Quantcast

Monthly Archives: Aralık 2013

Elektrikli babayiğit ikinci vitese taktı

Elektrikli babayiğitlerin yaratılması için TÜBİTAK’ın yürüttüğü projede ikinci aşamaya gelindi. Aralarında Anadolu Isuzu ve Karsan’ın da bulunduğu kuruluşlar, başvuru yapmaya başladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere ilgili bakanlıkların otomotiv firmalarına yaptığı “yerli marka otomobil” çağrısına yeterli yanıt gelmemesi üzerine Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın teşviki ve TÜBİTAK’ın aracılığıyla başlatılan elektrikli araç projesinde ikinci aşamaya geçildi. TÜBİTAK’ın yüzde 100 Ar-Ge desteği sağlayacağı “yerli elektrikli araç üretimi” çağrısına başvuran ve ikinci aşamaya geçmeye hak kazanan firmalar, projelerinin ayrıntılarını sunmaya başladı.

Milliyet’in haberine göre, hükümetin, aradığı yerli babayiğiti elektrikli otoda yaratmak amacıyla TÜBİTAK aracılığıyla başlattığı çalışma, daha somut bir hal aldı. TÜBİTAK’tan yüzde 100 Ar-Ge desteği alacak yerli elektrikli otomobile ilişkin, Kamu Kurumları Araştırma ve Geliştirme Projelerini Destekleme Programı kapsamında çıkılan “Elektrikli Araç Teknolojilerinin Geliştirilmesi” başlıklı çağrının ikinci aşamasına girecek firma ve konsorsiyumlar, projelerini sunmaya başladı.
TÜBİTAK tarafından açılan çağrının ilk aşamasına başvuran ve burada yapılan eleme sonrası ikinci aşamaya katılma hakkı elde eden kuruluşlardan Anadolu Isuzu ve Karsan, projelerini TÜBİTAK’a sunduklarını açıkladı.

1 otobüs ve 1 ticari
İkinci aşama için hazırlanan ve TÜBİTAK’a sunulan projelerden 5’inin binek otomobil, 1 adedinin ticari ve bir adedinin de otobüs olduğu belirtiliyor.
KAP’a yaptığı açıklamayla TÜBİTAK’a ikinci aşama için başvuruda bulunduğunu bildiren Anadolu Isuzu’nun, “elektrikli otobüs” projesi üzerinde çalıştığı, bunun için Japon ortağından bağımsız olarak farklı kuruluşlarla işbirliği yaptığı belirtiliyor. Karsan ise, daha önceden, New York’taki “Geleceğin Taksisi” ihalesi için hazırladığı projenin bir de elektrikli versiyonunu üreteceğini bildirmişti.

Söz konusu ikinci aşamaya başvuran kuruluşlar arasında Nurol ve Derindere gibi firmaların da bulunduğu belirtiliyor. Derindere, dönüşümünü yaptığı elektrikli araçları satışa çıkarmış ve tamamen kendi projesi olan özgün bir araç üzerinde de çalıştığını bildirmişti.

Bunun dışında, söz konusu girişim içinde olmamalarına rağmen elektrikli araç konusunda ilerleme sağlayan üreticiler mevcut. Bunlar arasında elektrikli otobüs geliştiren Otokar, elektrikli Doblo projesini hazır hale getirip prototip üreten Tofaş da var. Renault ise, halen elektrikli Renault Fluence’ı Bursa tesislerinde üretiyor.

Kesin karar birkaç ay içerisinde çıkacak

TÜBİTAK’ın yüzde 100 Ar-Ge desteği vereceği yerli elektrikli araç ve teknolojileri konusundaki çağrının ilk aşamasına 20 firma başvurmuş, bunun 10 tanesi temmuz ayında yapılan değerlendirmeden sonra elenmişti.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, başvuruların başvuruların üniversite, kamu ve özel sektör kuruluşlarının oluşturduğu Proje Yürütücüsü Kuruluşları’nın (PYK) yanında Elektrikli Araç Üretici Kuruluşları’nın (AÜK) oluşturduğu konsorsiyumlarca yapıldığını açıklamıştı. İlk aşamada gelen projelerin 12’si otomobil, 3’ü hafif ticari ve 2 adedi de otobüstü. Buna göre, PYK’lar tasarım, batarya, elektrikli motor ve araç kontrol sistemlerini geliştirmek için Ar-Ge yapacak, AÜK’ler ise bunları kullanarak yerli elektrikli aracı üretecek.

