Quantcast

1 trilyon doları Türkiye’ye çekme planı

Türkiye’de gizemli bir işadamı olası vizyonların çok üstüne çıktı ve müthiş açıklamalar yaptı.

Osman Fevzi Boyner, her alanda cari açığa ve enerji bağımlılığına çözüm arıyor. Boyner Ailesi’nde 60 yıl önce işleri kuran en büyük dedesinin adını taşıyan Osman Fevzi Boyner, her alanda cari açığa ve enerji bağımlılığına çözüm arıyor. TÜSİAD International Yürütme Kurulu Başkanı Boyner, derneği BRIC ülkelerine açmak istiyor. Boyner, Abu Dabi’nin 1 trilyon dolarlık fonu da dahil olmak üzere petrol üreten ülke fonlarını Türkiye’ye çekmek amacında.

Her ülkede olduğu gibi ünlü ailelerin öyküleri ilgiçeker. O ünlü ailelerin, “çok ünlü” olmayan bireyleri de mevcuttur ve onlar sessiz ve derinden gitmeyi tercih ederler. Kastamonu’nun Tosya ilçesinden çıkıp, İstanbul’a gelerek tekstil alanında üç oğluyla 1952’de Boyner Sanayi ve Altınyıldız şirketlerini kuran Osman Fevzi Boyner, 102 yaşında 1973 yılında öldüğünde Boyner ve Altınyıldız markaları ülke çapında ünlenmişti. Oğulları İsmail, Hasan ve Fazıl beyler, yünlü tekstilin her alanında işi büyüttüler, onların oğulları da babalarının izinden gittiler. Hasan Boyner, onun oğlu Ali Osman Boyner ve onun oğlu Cem Boyner, ailenin popüler tarafında isimlerini çok duyurdular. Aynı işi yapsalar da Fazıl Boyner yanında İsmail Boyner tarafında da popülerlik fazla oluşmadı. Bu haftanın konuğu olarak ağırladığım Boyner Ailesinin kurucusu en büyük dedenin aynı adı taşıyan torun çocuğu Osman Fevzi Boynerle ilginç bir söyleşi gerçekleştirdik.

İstemese de popüler olacak

Şu anda fazla popüler olmak istemese de Osman Fevzi Boyner, gelecek günlerde adını çok duyurmaya aday görünüyor. Doğan Medya Grubu’nun patronu Aydın Doğan’ın kızı Hanzade Doğan Boynerle evli olması yanında daha çok girişimciliği ve yeni yatırımlarıyla dikkatleri üzerine çekecek. Kendisiyle “Cari açık nasıl çözülür” konulu bir yazım üzerine tanıştık. Boyner Sanayi firmasını da ailesiyle yöneten Osman F. Boyner, aynı zamanda TÜSiAD’ın uluslararası (International) Başkanlığı’nı da yürütüyor. Ülkenin cari açığına fayda sağlayacak yeni işler geliştirmenin yanında enerji verimliliğine çözüm sağlayacak projelerle uğraşmayı misyon edinen 36 yaşındaki Boyner, elektrikli oto ve otobüs dahil birçok proje üzerine çalışıyor.

■ Bugüne kadar fazla medyada görünmediniz. Boyner Ailesi’nin hangi tarafında yer alıyorsunuz?

Sanırım ailemden, muhafazakarlıktan gelen bir alışkanlığım var. Fazla konuşmayı ve kendimden söz etmeyi pek sevmiyorum. Biliyorsunuz, kökenimiz Kastamonu Tosya’dan geliyor. Ailenin en popüler tarafı olan Cem Boyner ile amca torunlarıyız.

■ Muhafazakar olduğunuzu söylediniz. Bunu nasıl anlamalıyız?

Yenilikleri de gelenekleri de birlikte yaşamayı severim. Mesela, İngiltere ve ABD’de okurken birkaç defa ‘umre’ye gidip geldim. Çok konuşmayı, kendimden bahsetmeyi fazla sevmem. Bizim aile geleneğimiz böyle.

■ Size adını veren Boyner’in ailedeki konumu neydi?

