle “İnsan, hem çevreyi hem de cebini yakmayacakken, neden benzinli araç kullanır?” sorusu iyice kafamı kurcalıyor. Ancak ona da verilecek cevaplar var.
İstanbul gibi bir kentte neredeyse her mesafenin uzun olduğu gözönüne alınırsa, yola çıkmadan biraz düşünmek gerekiyor. Yolda kalmamak için aracınızı her gün şarj etmeniz gerekiyor (Meraklısına not: Yolda kalırsanız da üzülmeyin. Renault ekibine bir telefon kafi. Olabildiğince çabuk geliyorlarmış). Bu zahmete rağmen, deyim yerindeyse “depo doldurmanın” yani aküleri tam doldurmanın maliyeti makul: Gündüz 3, gece ise 4 lira.
Normal şehir cereyanıyla 10-12 saatte “aküyü” fulleyebiliyorsunuz. Ancak bu süre, hızlı şarj aletiyle azalabiliyor. İyi ama, bu işlemi nerede yapacaksınız? Evde uygun tasarlanmış elektrik tesisatı ya da özel şarj kutucuğuna ihtiyaç var. Renault servislerinde de şarj istasyonu varmış. Elektrikli araç sahiplerini de düşünerek inşa ettiği sitelerin garajlarına şarj aleti koyanlar da kimseler var mı? Bildiğimiz kadarıyla, evet.
Herşeyi bir kenara bırakırsak, bana göre, çeşitli nedenlerle özel araçlarından kurtulmanın yollarını arayanlar için, elektrikli otomobiller gelecekte tercih sebebi olacak gibi. Ancak alt yapı şartıyla…

Daha küçüğünü tercih ederdim

Kullandığım Fluence ZE’nin iç tasarımında bana aykırı gelen bir unsura rastlamadım. Ancak büyük boyutlu ve makam otomobili kıvamında olduğunu söyleyebilirim. Şehir içi kullanım özellikleri gözönüne alındığındaysa, çevreye saygılı ve elektrik motorlu bile olsa, özellikle kolay park edilebilmesini tercih ederdim. Yani yakıt masraflarından tasarruf etmek ve çevreci olmak isterken, aynı zamanda makul boyutlarda bir otomobil kullanmak isterdim. Deniz Bey’den bu eleştirinin de yanıtını alıyorum: Renault’nun elektrikli Zoe ile Twizy adlı daha küçük modelleri de yoldaymış…

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter
Facebook Auto Publish Powered By : XYZScripts.com
Yandex.Metrica