Kalan ve ikinci aşamaya başvurmaya hak kazanan 10 proje, ayrıntılarıyla bu ay sonuna kadar TÜBİTAK’a sunulacak. Son değerlendirmede yüzde 100 Ar-Ge desteği alacak 4 proje belirlenecek. Desteklenecek projelerin en fazla 4 yıl içinde tamamlanması istenirken, bu süre sonunda prototip araçlar hazır hale getirilecek. TÜBİTAK, sahip olduğu fikri haklarını, aracın Türkiye’de üretilmesi durumunda üretici kuruluşa devredecek.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, üretilecek söz konusu araçların ilk müşterisi olacak ve
5 yılda toplam 200 araç alacak.

Bu araçların kamu alımlarında da yer almasına teşvikler etkinleştirilecek.

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

BMW i3’ü seriye bağladı

Yağmur ve fırtınanın birbirine karıştığı soğuk bir günde THY’nin sekiz ay önce başlayan direkt seferiyle Leipzig’deyiz. Birbiri ardına dizilmiş aynı model farklı renklerde arabalarla alınıp 20 dakikalık yolculuktan sonra bir uzay istasyonunu andıran yüksek tavanlı bir binaya giriyoruz. Yönetim binası ünlü mimar Zaha Hadid imzasını taşıyor. Arabaların yapım aşamalarının izlenebildiği böylesi bir yönetim binası yapmaktaki amaç, çalışanların nasıl bir sürecin parçası olduklarını anlamalarına yardımcı olmak.

Evet, Türkiye’den ziyarete gelen ilk gazeteci grubu olarak BMW’nin 14 ülkedeki 28 üretim merkezinden biri olan, çevresel sürdürülebilirlikte sektöre yeni standartlar getiren Leipzig fabrikasındayız. Buraya gelişimizin nedeni, seri üretime geçen ilk elektrikli otomobil i3’ün baştan sona yapım aşamalarını görmek.

Yeni bir sayfa
BMW’nin elektrikli ‘i3’ serisi hem tasarım hem de teknik olarak yeni. Borusan Otomotiv İcra Kurulu Başkanı Eşref Biryıldız bu modelle sürdürülebilir üretimde yeni bir sayfa açıldığını söylüyor. BMW grubu 2007 yılında yenilenebilir enerji kaynak ve kullanımına şehir içi ve şehirlerarası ulaşım alanlarında da ihtiyaç duyulacağı senaryolarına paralel olarak elektrikli otomobil çalışmalarına başlamıştı.

2009’da Mini E, 2011’de Active E adını verdikleri elektrikli araç deneme modellerini kamuoyuyla paylaştılar. Aslında bu araçların hepsi bir anlamda ‘BMW i’ markasının ön çalışmaları oldu. Tamamen elektrikle çalışan ‘i3’ ağustos ayında ‘Doğuştan elektrikli’ sloganıyla tüm dünyaya tanıtıldı. Ve ekim ayında da 400 milyon euroluk yatırım yapılan ‘i3’ün seri üretimine geçildi.

BMW i3’ün kaportası tamamen termo plastik. Aracın sadece tavanı için karbon fiber takviyeli plastik kullanılıyor. Özetle söylemek gerekirse i modelleri çelik ve alüminyum kasalı arabalara göre hem ekonomik hem de ekolojik. Normal bir araba üretimine oranla yüzde 50 enerji, yüzde 70 su tasarrufu yapılıyor ve yüzde 100 yeşil enerji kullanılıyor.

Leipzig fabrikası konvansiyonel bir tesise göre global ısınmaya yüzde 50 daha az zarar veriyor. Kullanılan elektriğin tamamı fabrikanın bahçesinde bulunan rüzgâr türbinleriyle elde ediliyor. Parça boyama yapıldığı için enerji tüketimi geleneksel boya atölyesinin sadece dörtte biri kadar.

fft16_mf1852948
‘i3’ün tamamı 160 robot tarafından montajlanıyor. 200’e yakın işçi sadece süreci kontrol ediyor. Normal arabalardan farklı olarak karbon fiber çok hafif bir madde olduğu için kaporta bölümü tek kata yayılmış. Robotlar parçaları bir sonraki istasyona taşıyabiliyor. Bir arabanın üretimi 20 saatte tamamlanıyor. Yine aynı fabrikada normal bir araç olan X 1 ise 40 saatte üretiliyor.