Benim adını aldığım büyük dedem 1871 doğumlu Osman Fevzi Boyner, ailenin de en büyüğü oluyor. Onun üç çocuğu var. İsmail Bey benim dedem, Fazıl Bey ile Hasan Bey de onun kardeşleri. Hasan Bey’in oğlu Ali Osman Bey, bildiğiniz Osman Boyner. Onun oğlu da Cem Boyner. Üç kız kardeşi bulunuyor. Büyük büyük dede Boyner, 1973’te vefat ediyor. Ben ise 1974’te doğuyorum. Öldüğünde 102-103 yaşında diye biliniyor. Bu büyük dedemiz, babama “1934’te Münih’e gittim ve orada Adolf Hitler’i gördüm” diye anlatırmış. Düşünsenize oraya gittiğinde 60 yaşındaymış.

▼ TÜSİAD’da uluslararası (International) başkansınız. Neden başkan oldunuz?

TÜSİAD İnternational’ı 2001 ‘de derneğin bünyesinde Aldo Kaslowski kurdu. 2003’de bana “Gel bize katıl, yönetim kurulu üyesi ol” dedi. Bizim bir yönetim şeklimiz var. Yürütme Kurulu diyoruz ona. 10-12 kişiyiz. Kaslowski, 2009’un Haziran’ında başkanlığı teklif etti, kabul ettim. TÜSİAD 2001 ‘e kadar Türkiye’de hiç iş geliştirme konuşmamış. TUSKON’a bakıyorsunuz, hep iş geliştirme konuşuyor, başka bir şey yok. Üye işadamları, “Türkiye AB’ye üye olur, daha iyi bir yere gelirse, bizim de işlerimiz daha iyi olur” demişler. 1970’lerde kuranlar da böyle bakmışlar ama 2000’lere gelindiğinde işler değişmeye başlıyor. Şimdi yaptığımız dış dünya ile diyalog kurmak. Çünkü, bizim gibi kuruluşlarda başarıyı ölçmek zordur.

▼ Dışa açılırken en cazip çalışmanız hangisi?

Dünyada petrolden para kazanmış ülkelerin devlet fonları var. Buna Soverign Wealth Funds diyorlar. Norveç’in var mesela. “Harcamayalım, bu parayla yatırım yapalım” istiyorlar. Abu Dabi’nin tam 1 trilyon dolarlık fonu mevcut. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan da bu fon için gidip geliyor. Avusturalya ve Çin’de de var. İstedikleri ülkelere yatırım yapıyorlar. Sürekli onlarla konuşuyoruz. Amacımız, o fonların forumlarından birisini Türkiye’de yapıp, ülkeyi tanıtmak ve yatırım çekmek.

Neler yaptınız bugüne kadar?

Son iki üç yılda TÜSİAD’ın dışa açılımına baktığınız zaman BRIC var. Dedik ki, TÜSİAD’ın bir BRIC stratejisi olmalı. Çünkü, bir ABD, bir AB ile iyi ilişkile rimiz, ofislerimiz var ama geleceğin 4 ülkesi Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’le yok. 2004’te ilk kez Rusya’ya gittik. Gelecek yaz “St. Petersburg Forumu” var. Bu “Rusya’nın Davos”u olarak biliniyor. Haziranda o foruma katılacağız. Orada zengin bir “Türkiye Paneli ” yapacağız. En yakın etkinliğimizi ise Almanya’da 31 Ekim’de, Türk-Alman iş adamlarının katılımıyla bir “CEO Forumu” yapıyoruz. Başbakan Angela Merkel’le bizim Başbakan Tayyip Erdoğan da inşallah gelip açılış konuşmaları yapacaklar.

■ Siz, aileden tekstili aldınız, bugüne geldiğimizde üzerine neler koydunuz?

Enerji verimliliği alanında çalışıyorum. Çünkü bu konu giderek çok önemli hale geliyor. İki şirket kurduk. Birisi BD Otomotiv ve Elektrikli Araçlar, ikincisi de BD Yapı. Çinli elektrikli otomotiv ve pil devi BYD ile çalışıyoruz. Her üç cep telefonundan birisinin pilini bu firma üretiyor. BYD ile ortak üretim de planlıyoruz. Çünkü, artık benzinli araçların dönemi bitti. Şu anda hafif ticari araçlarda 350 elektrikli oto sattık. Avrupa’da bu alanda satılan tüm araçların sayısı 1500. İtalya’da 15 mühendisin çalıştığı bir fabrika kurduk. Araçların diza-ynını biz yapmıyoruz. Kafesini alıyoruz. Ayrıca, elektrikli otobüs de getirip satacağız. Londra’da ünversitedeyken üzerinde çalıştığım lityum iyonlu pille de ilgili projelerimiz devam ediyor.