Ortalama 100 kilometre sürat yapan ‘i3’ün lityum iyon bataryası sayesinde günde 130-160 kilometre arası bir menzili var. Şarjı ise normal bir elektrik priziyle 8 saatte, şarj istasyonlarında ise 20 dakikada şarj ediliyor. Menzili iki silindirli benzinli bir motorla 300 kilometreye kadar çıkarılabiliyor. Bu özellikleriyle i3 daha çok şehir içi kullanımına uygun. 120 adet BMW i3 temmuzda Türkiye pazarına giriyor. Avrupa’da 35 bin euro olan satış fiyatının bizde 40 bin euro civarında olması bekleniyor. Hollanda 4000 araç sipariş etmiş ve kotayı doldurmuş. Bizde ise henüz satış yok. Gelecek kuşaklara daha iyi bir dünya için herkes üstüne düşeni yapmalı.

Son kontrol, ikinci kuşak Türkiyeliye teslim

Leipzig’de üretilen arabalar 196 kişilik teknik ekibin kalite kontrolünden geçtikten sonra fabrikadan çıkarak tüketiciye ulaşıyor. Kontrol ekibinin başında İrfan Koçer var. 1966’daki Varto depreminden sonra Almanya’ya göçen bir ailenin oğlu olan 33 yaşındaki Koçer, 1995’te daha teknik lisede okurken BMW’de çalışmaya başlamış. Liseyi dereceyle bitirdiği için hemen Wurzburg’daki Teknik Üniversite’ye kabul edilmiş. Ardından da ekonomi yüksek lisansı yapmış. 2003 yılından beri de Leipzig’de. “BMW’de gözümü açtım, başka bir yerde çalışamam, her sabah işe gideceğim diye mutlu uyanıyorum” diyen İrfan Koçer’in kendisi gibi Almanya doğumlu eşi, işsizlik oranının yüzde 10’un üzerinde olduğu Leipzig’de iş bulamadığı için şimdilik evde oturuyor.

http://www.radikal.com.tr/yazarlar/muge_akgun/bmw_i3u_seriye_bagladi-1165972

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Yerli Elektrikli Araç Üretiminde 2. Vitese Geçiyoruz!

Elektrikli babayiğitlerin oluşturulabilmesi için TÜBİTAK’ın yürüttüğü projede ikinci aşamaya gelindi. Aralarında Anadolu Isuzu ve Karsan’ın da bulunduğu kuruluşlar, başvuru yapmaya başladı. TÜBİTAK’tan yüzde 100 Ar-Ge desteği alacak yerli elektrikli otomobile ilişkin,Kamu Kurumları Araştırma ve Geliştirme Projelerini Destekleme Programı kapsamında çıkılan “Elektrikli Araç Teknolojilerinin Geliştirilmesi” başlıklı çağrının ikinci aşamasına girecek firma ve konsorsiyumlar, projelerini sunmaya başladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere ilgili bakanlıkların otomotiv firmalarına yaptığı “Yerli Marka Otomobil” çağrısına yeterli yanıt gelmemesi üzerine Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın teşviki ve TÜBİTAK’ın aracılığıyla başlatılan elektrikli araç projesinde ikinci aşamaya geçildi. TÜBİTAK’ın yüzde 100 Ar-Ge desteği sağlayacağı “yerli elektrikli araç üretimi” çağrısına başvuran ve ikinci aşamaya geçmeye hak kazanan firmalar, projelerinin ayrıntılarını sunmaya başladı. Hükümetin, aradığı yerli babayiğiti elektrikli otoda yaratmak amacıyla TÜBİTAK aracılığıyla başlattığı çalışma, daha somut bir hal aldı.

TÜBİTAK tarafından açılan çağrının ilk aşamasına başvuran ve burada yapılan eleme sonrası ikinci aşamaya katılma hakkı elde eden kuruluşlardan Anadolu Isuzu ve Karsan, projelerini TÜBİTAK’a sunduklarını açıkladı.

1 Otobüs ve 1 Ticari Araç

İkinci aşama için hazırlanan ve TÜBİTAK’a sunulan projelerden 5’inin binek otomobil, 1 adedinin ticari ve bir adedinin de otobüs olduğu belirtiliyor. KAP’a yaptığı açıklamayla TÜBİTAK’a ikinci aşama için başvuruda bulunduğunu bildiren Anadolu Isuzu’nun, “Elektrikli Otobüs” projesi üzerinde çalıştığı, bunun için Japon ortağından bağımsız olarak farklı kuruluşlarla işbirliği yaptığı belirtiliyor. Karsan ise, daha önceden, New York’taki “Geleceğin Taksisi” ihalesi için hazırladığı projenin bir de elektrikli versiyonunu üreteceğini bildirmişti.