■ Peki, BD Yapı ile ne yapmayı amaçlıyorsunuz?

Amacımız, binalarda enerji kullanımını azaltmak. Araştırmalara göre binalarda enerjinin yüzde 80’i ısıtma, soğutma ve aydınlatmaya gidiyormuş. Yeni bir teknoloji getiriyoruz. Buna ‘üç cam’ diyebiliriz. Çok camlı binalarda iki camın arasına bir ‘film’ konuluyor, üç cam performansı sağlanıyor. Bu filmi, getirip muhtemelen Çankırı’da kuracağımız fabrikada üreteceğiz. Belki, Avrupa’da da fabrika kuracağız. Film, ABD New York’taki Empire State binasında kullanıldı. Bir başka ürünümüz ise normal ampule göre hem ısınmayan hem de uzun ömürlü olan ‘led ampul’.

■ Siz de elektrikli araç kullanıyor musunuz?

Ticari arabada eşim bundan hoşlanmıyor. Onun için henüz kullanmıyorum.

* Elektrikli otoya neden merak saldınız?

Bugün dünyada 1 milyar araba var. Geçenlerde dev petrol şirketi Shell’in Dünya CEO’su Peter Voser bile açıkladı ve dedi ki, “2050’de dünyada 2 milyar araba olacak, bunun da yüzde 40’ı elektrikli olacak.” Artık bunun ötesi yok. İngiltere’de bir araştırma yapılmış. İnsanlar günde 150 kilovat/saatlik elektrik kullanıyor. Benzinlide 100 kilometreye 30-40 lira harcıyoruz, elektriklide sadece 1.5 lira. Bütün araçlaları elektrikliye çevirsek petrole verdiğimiz parada yüzde 30 tasarruf sağlarız. Yeni işlerimizin fikri bunlardan çıktı.

* Sahibi olduğunuz Boyner Sanayi, şu anda neler üretiyor?

Elyaftan yünlü iplik yapıyoruz. Çorlu ve Çankırı’da iki fabrikamız bulunuyor. Yani, 1952’de kurulduğunda ne yapıyorsak bugün de aynı işi yapıyoruz. Fazıl ve Hasan amca beraber kalıyorlar. Yani Altınyıldız’ı yönetiyorlar. 1980’li yıllarla beraber Cem Abi’nin (Boyner) yolculuğu da başlıyor. Çarşı’yı kurarak mağazacılık alanına giriyor. Bildiğimiz hikayeler bugün de devam ediyor. Gayrimenkuller de diğer Boyner’lerle ortaklıklarımız var ama genel işlerde ayrıyız.

* Dışarıda oku burada iş yap

İstanbul Alman Lisesi’nde okudum. Daha sonra Londra’da Imperial Kolej’de elektrik-elektronik mühendisliği eğitimi aldım. Almanca ve İngilizce ile az da Fransızca biliyorum. ABD’ de de MİT’te İş İdaresi dalın da MBA, Harvard Üniversitesi John F.Kennedy Okulu ‘nda da Kamu Yönetimi’nde yüksek lisans yaptım. Bence imkanı olan gençler, yurtdışında okuyup dünyayı görmeliler. Sonra da gelip burada iş yapmalılar.

* Genç bir işadamı olarak eğitim sistemini nasıl buluyorsunuz?

Birçok eksiği var. Mesela ben iyi mühendis hatta İngilizce bilen sekreter bile bulamıyorum. Hayata yönelik eğitim olmalı. ABD’ de 1999-2001 arası kamu yönetimi masterı sırasında yazdığım tezlerden biriside “ Türkiye’nin eğitim politikasına nasıl olmalı?”ydı. Kısa dönemde yapabileceğimiz önemli şeyler var. Mesela as kerlik. Eğer istenilirse o süreyi, 8-10 veya 12 ayı çok verimli kullanabilirsiniz. İnsanlara bilgisayar ve İngilizceyi bile öğretseniz, daha sonra işlerine çok yarar. Benim gördüğüm en büyük açık eğitim.

Perihan ÇAKIROĞLU – BUGÜN

http://finans.samanyoluhaber.com/h_689066_Ekonomi-1-trilyon-dolari-turkiyeye-cekme-plani.html

Share this:
Share this page via Email Share this page via Stumble Upon Share this page via Digg this Share this page via Facebook Share this page via Twitter

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook Auto Publish Powered By : XYZScripts.com
Yandex.Metrica