Söz konusu ikinci aşamaya başvuran kuruluşlar arasında Nurol ve Derindere gibi firmaların da bulunduğu belirtiliyor. Derindere, dönüşümünü yaptığı elektrikli araçları satışa çıkarmış ve tamamen kendi projesi olan özgün bir araç üzerinde de çalıştığını bildirmişti.

Bunun dışında, söz konusu girişim içinde olmamalarına rağmen elektrikli araç konusunda ilerleme sağlayan üreticiler mevcut. Bunlar arasında elektrikli otobüs geliştiren Otokar, elektrikli Doblo projesini hazır hale getirip prototip üreten Tofaş da var. Renault ise, halen elektrikli Renault Fluence’ı Bursa tesislerinde üretiyor.

image.axd
Kesin Karar Birkaç Ay İçerisinde Çıkacak

TÜBİTAK’ın yüzde 100 Ar-Ge desteği vereceği yerli elektrikli araç ve teknolojileri konusundaki çağrının ilk aşamasına 20 firma başvurmuş, bunun 10 tanesi temmuz ayında yapılan değerlendirmeden sonra elenmişti.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, başvuruların üniversite, kamu ve özel sektör kuruluşlarının oluşturduğu Proje Yürütücüsü Kuruluşları’nın (PYK) yanında Elektrikli Araç Üretici Kuruluşları’nın (AÜK) oluşturduğu konsorsiyumlarca yapıldığını açıklamıştı. İlk aşamada gelen projelerin 12’si otomobil, 3’ü hafif ticari ve 2 adedi de otobüstü. Buna göre, PYK’lar tasarım, batarya, elektrikli motor ve araç kontrol sistemlerini geliştirmek için Ar-Ge yapacak, AÜK’ler ise bunları kullanarak yerli elektrikli aracı üretecek.

Kalan ve ikinci aşamaya başvurmaya hak kazanan 10 proje, ayrıntılarıyla bu ay sonuna kadar TÜBİTAK’a sunulacak. Son değerlendirmede yüzde 100 Ar-Ge desteği alacak 4 proje belirlenecek. Desteklenecek projelerin en fazla 4 yıl içinde tamamlanması istenirken, bu süre sonunda prototip araçlar hazır hale getirilecek. TÜBİTAK, sahip olduğu fikri haklarını, aracın Türkiye’de üretilmesi durumunda üretici kuruluşa devredecek.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, üretilecek söz konusu araçların ilk müşterisi olacak ve 5 yılda toplam 200 araç alacak.Bu araçların kamu alımlarında da yer almasına teşvikler etkinleştirilecek.

Milliyet Gazetesi kaynaklı bu haberimizi ulusal marka oluşturmak için destek arayan ve bu alanda projesi olan okurlarımız başta olmak üzere tüm okurlarımızın ilgi ve bilgisine sunuyoruz.

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Norveç’te elektrikli otomobil devrimi

Avrupa’nın en büyük petrol üreticilerinden biri olan Norveç’te, 2013 yılında şimdiye kadar satılan otomobillerin yüzde 9’u elektrik gücüyle çalışıyor.

Norveç her ne kadar Avrupa’nın en büyük petrol üreticilerinden biri olsa da İskandinav ülkesinde elektrikli otomobil satışlarında patlama yaşanıyor. Devlet teşviklerinin de etkisiyle Norveç dünyada kişi başına en çok elektrikli otomobilin düştüğü ülke durumunda.

Bu yıl kendisine elektrikli otomobil alan 4 bin Norveçliden biri olan Espen Andreassen, Norveç’te genel olarak otomobillerin pahalı olmasına rağmen elektrikli otomobillerden vergi alınmadığı için böyle bir karar aldığını belirtti. Fakat Andreassen’i cezbeden sadece elektrikli araçların fiyatı değil. Bu araçlara normalde yasak olan otobüs şeritlerini kullanma izni de veriliyor. Böylece elektrikli araç sahipleri, iş çıkışı yoğunlaşan akşam trafiğinde yolda harcadıkları süreyi yarıya indirebiliyorlar, ailelerine daha çok zaman ayırabiliyorlar.

Lobi çalışmalarının meyvesi

Norveç’te yaşanan elektrikli otomobil devrimi, özellikle son üç yılda büyük ivme kazandı. Bu hızlı gelişmenin arkasında ise elektrikli otomobil sahiplerinin ve onlar tarafından kurulan organizasyonların yıllardır süren lobi çalışmaları var. Norveçli Elektrikli Otomobil Derneği Başkanı Snorre Sletvold elektrikli otomobillerin bugün sahip olduğu avantajları elde etmek için çok çalıştıklarının altını çizdi. İlk başta sadece ithalat vergisi ve ilk kayıt vergisinden muafiyet avantajı varken, elektrikli araç sahipleri şimdi bedava park yeri ve otoyollardan ücretsiz geçiş haklarına sahipler. Ayrıca katma değer vergisinden muaflar ve otobüs şeritlerini kullanabiliyorlar.

Çevre politikalarına etkisi tartışmalı

Ülkedeki elektrikli araçlara yüksek talep aynı zamanda çevreye de etkide bulunuyor. Norveçli otomobiller kilometre başına doğaya ortalama 118 gram karbondioksit salıyor. Bu rakam geçen yıl 125’ti. Norveç bu rakamlarla AB’nin koyduğu çevre şartlarını büyük farkla yerine getirmiş oluyor.

Eleştiriler ise Norveç’in küresel ısınmadaki payına bakıldığında, ülkedeki elektrikli araç kullanımındaki artışın devede kulak kaldığına odaklanıyor. Norveç dünyada petrol ihracatında 8’inci doğalgaz ihracatında ise 3’üncü sırada. Çevre örgütü Friends of the Earth Norveç Başkanı Lars Haltbrekken Norveç’in, çevre konusunda en büyük darbeyi petrol ve doğalgaz üretiminde yaptığını vurgularken, yeni keşfedilen petrol ve doğal gaz yatağının doğaya saldığı karbondioksit miktarı 40 milyon otomobilin bir yılda atmosfere saldığı karbondioksit miktarına bedel olduğunu belirtti.

Bazı eleştirmenler de elektrikli otomobillerin modern fosil yakıtlarla çalışan otomobillerden daha az karbondioksit salmadığını ileri sürüyor. Bu çevreler akülerin üretimi ve imha edilmesi, ayrıca elektriğin üretilmesi için gerekli olan petrolün ve doğalgazın işlenmesi sonucu tahmin edilenden fazla karbondioksit açığa çıktığını belirtiyorlar.

Devletten teşvik sözü

Norveç Parlamentosu 2017’ye kadar elektrikli otomobiller için daha kapsamlı bir teşvik sözü verdi. Fakat satış rakamları böyle devam ederse bu avantajlı uygulamaları tekrar gözden geçirmek gerekecek. Zira elektrikli otomobillerin kullanımı yaygınlaştıkça bu araçların otobüs şeritlerini tamamen kapatması ihtimali gündeme gelecek. Bu hiç de uzak bir ihtimal değil. Zira güncel bir anketin sonuçlarına göre Norveçlilerin yarısından fazlası, bir sonraki araç olarak hibrit ya da elektrikli bir otomobil satın almayı tasarlıyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Lars Bevanger / Aslı Polatdemir

Editör: Başak Özay

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Mercedes eski elektriklilerini ortaya çıkardı…

Stuttgart’lı üretici yeni C-Serisi’nin tanıtımı öncesinde modelin geçmiş örneklerini ortaya çıkardı

Herkes benzinli ve dizel versiyonlarını hatırlıyor olsa bile, Mercedes-Benz 1991 Cenevre Otomobil Fuarı’nda 190 E Elektro’yu tanıtarak elektrikli otomobillerin öncülüğünü yapmıştı. Zamanın teknolojisiyle sodyum/nikel klorid pilleriyle ve 2 adet 22 bg’lik motoruyla otomobil 1400 kg’lık ağırlığa ve 110 km’lik menzile sahipti.

Alman üretici iki yıl sonra 1993 Frankfurt Otomobil Fuarı’nda bir elektrikli otomobil daha tanıttı. 48 bg güç üreten eşzamansız elektrik motoruna sahip olan bu otomobil gelişmiş Sıfır Emisyon Pil Araştırma Aktiviteleri (İngilizce kısaltması ZEBRA) pilleriyle yine yaklaşık 110 km’lik menzil sunarken aynı zamanda standart otomobille aynı iç mekan genişliğine sahipti.

Mercedes-Benz aynı fuarda “markanın hibrit teknolojisinin üretimde kullanması adına büyük bilgi sağlamış” iki farklı hibrit prototipi daha sunmuştu.

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter
Facebook Auto Publish Powered By : XYZScripts.com
Yandex.Metrica